11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü: AKP/Yargı işbirliğiyle çocuk istismarı arttı

11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ne ilişkin yapılan açıklamalarda, iktidarın çocuk düşmanı politikaları nedeniyle kız çocukları bakımından daha fazla haklarının ihlal ettiğinin altı çizildi. Soruna yönelik köklü bir çözümün derhal bulunması istenen açıklamalarda, İstanbul Sözleşmesi’nin derhal yeniden tarafı olma çağrısı yapıldı. 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2021 yılında Türkiye, Kanada ve Peru’nun girişimleri sonucunda kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla 11 Ekim’i “Dünya Kız Çocukları Günü” olarak ilan etti.

Kız çocuklarının dünyanın her yerinde karşılaşmakta olduğu toplumsal cinsiyet eşitsizliği, eğitim, sağlık ve sosyal haklara erişim sorunlarına vurgu yapmak amacıyla her yıl 11 Ekim’de kutlanıyor. Kız çocuklarının güçlenmesi için yapılan sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasi yatırımların arttırılması yoluyla var olan yoksulluk, şiddet, dışlanma ve ayrımcılığın önüne geçmesini sağlanmasını isteyen demokratik kitle örgütleri 11 Ekim’e ilişkin açıklamalar yaptı.

İHD: SORUNA KÖKLÜ ÇÖZÜM BULUN
İnsan Hakları Derneği (İHD), Türkiye’nin Dünya Kız Çocukları Günü’nün kabul edilmesine ilişkin öncülük etmekle birlikte kız çocuklarının yaşadığı sorunlara hala köklü çözümler bulunmadığını kaydetti. Erken yaşta kız çocuklarının evlendirilmeleri, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve güvenli barınma koşulları bakımından kız çocuklarının daha fazla haklarının ihlal edildiğinin altı çizilen açıklamada, çocuk işçiliği yanında ev işlerinde de en çok kız çocuklarının emek sömürüsüne maruz kaldığını ortaya koyan araştırmalar hatırlatıldı.

Yaşanan sorunların temel ve süregelen sorunlar olduğundan çözüme dair yaklaşımların da sistematik, ölçülebilir ve sürdürülebilir olması gerektiğini belirten İHD, çözüm olarak şu önerileri sıraladı:
▪ “İstanbul Sözleşmesine derhal yeniden taraf olmalıdır.
▪ Kız çocuklarına karşı her türlü şiddet ve ayrımcılığın önlenmesi için Ulusal Eylem Planını, kadın ve çocuk hakları örgütlerinin katılımıyla; uluslararası hak belgelerinde sıralanan hakları içselleştirecek ve erişilebilirliği olacak şekilde hazırlamalı ve tüm kamu kurum ve kuruluşlarını kız çocuklarıyla ilgili her tür iş ve işlemi bu plan çerçevesinde yürütmekle yükümlü kılmalıdır.
▪ Kız çocuklarının toplumsal, sosyal, kültürel, eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik olanaklarından daha iyi yararlanabilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için gerekli olan kaynakları her düzeyde sağlamalıdır.”

EĞİTİM SEN: 18 YAŞIN ALTINDA EN AZ 440 BİN ÇOCUK DOĞUM YAPTI
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) ise kız çocuklarının okuldan, ekonomik ve toplumsal yaşamdan koparılmasının onları toplumsal cinsiyet eşitsizliği nedeniyle her türlü şiddete, istismara ve çocuk evliliklerine karşı savunmasız hale getirdiğinin altını çizdi.20 Nisan 2021’de TÜİK’in yayınladığı İstatistiklerde Çocuk Raporu’nu hatırlatan Eğitim Sen, rapora göre, son on yılda 16-17 yaş grubunda toplam 334 bin 738 kız çocuğu evlendirildiğini, İnsan Hakları Derneği’nin İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Raporu’na göre ise 2002’den bu yana 18 yaşın altında en az 440 bin çocuğun doğum yaptığını kaydetti.

Eğitim Sen açıklamasında, “Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı adli istatistiklere göre ise Türkiye’de 2019’da ‘cinsel dokunulmazlığa karşı suç’ kapsamında 48 bin 44 dava açıldı. Bunların 22 bin 15’ini çocuklara yönelik cinsel istismar suçları oluşturdu. Yine Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerine göre, 2012’de çocuğun cinsel istismarı davalarında suç sayısı 17 bin 589 iken, 2019’da bu sayı 22 bin 15’e çıktı. Durum böyle iken, MEB ve YÖK’ün ‘toplumsal cinsiyet eşitliği’ tutum belgesinden vazgeçmesi, MEB müfredatının toplumsal cinsiyet normlarını yaratmaya ve yeniden üretmeye katkıda bulunan yapısı, kadın ve çocuğu koruyan uluslararası sözleşmelerin uygulanmaması, iktidarın kadın kazanımlarını daraltan politikalarının birer sonucudur” dedi.

‘KAMUSAL ALANDAN DIŞLANMALARININ ÖNÜN AÇILIYOR’
Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ortaöğretim Kurumları Düzenleme Yönetmeliğinin 21. maddesinde; “Evli olanların kayıtları yapılmaz, öğrenci iken evlenenlerin okulla ilişiği kesilerek kayıtları e- okul üzerinden açık öğretim lisesine veya mesleki açık öğretim lisesine gönderilir” denilerek çocuk evliliklerinin olağan kabul edildiğini, ayrıca kız çocuklarının örgün eğitimden uzaklaştırılarak kamusal alandan dışlanmalarının önünün açıldığını vurguladı.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x