Pazartesi, Haziran 8, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekonomi

2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (I)

Dünya ekonomisinin görünümü bize ne söylüyor?

Mustafa Durmuş by Mustafa Durmuş
09/02/2026
in Ekonomi, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (I)
0
SHARES
333
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Kapitalist-emperyalist sistemin çoklu krizleri 2025 yılına damgasını vurdu ve bunlardan bazılarının 2026 yılında çok daha etkili olması bekleniyor.

Bu krizler, kendini “ekonomik durgunluk”, “yüksek işsizlik, “yüksek enflasyon” ve “finansal kriz” biçiminde gösteren “ekonomik kriz”; “aşırı hava hareketleri”, “orman yangınları”, “sel ve su baskınları” ve “hava kirliliği” biçiminde gösteren “iklim krizi”; “demokrasiden uzaklaşma”, “otoriterleşme” ve “aşırı sağcılaşma” biçiminde gösteren “politik kriz” ve “uluslararası çatışmalar”, “savaşlar” ve “ülke işgalleri” biçiminde gösteren “jeopolitik krizler” olarak ortaya çıkıyor.

Nitekim ocak ayında toplanan Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda dünyanın karşı karşıya bulunduğu risklerin ilk ikisi, önem derecesine göre, şöyle sıralandı: Jeo-ekonomik çatışma (yüzde18), devlet temelli silahlı çatışma (yüzde  14).  (Bu ikisi birlikte “Jeopolitik Risk” olarak tanımlanıyor ve toplam riskin üçte birini oluşturuyor). Aşırı hava koşulları yüzde 8 ile üçüncü, toplumsal kutuplaşma-yanlış bilgi ve dezenformasyon yüzde 7 ile dördüncü ve ekonomik durgunluk yüzde 5 ile beşinci sırada riskler olarak sıralanıyor.

Küresel ekonomik büyüme yavaşladı!

Kapitalist sistem özü itibarıyla bir sermaye birikim sistemidir. Sermaye birikiminin kaynağı ise kâr ve bunun da kaynağı işçilerden gasp edilmiş olan artı değerdir. Bir kapitalist ekonomide sermaye birikimin hızlanması onun “gayrisafi yurt içi hasıla” adı da verilen ulusal gelirinin düzenli bir biçimde büyütülmesiyle mümkün olabiliyor. Bu anlamda ekonomik büyüme, kapitalizm için kaçınılmaz bir gerekliliktir. Öyle ki sermaye birikimini sürdüremeyen, yani yeterince büyüyemeyen bir ekonomi krize girer.

Bu çerçevede dünya ekonomisini ele aldığımızda; 2008-2009 ve 2020-2021 gibi yıllar dışında dünyadaki ortalama ekonomik büyümenin pozitif olduğu ancak bunun 1990’ların ortalaması olan yıllık yüzde 4-5’in oldukça gerisinde kaldığı görülüyor. Yani dünya kapitalizmi, ikinci en büyük krizi olan 2008 ‘Büyük Resesyonu’ndan (daralma) hala tam anlamıyla çıkamadı.

2026 yılında en hızlı büyümesi beklenen ekonomiler

İçinde bulunduğumuz 2026 yılında dünyanın bazı ekonomileri için tahmin edilen büyüme oranları ise aşağıdaki tabloda gösteriliyor:

Küresel reel GSYH büyümesinin 2026 yılında yüzde 3,1 olması (2025 için öngörülen yüzde 3,2’lik büyüme oranının biraz altında kalması) ve birkaç yıllık ekonomik dalgalanmanın ardından, 2026 yılında büyümenin dünya genelinde dengesiz seyretmesi bekleniyor.

Küresel büyümenin genel olarak istikrarlı seyredeceği öngörülse de enerji üretimi, ticaret engelleri, mali koşullar ve demografik eğilimler gibi faktörlerin etkisiyle büyüme ivmesi ülkeden ülkeye büyük farklılıklar gösterebiliyor. Sonuç olarak, bazı ekonomiler hızlı büyüme potansiyeline sahipken, diğerleri daha mütevazı bir görünüm sergiliyor.

Örneğin Guyana’nın, büyük bir petrol patlamasının desteğiyle 2026 yılında yüzde 23’lük reel GSYH büyümesi kaydetmesi ve bu oranla küresel olarak en yüksek büyüme oranına ulaşması öngörülüyor. Türkiye ise toplam 190 ülke arasında, yüzde 3,7’lik bir büyüme beklentisi ile 71.sırada yer alabiliyor.

Diğer yandan, aynı tabloda 2026 yılında büyüme tahminleri sıralanan dünyanın en büyük ilk 20 ekonomisi olan G-20 ekonomilerinin, dünyadaki üretimin yaklaşık yüzde 85’ini gerçekleştirdiği tahmin ediliyor. Dolayısıyla bu ekonomilerin büyümesindeki herhangi bir yavaşlama, genel olarak dünya ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

Trump’la birlikte küresel ekonominin kuralları değişiyor!

Trump’ın, ikinci kez ABD gibi emperyalist kapitalist sistemin amiral gemisi niteliğindeki bir ülkenin başına gelmesiyle küresel ekonominin kuralları da değişmeye başladı. Ulusal ekonomiler, kurumlar ve piyasalar, orta vadeli büyüme beklentilerinin zayıf olduğu ve makroekonomik politikaların yeniden ayarlanmasını gerektiren, daha fazla korumacılık ve parçalanmanın damgasını vurduğu bir ortama uyum sağlamaya çalışıyorlar.

Ekonomik büyüme beklentileri de bu gelişmeyle birlikte değişmeye başladı. ABD’nin 2025 yılı şubat ayında yüksek gümrük vergileri uygulamaya başlamasının ardından yapılan anlaşmalar ve (sonradan yapılan değişiklikler bazı aşırılıkları hafifletse de), küresel ekonominin istikrarı ve gidişatı hakkındaki belirsizlik hâlâ ciddi boyutlarda sürüyor. Bu arada, bazı gelişkin ülkelerin yapmakta oldukları ‘uluslararası kalkınma yardımları’nda önemli kesintiler yapıldı ve göçmenlik konusunda yeni kısıtlamalar uygulanmaya başlandı.

Uluslararası örgütler iyimser ama temkinli

Uluslararası Para Fonu (IMF), küresel ekonomik büyümenin 2025’te yüzde 3,1’e gerileyeceğini (2024’te yüzde 3,6 idi) öngörüyor. Ancak bu büyümenin önemli kısmı gelişkin ekonomilerden ziyade azgelişmiş ekonomilerden kaynaklanacak. 2026’da ise; gelişkin Avrupa ekonomilerinin yaklaşık yüzde 1,6 ve ABD’nin yüzde 2,1 büyüyebileceği tahmin ediliyor. Azgelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerin ise ortalama yüzde 4,0’ın biraz üzerine büyümesi öngörülüyor. Avrupa’daki aralarında Türkiye ekonomisinin de bulunduğu yükselen ve azgelişmiş ekonomilerin büyüme hızı daha düşük olacak: yüzde 2,2. Türkiye ekonomisinin 2026 yılında büyüme hızının ise (daha önce de belirtildiği gibi) yüzde 3,7 olması bekleniyor. (1)

Diğer yandan, Dünya Bankası 2026 yılı için daha kötümser bir bakışa sahip. Bu örgüte göre, küresel büyüme 2026 yılında yüzde 2,6’ya gerileyecek. Özellikle, firmaların stok birikimini azaltması ve gümrük vergilerinin etkisinin artmasıyla, dış ticaret büyümesi zayıflayacak. Bu durum, dış ticaret mallarına olan talebin yavaşlamasına ve önemli ekonomilerde iç talebin zayıflamasına yol açacak. 2027 yılına kadar, önceki parasal gevşeme iç talebi destekleyecek ve belirsizliğin azalmasıyla ticaret toparlanacağı için büyümenin yüzde 2,7’ye yükselmesi bekleniyor. (2)

Kârlılıktaki düşüş

Ekonomik büyümedeki bu gerilemede; Trump’çı gümrük vergileri şokunun (başlangıçta açıklanandan daha küçük olmasına rağmen), belirsizliklerin ve korumacılığın yarattığı olumsuz etkiler kadar, kâr oranlarının azalmasının da etkisi var.

Çünkü kapitalist sistemin damarlarındaki kan gibi zaruri olan kâr oranlarının azalması (kârlılığın azalması) büyük ekonomik krizlerin asıl nedenini oluşturuyor. Kârlılık azalınca yeni yatırımlar azalıyor, bu da üretimin ve tüketimin yavaşlamasıyla sonuçlanıyor.

Ekonomik büyümeyi yavaşlatan diğer faktörlerse; Trump’çı gümrük vergileri ve korumacı politikalar sonucunda dünya ticaret hacminin daralması, çatışmalar ve savaşlar yüzünden tedarik zincirlerinde ortaya çıkan kopma ve diğer jeopolitik gerilimler olarak sıralanıyor.

 

Devam edecek…

 

Dip notlar:
(1)     IMF, World Economic Outlook, October 2025, https://www.imf.org (16 Ocak 2026).
(2)     World Bank, Global Economic Prospects, https://www.worldbank.org/en/publication/global-economic-prospects (16 Ocak 2026).

 

 

 

Tags: Büyümedünya bankasıGSYHIMFKârlılıkKüresel riskMustafa Durmuş
Previous Post

Depremin üçüncü yılında…

Next Post

Yargıtay’dan emsal karar: “Kirayı elden ödedim” savunması tanıkla ispatlanamaz

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş

Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun oldu. 'Güney Kore'de İhracata Dönük Sanayileşme Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989). TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı/öğretim üyesi, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Gazi Üniversitesi İİBF'de ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Şu an emeklidir. T24 ve Yeni Yaşam Gazetesi yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve “Kamu Ekonomisi” (2008), “Kapitalizmin Krizi” (2009), “Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi” (2018), “Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik” (2019) ve “Demokratik Katılımcı Ekonomi” (2023) adlı kitapları ve çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunmaktadır. Durmuş, “Yaşamın Temel Ekonomisi” (2021), “Dünya Ekonomisini Anlamak” (2021), “Türkiye Üzerine Politik İktisat Yazıları” (2022) ve “Siyasi Ekoloji” (2022) ve “Sosyo Ekolojik Bir Toplum İçin Ne Yapmalı” (2024) adlı editörlü kitapların da yazarları arasında bulunuyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Bilerek ve isteyerek (2): Oyunun ikinci perdesi
Ekonomi

Bilerek ve isteyerek (2): Oyunun ikinci perdesi

22/05/2026
Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!
Manşet Haberler

Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!

11/05/2026
Enflasyon kaçınılmaz da halkı korumak tercihe mi bağlı?
Ekonomi

Enflasyon kaçınılmaz da halkı korumak tercihe mi bağlı?

06/05/2026
140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu
Manşet Haberler

140 yıl sonra 1 Mayıs’ta Dünya ve Türkiye işçi sınıfının durumu

02/05/2026
ABD/İsrail savaşı kaybediyor, faturayı dünya halklarına kesiyor!
Yazarlar

ABD/İsrail savaşı kaybediyor, faturayı dünya halklarına kesiyor!

16/04/2026
Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor
Manşet Haberler

Trump, nükleer silah bahanesiyle savaşı yeniden başlatıyor

15/04/2026
Next Post
Yargıtay’dan emsal karar: “Kirayı elden ödedim” savunması tanıkla ispatlanamaz

Yargıtay’dan emsal karar: “Kirayı elden ödedim” savunması tanıkla ispatlanamaz

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Durmak da Bir Eylemdir

Durmak da Bir Eylemdir

by Banu İmer
07/06/2026
0

Hayata bir camın arkasından bakar gibi yaşadığımız anlar olmuştur. Zihnimizi tamamen kapatıp kendimizi otomatik pilota teslim ettiğimiz anlar… Böyle anlarda...

Çifte Kavrulmuş

Çifte Kavrulmuş

by Korkut Akın
07/06/2026
0

Mizah, en zorlu toplumsal krizlerde ve baskı dönemlerinde bile sığınabileceğimiz en güvenli liman olarak tanımlanıyor ve “toplumsal bir düzeltme aracı”...

DİSK’ten Rahmi Koç’un sözlerine tepki: Ayrımcı söylem kabul edilemez

DİSK’ten Rahmi Koç’un sözlerine tepki: Ayrımcı söylem kabul edilemez

by Sonhaber
07/06/2026
0

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, iş insanı Rahmi Koç’un İzmir’de gerçekleştirilen bir hastane açılışında yaptığı konuşmaya ilişkin yazılı açıklama yayımladı. DİSK,...

DEM Parti’den süreç için hız çağrısı: Beklemede kalmak risk üretiyor

DEM Parti’den süreç için hız çağrısı: Beklemede kalmak risk üretiyor

by Sonhaber
07/06/2026
0

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, kamuoyunda “Terörsüz Türkiye” başlığıyla tartışılan sürece ilişkin...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik