Hatay’ın İskenderun ilçesinde Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) öğrencisi olarak çalıştırılan Mahir Buğra Karagön’ün ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı.
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede iş yeri sahibi Sami Çelik ile elektrik işleri ve tadilatlarda görev aldıkları belirtilen Hacı Yaşarsoy, Halil Toktaş ve Kadir Altıntaş’ın cezalandırılması istendi.
İskenderun 12. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianame kapsamında dört sanık, “taksirle ölüme neden olma” suçundan yargılanacak. Davanın ilk duruşması 7 Ekim 2026’da yapılacak.
Metal dolabı tutarken akıma kapıldı
İddianameye göre olay, 1 Mayıs 2026’da Mahir Buğra Karagön’ün MESEM kapsamında çalıştırıldığı pastanenin imalathane bölümünde meydana geldi.
İş yerindeki metal malzeme dolabının duvara sabitlenmesi sırasında dolabı tutması istenen Karagön, elektrik akımına kapıldı. Hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki çocuk, sağlık ekiplerinin müdahalesine rağmen kurtarılamadı.
Otopsi raporunda ölümün, elektrik akımının vücuttan geçmesi sonucu solunum ve dolaşımın durmasına bağlı olarak gerçekleştiği belirtildi.
Bilirkişi raporunda güvenlik eksiklikleri
Dosyaya giren bilirkişi raporunda, dolabın montajında kullanılan iletken bir vidanın duvarın içinden geçen faz kablosuna temas ettiği ve metal gövdeye elektrik ilettiği tespitine yer verildi.
Soruşturma sırasında iş yerinde kaçak akım koruma rölesi ile uygun bir topraklama sisteminin bulunmadığı da belirlendi.
Savcılık, iş yeri sahibi Sami Çelik’in koruma ve denetim yükümlülüklerini yerine getirmediğini değerlendirdi. Dolabın montajında görev alan Hacı Yaşarsoy’un ise gerekli teknik kontrolleri tamamlamadan çalışmayı sürdürdüğü öne sürüldü.
Halil Toktaş ve Kadir Altıntaş’ın sorumluluğu da iş yerinde daha önce yapılan elektrik ve tadilat çalışmaları kapsamında bilirkişi raporlarına dayandırıldı.
Dört sanık da soruşturma aşamasında haklarındaki suçlamaları reddetti. Sanıkların cezai sorumlulukları ve kusur oranları yargılama sonucunda belirlenecek.
Elektrik kaçağı daha önce biliniyordu
İddianamede yer alan baba Abdullah Karagön’ün beyanına göre Mahir, ölümünden yaklaşık bir ay önce de aynı iş yerinde elektrik akımına kapılmıştı.
İş yeri sahibinin elektrik sorunundan haberdar olduğu ve tehlikenin bulunduğu dolaba uyarı yazısı asıldığı belirtildi. Ailenin avukatı Mehtap Sert, aynı pastanede çalışan başka bir öğrencinin de olaydan önce akıma kapıldığını öne sürdü.
Aile, daha önce yaşanan olaylara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığını ve çocukların çalıştırılmaya devam edildiğini belirterek ölümün öngörülemeyen bir kaza olarak değerlendirilemeyeceğini savunuyor.
Aile suçlamanın kapsamına itiraz etti
Aile avukatı, elektrik kaçağının önceden bilinmesi nedeniyle dosyanın yalnızca “taksirle ölüme neden olma” kapsamında ele alınmasına itiraz etti. Tehlike bilinmesine rağmen çalışmanın sürdürülmesinin daha ağır bir ceza sorumluluğu doğurması gerektiğini savunan avukat, davanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesini istedi.
Aile ayrıca Mahir’in pastacılık eğitimi alan bir öğrenci olmasına karşın neden elektrikli ekipmanların bulunduğu bölümde çalıştırıldığının ve metal dolabı tutması için talimatı kimin verdiğinin yeterince araştırılmadığını belirtti.
İddianamede MESEM ve 1 Mayıs bilgisi bulunmuyor
Ailenin aktardığına göre Mahir, resmî tatil olan 1 Mayıs’ta işe çağrıldı. Ancak kabul edilen iddianamede çocuğun MESEM öğrencisi olduğu ve 1 Mayıs’ta çalıştırıldığı bilgisinin yer almadığı bildirildi.
Karagön ailesi, çocuğun hafta sonlarında da çalıştırıldığını ve daha önce yaşadığı elektrik çarpması olayını bağlı bulunduğu MESEM’e ilettiğini öne sürdü. Gerekli denetimlerin yapılmadığını savunan aile, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı MESEM’in kurumsal sorumluluğunun da araştırılmasını ve uğradıkları zarar nedeniyle tazminat ödenmesini talep etti.












