Fransa’yı neler bekliyor?

HomeAvrupa

Fransa’yı neler bekliyor?

İlk turda oyların çoğunluğunu alan görevdeki Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve aşırı sağcı rakibi Marine Le Pen, ikinci turda 2017’de olduğu gibi yine cumhurbaşkanlığı yarışına girecekler. Avrupa basını, vaziyet benzer görünse de temel koşulların her ikisi için de nasıl değiştiğini tartışıyor.

Yeni bölünme halk ve seçkinler arasında

Seçimden sonra Fransa, Macron, Le Pen ve Mélenchon tarafından temsil edilen üç blok halinde bölünmüş görünüyor. Contrepoints, geleneksel çizgilerin ise anlamını yitirdiğini yazıyor:

“Sağ-sol ayrımının yerini, seçkinci blok ile halk bloku arasındaki bölünme aldı. Halk bloku, milliyetçi ve komünist kanatlardan oluşuyor ki, bu da ilk tur oylamada Emmanuel Macron tarafından temsil edilen seçkinci bloka avantaj sağladı. Eskiden PS [Sosyalist Parti] ve LR [Cumhuriyetçiler] arasında var olan ayrım artık yok. Yüzde 2 oy alan Anne Hidalgo ve yüzde 4,7 oy alan Valérie Pécresse ile eski siyasi sınıf, muhalefette oldukları beş yılı kendilerini yenilemek için kullanamadı.”

Artık klasik partiler yok

Ekonomist Daniel Cohen, L’Obs’taki yazısında son beş yıl içinde Fransa’nın siyasi yaşamında köklü değişimler olduğu yorumunda bulunuyor:

“Önce şu net tespiti yapalım: Artık geleneksel siyasi partilerin Fransa’da oynadığı bir rol kalmadı. Macron, Le Pen, Mélenchon ve Zemmour’un ortak noktası, gerçek bir adaylık sürecinden geçmemeleri. Hepsi de kendi kafalarına göre birer parti kurdular (partisi ona miras kalan Le Pen hariç) ve bu partilerin şimdiye kadarki tek adayları kendileriydiler (Jean-Marie Le Pen dahil). Bu dönüşümün önünü açan iki gelişme oldu: Artık yüksek otoritelere tahammülü olmayan bir kamuoyu ve her şeyin bir erkeğin ya da kadının seçilmesi etrafında döndüğü yozlaşmış bir beşinci cumhuriyet.”

Le Pen’in Rusya’yla yakınlığı unutuldu mu?

Helsingin Sanomat, Marine Le Pen’in halen bu kadar taraftar toplaması karşısında şaşkın:

“Finlandiya’dan bakınca, Fransızların Le Pen’in Rusya’yla olan bağlantılarını bu kadar çabuk unutması veya görmezden gelmeyi tercih etmesi şaşırtıcı. Umalım ki bu mesele ikinci tur oylama öncesi tartışma konusu olsun. Ukrayna’da savaşın sebep olduğu dehşetin görüntüleri buradan olduğu gibi Fransa’dan da görülebiliyor ve bunlara kimse kayıtsız kalmamalı. Elbette hür demokrasilerde yurttaşlar nasıl düşünüyorsa o doğrultuda oy kullanır. Ancak oy verme kabinine girdiklerinde, doğru bir karar verebilmek için adaylara ilişkin gerçekçi bir resme sahip olmaları gerekiyor.”

Sol seçmenin hayal kırıklığı

Siyaset bilimci Alexandru Gussi, Contributors blogunda, görevdeki cumhurbaşkanının bu kez ikinci tur seçimlerde 2017’de olduğu gibi sol seçmenin oylarına güvenemeyeceğini söylüyor:

“Macron beş yıl önce popülist, ama Avrupa yanlısı, sistem karşıtı ve merkezden çıkıp politikacılara yönelen bir aşırılıkçılıktan söz edilen bir kampanya yürütmüştü. Bunlar bir iz bırakmıştı ve Macron şimdi pek çok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı – en başta da vaktiyle soldan ona gelen ve seçmen analizinin bize gösterdiği üzere bugün Mélenchon’a geçen seçmenleri. Bunlardan pek azı 24 Nisan’da Macron’a dönecek. Macron’un solcu seçmenlerinin hayal kırıklığını özellikle büyüten şey, beş yıl önce vaat edilenin tam da aşırı sağın ilerleyişinin durdurulacak olmasıydı.”

Fransa’nın parlamentoyu güçlendirmesi şart

ARD Paris muhabiri Julia Borutta tagesschau.de’deki yazısında, Macron’un hayal kırıklığına uğramış seçmenlere sunabileceği en iyi şeyin, seçim yasasında esaslı bir reforma gidilmesi olacağını yazıyor:

“Herkesin arkasında sıralanması gerektiği ve hemen her şeye kadir bir cumhurbaşkanının olduğu başkanlık cumhuriyetinden, seçimlerde nispi temsil sisteminin uygulandığı bir güçlendirilmiş parlamentoya geçiş. Fransızların siyasi kanaatleri bu sayede nihayet Ulusal Meclis’te kâfi oranda temsil edilir hale gelir – parlamenter denetime tabi tutulacak aşırı görüştekiler de buna dahil. Bir zamanlar kendini Jüpiter’e benzeten Macron için bu sancılı bir adım olur. Ancak işin sonunda, Fransa’yı bekleyen düellonun bir daha asla gerçekleşmemesini sağlamanın yegâne yolu bu.”

Frexit mi liderlik mi?

Slate, ikinci oylamada sandıktan çıkacak adayın Fransa’nın dünyada üstlendiği rol üzerinde etkileri olacağı konusunda uyarıda bulunuyor:

“Asıl mesele şu: Avrupa’da kalmak ve diğer Avrupalıların bize sıklıkla layık gördüğü liderlik rolü için çabalamaya devam etmek mi istiyoruz? Yoksa Fransa’nın yönünü Boris Johnson’ın işaret ettiği acıklı istikamete, hiç olmayacakmış gibi davrandığımız bir Frexit’e doğru çevirmek mi istiyoruz? Diktatör Putin Avrupa’nın göbeğine savaşı getirmişken ve Eski Kıta’daki aşırı sağcı hareketlerini etrafında toplamaya çalışırken biz müttefiklerimize sırt mı dönmek istiyoruz? 24 Nisan’daki ikinci tur oylamada dünyanın geri kalanına ne olmak istediğimizi göstermiş olacağız.”

Fransa, Macaristan olamaz

Seçmenlerin mantıklı davranmasını umut ediyor El Mundo:

“%26’lık rekor bir oranda seçmenin sandığa gitmemesi yeniden gündemde ve gözlemciler bunun Le Pen’in şansını artırdığı belirtiyor. Öte yandan, oyların yüzde 20’sini alan sol aday Mélenchon’dan Pécresse, Jadot ve Hidalgo’ya kadar seçimin başlıca kaybedenlerinin, seçmenlere Le Pen’e oy vermeme çağrısında bulunması dikkate değer. Söylemini yumuşatıp ekonomiye odaklanmasına rağmen, öncesinde olduğu gibi onu Avrupa karşıtı ve yabancı düşmanı bir projeyle ilişkilendirmeye devam ediyorlar. Seçmenler ikinci tur oylamada sorumluluk üstlenmeli: Fransa, Macaristan olamaz. Böyle bir deney kesinlikle yapılamaz.”

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments