Çarşamba, Ağustos 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

19 MART, KİTLE PARTİSİ VE İKTİDAR OLMAK

Naim Kandemir by Naim Kandemir
26/03/2025
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
19 MART, KİTLE PARTİSİ VE İKTİDAR OLMAK
0
SHARES
571
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

İnsan nedensiz sevebiliyor ama toplumsal olaylar ve toplumsal dönemeçler nedensiz gerçekleşmiyor. Bunların gerçekleşmesi halkın sabrı, iktidara verdiği krediye bağlı olarak zaman alabiliyor. Halk, aydın kesim gibi tepkisini göstermekte acul davranmıyor. Halksız bir toplumsal hareketlenme ve dönüşüm de bir avuç öncüyle gerçekleşmiyor. Denemeler olsa da genellikle devletin tenkiliyle sonuçlanıyor öncü hareketler.

***

2013 yılındaki Gezi’nin bileşenleri esas olarak sol kesim ve gençlerdi. Antikapitalist Müslümanlar ise bir renk olarak Gezi’de yer aldılar. Gezi, bildiğimiz gibi o tarihe dek Cumhuriyet tarihinin en kitlesel katılımlı hareketiydi. Polis kayıtlarına göre bile ülke sathında 7.5-8 milyon bireyin katılımı oldu ki toplam katılımın 10 milyonu bulduğunu söylemek yanlış olmaz.

19 Mart 2025 tarihinde başlayan protesto hareketlerinin şu an ulaştığı katılımcı sayısını tam olarak bilemiyoruz. Ama 19 Mart’ın Gezi’den iki farklı yanının olduğunu görüyoruz. Gezi’de liderlik ve hedef net olarak belli değilken, 19 Mart’ta başlayıp süren protesto hareketlerinde baştan beri liderlik ve hedef belli. Protestolar ilk günden başlayarak bir belediye başkanının meselesini aştı. İktidarın 23 yılda toplumun tüm kesimlerine yönelik yaptığı olumsuz uygulamalar ve tavırlar nedeniyle, bir sebeple bardak taştı ve toplum silkinip, korku çemberini yararak, tıpkı zamanında Fransa’da Charles de Gaulle’e “10 yıl yeter!” denildiği gibi bizde de halk iktidara “23 yıl yeter!” dedi.

Ülkenin ve toplumun düşürüldüğü haller ortadayken hâlâ dediğim dedik bir tarzdan vazgeçilmeyince karşılaşılan sonuç için hatırlanacak şarkı: Kendim ettim kendim buldum, oldu.

***

Son bir haftadır bu süreçte toplumu ve tepkilerini izlediğimizde Bulgaristan deneyimini hatırlıyoruz. Bulgaristan’da ilk önce Birleşik Cephe, sonra Halk Cephesi ve oradan da Vatan Cephesi örgütlenmesine geçilmişti. Bunun nedeni hayatın Bulgaristan’daki dayatmasıydı. Faşizme karşı mücadelede başarıya ulaşmak için cephe hareketi süreç içinde Birleşik Cephe’den Vatan Cephesi’ne gelerek faşizme karşı kitlesel, en geniş cepheyi kurarak zafere ulaşıldı. 1942’de Bulgaristan’da mücadele içinde en son kurulan Vatan Cephesi’yle faşizm’le vatan karşı karşıya geldi. Faşizme karşı vatan savunması yapıldı. Bu, ideolojiyi de aşan bir durumdu.

Deneyimler gösterdi ki mücadeleyi salt bir sınıfa indirgeyerek geniş bir cephe kurulamaz. Temelde, elbette sınıfsallık olacak bu örgütlenmede ama bunu tek sınıfa indirgeyerek başarıya ulaşmanın garantisi yok. Eğer başarıya ulaşılacaksa indirgemeci sekter yaklaşımdan uzak durup parçayı değil bütünü görebilmeliyiz.

Toplumsal olaylarda başarının amentüsü hayatın gerçeklerine göre hareket etmektir. Faust’taki meşhur, teori griyse, hayat yeşildir, sözünün üstüne Lenin’in (mealen), en doğru teori bile hayattaki gerçeklerin karşısında her zaman eksik kalır, sözünü de ekleyelim.

23 yıllık siyasal İslam iktidarının sonunda şunu bugün rahatlıkla söyleyebiliriz: demokratlar, devrimciler halk kitlelerine ve özellikle iktidara oy veren kitleye, onların savundukları ile yapacaklarının farklı olacağını, temellendikleri ideolojiden halkın ve ülkenin hayrına bir şey çıkmayacağını söyleseler, o kitlenin çoğunluğu onlara kulak asmaz(asmadı da) ve hatta önemli bir kısmı da böyle konuşanları çamur atmakla suçlardı(suçladı da). Yine halkın diliyle söylersek, bir musibet bin nasihatten iyi oldu ama halkın ve ülkenin 23 yılı boşa gitti ve bu yıllarda ülkenin ve toplumun yaraları irin bağladı.

Bu 23 yıllık bedbahtlık sürecinde karşı yaka ülkeye ve topluma musallat olurken, muhalefet yakasında da ana muhalefet partisine yenilgiler prensi de 13 yıl musallat oldu. Kurultaylar dışında hiçbir seçimi kazanamayıp koltuğunu korumayı bildi. Liderliği değil ama başkanlığı korumak için mezhep maymuncuğunu kullanmanın piri oldu. Torun sevecek yaşa geldiği halde nasıl bir hırsı varsa kaybettiği koltuğa tekrar sıçramak için erketeye yattı. 19 Mart’ta başlayan süreçteki tavırlarından hâlâ bu hırsını bilediğini anlıyoruz. Bu, güreşe doymayan yenik pehlivan 13 yıl boyunca ana muhalefetin âdeta Yunan mitolojisindeki Procrustes*’i oldu.

***

Ana muhalefet parti başkanı olup da bu süreçte muhalefetteki en büyük partinin iktidara gelmesi için ülkede ve toplumda her imkânın yeşerdiği bir ortamda bunu tek bir adamın başarısızlığıyla açıklamak bizi gerçekten uzaklaştırır.

Bu bahiste meselenin kökü kitle partisi olmaya dayanıyor. Kitle partisi ve onun lideri olmak bizim gibi hâlâ liderin peşinde giden toplumlarda başarının yolunu açabiliyor. Sandıktan muzaffer çıkmak için partinin ve liderin geniş bir yelpazedeki seçmen kitlesine hitap eden politikalara ve yeteneğe sahip olması gerekiyor.

Burada şu önemli; lider ve partisi sandıkta çoğunluğu sağlamak için, toplumun belirleyici kesiminin kendisi gibi düşünüp ve partisinin programını benimsemesini mi bekleyecek, yoksa lider olarak, partisiyle birlikte kendisini iktidara taşıyacak kesimlere doğru adımlar atıp, söylem ve politikalar geliştirecek mi? Eğer kitle partisinin temel motivasyonu ve amacı iktidara gelmek ise bu tercih doğrultusunda yol almaktan çekinmeyecektir. Yok, lider ve partisi, ben ve partim görüşlerimizi esnetemeyiz, diyorsa o zaman kitle partisi olmaktan ve bu nedenle çoğunluğun oylarını alamayıp iktidara gelememekten dert yanmamaları gerekir.

İktidara yönelik seçmen yelpazesini genişletmenin adını sol partiler için halkçılaşmak olarak isimlendirebiliriz. Tabii, bunu salt sınıfsal desteği önemseyip ve sınıf iktidarına yönelik bir tercihle yapmak, en azından sandıkta bunu yakın vadede yapabilmek kolay olmayıp, çok uzun bir zaman gerektirecektir ki bu partinin ve liderinin tercihi olabilir, ancak halkın buna dayanma gücünün olup olmadığının yanıtına göre karar vermek gerekir, eğer halk adına ve halk için politika yaptığını iddia ediyorsa partiler ve liderleri.

Bizde ve bizim gibi ülkelerde kitle partilerinin gelişip iktidara yürümelerinin önündeki en büyük engellerden biri de partinin etnisite ve mezhep temelinde örgütlendirilip politika üretmesidir. Bu temellerde parti kurmak olasıdır. Ülkemizde 1980’den önce Mustafa Timisi’nin başkanı olduğu Türkiye Birlik Partisi(TBP) vardı. Bu partinin faaliyet gösterdiği süre içinde seçimlerde aldığı oy ve çıkardığı vekil sayısı çok sınırlı kaldı…

Seçimde iktidara gelmek isteyen bir parti kitleselleşmek zorundadır. Kitleselleşmenin yolu da TBP’nin yıllar önce sonucunu aldığı yola tekrar girerek kotarılacak bir iş değildi. Kurulan delege ağıyla bir partinin lideri olup hep kurultay kazanırsınız ama karşı taraf da hep iktidar olur.

Aslında ana muhalefet partisinde olan özünde gerçek bir kitle partisi olunup olunmayacağıdır. 19 Mart’ta başlayan süreçte parti liderliği girdiği yolda durup, geri adım atmazsa ülkenin de toplumun da önü açıldığı gibi erketede bekleyen yenik pehlivanların da küçük olsun benim olsun hayalleri suya düşecek ve hobileriyle uğraşmaya çekileceklerdir.

*Kendisine konuk olan yolcuların boylarını yatağa uydurmak için, kol ve bacaklarını çekip uzatan veya kırıp kısaltan sadist ruhlu dev. Belirli kalıplar dışına taşan her şeyin standart bir yapıya sahip olması gerektiğini savunan görüşü de ifade eder. (Wikipedia)

 

 

Tags: Naim Kandemir
Previous Post

Umut-Sen’den 27-28 Mart’ta iş bırakma çağrısı

Next Post

Mart 2025’te açlık ve yoksulluk sınırlarında rekor artış

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

ANILARA KEFİL
Günlerden Sızan

ANILARA KEFİL

17/08/2026
TERZİ HASAN
Günlerden Sızan

TERZİ HASAN

31/07/2026
ARASTANIN GÜLLERİ-1
Günlerden Sızan

ARASTANIN GÜLLERİ-1

24/07/2026
SEÇİM ve MADALYONUN İKİ YÜZÜ
Günlerden Sızan

SEÇİM ve MADALYONUN İKİ YÜZÜ

13/07/2026
NERESİNDEN TUTACAĞINI ŞAŞIRMAK
Günlerden Sızan

NERESİNDEN TUTACAĞINI ŞAŞIRMAK

06/07/2026
İÇENE DE İÇMEYENE DE DERT OLAN ALKOL
Günlerden Sızan

İÇENE DE İÇMEYENE DE DERT OLAN ALKOL

03/07/2026
Next Post
Mart 2025’te açlık ve yoksulluk sınırlarında rekor artış

Mart 2025'te açlık ve yoksulluk sınırlarında rekor artış

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

by Rabia Baldemir
18/08/2026
0

Paula Maier’in anlattığı cinsel saldırıyı yalnızca gözaltında gerçekleşmiş bireysel bir saldırı olarak ele almak, yaşananın politik niteliğini eksiltir. Burada bir...

ABD-İran hattında ateşkes çıkmazı: Tahran’dan “tam saldırı” tehdidi

ABD-İran hattında ateşkes çıkmazı: Tahran’dan “tam saldırı” tehdidi

by Sonhaber
18/08/2026
0

ABD ile İran arasında haziran ayında varılan geçici mutabakatın 60 günlük müzakere süresi, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamadan sona erdi. Washington...

İzmir’de taşeron işçiler yeniden eylemde: İş bırakma gündemde

İzmir’de taşeron işçiler yeniden eylemde: İş bırakma gündemde

by Sonhaber
18/08/2026
0

İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı modüler tuvalet ve bebek bakım alanlarında çalışan taşeron işçiler, çalışma düzenlerinin değiştirilmesi talebiyle Kültürpark’taki belediye holleri...

Asgari ücret mutfağa yetmiyor: Açlık sınırı 49 bin 556 lira

Asgari ücret mutfağa yetmiyor: Açlık sınırı 49 bin 556 lira

by Sonhaber
18/08/2026
0

Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin ağustos ayına ilişkin çalışması, ücretlerle temel yaşam giderleri arasındaki makasın büyüdüğünü ortaya koydu. BES-AR’ın gıda...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik