Mustafa Kumanova

Tüm dünyada üzerine ölü toprağı serilen Sol bir kez daha şaşkınlık içerisinde 1 Mayıs’ı kutlayacak. Neyin ne olduğunu kimsenin bilmediği bir karmaşa ve kargaşalıkta.

 

İki yıl önce dile getirilse “çok film seyretmişsin” karşılığını alabilecek distopik bir atmosferin habercisi bir virüsün gölgesinde başkaldırı ve coşkunun timsali 1 Mayıs’ı isyanın kaldırımları yerine buruk bir hüzün içerisinde sınırlı ve kısıtlı imkanlarla kutlayacağız. Tüm dünya bir kapana kısılmış durumda. Labirent analojisi ilk defa tüm gerçekliğiyle karşımıza dikiliyor. Çıkış belirsizliğine rağmen 1 Mayıs, bir nebze de olsa, bir gün de olsa, evlerin ve apartmanların balkonlarında kutlanmak zorunda kalınsa da umudun meşalesini her sene taşımayı sürdürüyor.

Zengin ve yoksul arasındaki makasın tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar açıldığı ve şu salgın günlerinin kaotik atmosferinde zenginlerin servetlerine servet kattıkları bir ortamda ulus-devletler ve onların sözde “bağımsız” merkez bankaları işçi sınıfına sadak dağıtırlarken, bastıkları karşılıksız paralar ile tahvil piyasalarını ve borsaları paraya boğarak finans aristokrasinin lümpenlerini sevindiriyorlar. Gasp edilen toplumsal servetin altında kalanlar ise en alttakiler oluyor. Din ve milliyetçilik ile karınları doyurulan en alttakiler!

Tüm dünyada üzerine ölü toprağı serilen Sol bir kez daha şaşkınlık içerisinde 1 Mayıs’ı kutlayacak. Neyin ne olduğunu kimsenin bilmediği bir karmaşa ve kargaşalıkta. Meçhul bir virüs, çaresizliğin altında gün geçtikçe insanlığı kuşatarak allak bullak ediyor. Ve tüm bu musibet içinde insanlar yollarını bulmakta zorlanıyorlar, ekonomik çıkarlar insani değerler karşısında galebe çalıyor ve insanlık, tarihin pek çok döneminde olduğu gibi, bir kez daha ezen seçkinlerin ve onun politik uşaklarının prangası altında yalpalamaya devam ediyor.

Oysa,

tarihte umutsuzluğun her yeri kapladığı bir anda ölü toprağı serpilmiş umudun üstünü aralayanlar her zaman ezilenler oldu. En umutsuz yerlerde umudun kapısını ardına kadar açanlar hep ezilenler oldu. Kimi zaman Paris’in sokaklarında, kimi zaman Chicago’nun Haymarket Meydanı’nda, kimi zaman 1917 Şubat’ının St. Petersburg’unda, kimi zaman Fatsa’nın çamurlu yollarında, kimi zaman Sefaköy Söğütlüçeşme’nin kaldırımlarında umut ışığını yakanlar hep onlar oldu.

Toplumun tüm ezilenleri, yoksulları ve baldırı çıplakları, toplumun bir araya gelmesi imkânsız görünen tüm kimlikleri devrim bayrağı altında kimi zaman “tarihin lokomotifi” kimi zaman da “tarihin imdat freni” oldular.

Ve her 1 Mayıs’ta tarihin o lokomotifinde o imdat freninin çekilmesini umudumuzu yitirmeden bekliyoruz. Ve her 1 Mayıs’larda bekleyeceğiz…

1 MAYIS İŞÇİNİN EMEKÇİNİN BAYRAMI

DEVRİMİN ŞANLI YOLUNDA İLERLEYENLERİN BAYRAMI

 

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x