Nisan 2020

Çocukluğumun lacivert günleriydi. Bakırköy Taş mektep ilkokul 4.sınıf öğrencisiydim. Ders, ödev satranç gibi zor geliyordu. Okulu kırmıştık Tamer'le. Tren istasyonu, düdük çalan kondöktürler.  Makas değiştirirken trenin çıkartığı ray sesleri hala kulaklarımda. Bilek gücü ile açılan tren kapıları, esen rüzgarlar, yüzü yalayan, saç tarayan esintileri hala

İyi ki doğdun Yılmaz Güney. Ustayı ilk çocukluğumda gördüm. İlkokul kaçıncı sınıftı hatırlamıyorum. Efe kıyafeti içinde, bir kalabalıkla birlikte okulun bahçesinde karşıdan doğru, yüzünde muzip bir gülümseme üzerime üzerime geliyordu. Ayağımın titrediğini bugün gibi hatırlıyorum. Yılmaz Güney’di o heybetli adam. Galiba bir filmin çekimindeydi. O gün