Çarşamba, Ağustos 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

6-7 Eylül ve Kolektif Bellek

Altan Açıkdilli by Altan Açıkdilli
08/09/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
6-7 Eylül ve Kolektif Bellek
0
SHARES
865
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Büyük travmatik olayların, bireysel ve toplumsal ruh hallerine yansımaları kaçınılmazdır.

Bu hem psikolojik hem de sosyolojik olarak böyledir. Filozof ve sosyolog Maurice Halbwachs 1925 yılında toplumsal hafıza kavramını geliştirdi ve toplumsal travmaların bireyin ve toplumun bilinci üzerindeki etkilerini çözümledi. Onun çalışmaları ve bu “Kolektif Bellek” (Toplumsal Hafıza) kavramı günümüzde hala geçerliliğini korumakta.

İşin ilginç yanı, psikolojik boyutunun sosyolojik boyutuyla iç içe olmasından dolayı, sürekli karıştırılıyor olması. Bu sebeple, Halbwachs’tan yola çıkarak belirtmeliyim ki toplumsal travmaların da tıpkı bireysel travmalar gibi bireylerin beyinlerinde derin izleri vardır.

Travmatik olaylar, Beynin amigdala (korku, endişe, öfke ve kaygı) ve hipokampüs (hafıza ve öğrenme) gibi bölgelerinde kalıcı değişimlere yol açar. Stres hormonları rol oynamaya başlar ve bunların uzun vadeli sonuçları oluşur.

Halbwachs, toplumsal travmaların da bireyi aşan kuşaktan kuşağa anlatılan anılarına dikkat çeker ve bunun ortak bir hafıza oluşumuna yol açtığını söyler. Büyük travmatik olayların toplumda bıraktığı izler ise toplumsal kimliğin şekillendirilmesinde önemli rol oynar. Daha doğrusu toplumsal kimlik, bu ve bu tip olaylar ile şekillenir.

Geçmiş travmaların, acıların, ortak kimliğin şekillenmesinde önemli bir rolü olduğunun altını çizer.

Ve yine bu travmaların gelecek nesillere aktarılma biçiminin olumlu ve olumsuz kimlik gelişimine doğrudan etkisi olduğunu söyler.

Biyolojik olarak da bu Epigenetik etkilerin, sonraki nesillere aktarımına kadar uzanan kapsamlı bir süreçtir bu.

Travmayı aşmanın çözümü ise travmayla ve ona yol açan sebeplerle yüzleşmektir. Bu hem bireysel hem de toplumsal olarak geçerli bir çözümdür.

Toplumda bu yüzleşme olmazsa devreye; toplumsal çatışmalar, önyargılar, göç, etnik kökenlere göre ötekileştirme, ayrımcılık, ırksal üstünlük safsataları devreye giriyor.

Aksi durumda ise yani yüzleşme durumunda, toplumsal dayanışma ruhu gelişiyor ve dayanışma ruhu ön planda olan bir toplum oluşuyor.

6-7 Eylül Pogromunu da bu çerçevede ele almanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu anlamda bu pogromdan söz ederken bir toplumsal travmayla mücadele edildiğini, bunun toplumun ve bireyin belleğine kazınan etkilerini yok etmenin önemine vurgu yapmak istiyorum.

Peki soru şu olsun. Bir konuda her gün yeni söz söylemek gerekir mi? Bazen de yapılması gereken şey, gerçeği aynı cümlelerle sonuna kadar tekrar etmektir belki de.

Evet tekrar edelim o halde. 6- Eylül, “olay” değil, bir pogromdur.

Kendiliğinden değil, planlı programlı bir “özel harp” organizasyonudur.

6-7 Eylül Pogromu; sadece acı günlerimizden biri değil, aynı zamanda bu toprakların utanç günlerinden biridir. 6-7 Eylül, (Tıpkı 1915 gibi, tıpkı 1919 -1923 gibi) bu coğrafya insanının, dün selam verip iç içe yaşadığı komşusunun, ertesi gün malına çöktüğü ve böylece toplumsal iki yüzlülüğün içselleştiği ve derinleştiği bir gündür.

Üstelik, Pogromdan kurtulanların bir kısmı ise dokuz yıl sonra, 1964 Techir’inde, sadece taşıyabilecekleri kadar bir valizle, anayurtlarından vatanlarından kovuldu.

Buna sessiz kalmak, bununla yüzleşmemek, bu acılara ortak olmamak bir çürümedir.

Bu çürümenin hem bireysel hem toplumsal hem de tarihsel boyutları vardır. Bu çürümeden nasibini alanlar ise artık hiçleşir ve insan dışı varlıklara dönüşürler.

Hiçleşmenin, güce tapınmanın, omurgasızlığın, yenilgiyi kabullenmenin, ihanetin, bir gün önce devrimcilerden, devrimden yana iken, (hatta bir gün önce “devrimciyken”) bir gün sonra darbecileri alkışlamanın, itaat etmenin, mücadeleyi terk etmenin, mücadele edenlere küfretmenin nedenlerinin bazılarının şifreleri, bu tip çürümelerin (1915, 1919, 1923, 6-7 Eylül gibi) toplumsal hafızadaki etkilerinde aranmalıdır.

Tarihin, yani gerçeğin üstü sürekli örtüldükçe, bu gerçeğe karşı duyarsızlaştıkça, bir halka karşı girişilen bu top yekûn saldırının üzerinden geçen zaman, kuruyan kalpleri daha da hissizleştirdi, toplumun vicdanındaki derin yaralar için için iltihaplandı, insanın çürümesi yabancılaşmasına paralel olarak derinleşti.

Örneğin bu yabancılaşmış birey, elinde fotoğraf makinesi ile eski bir Rum evinin fotoğrafını çekerken, bir zamanlar o evdeki yaşanmışlığı, o evde yaşayanlara haksızlık edildiğini, zorla gönderilmelerinin ne büyük bir rezillik olduğunu düşünmeyen, o evde yaşayıp kaybetmiş kişiyle empati kurmayan, yani içinde ufacık bir merhamet, acıma, üzüntü, pişmanlık vb. duygusu oluşmayan bir bireyin; yaşadığı toplumdaki tüm diğer acılara, haksızlıklara, adaletsizliklere, toplumsal olaylara karşı da samimi olarak, böylesi duygular beslemesi, refleks göstermesi mümkün müdür?

İşte insanın bozulması (korkak, bencil, çıkarcı, adaletsiz, vicdansız) böyle bir şeydir. Böyle bir insan empati de kuramaz.

Bunun nedeni yüzleşmemek, çözümü ise yüzleşmekten geçmektedir. Bu sebeple bir devrimci için tarihsel acılar, bu gözle de görülmeli, incelenmeli ve işlenmelidir.

Ama bu suça bir şekilde ortak olan hiç kimse utanmadı, özür dilemedi, yaraları sarmadı ve yüzleşmedi. Sonraki nesiller de bu süreçlerin sonuçlarını farkında olmadan yaşasa da bunun bilgisi ile ya hiç karşılaşmadı ya da karşılaşsa bile kendisinin bilincinin de bu sürecin bir sonucu olarak şekillendiğini kavrayamadı.

2011 yılında düzenlediğimiz bir söyleşide, şöyle demişti Apoyevmatini gazetesi editörü Mihail Vasiliadis abi; “1900’lerin başında, 1 milyon nüfusa sahip İstanbul şehrinde, 260 bin Rum’dan biriyken, şimdi 16 milyon (2009) insanın yaşadığı İstanbul’da kalan, 2000 Rum’dan biriyim sadece”…

Belki şimdilerde, 1.500-2.000 Rum kaldı sadece bu topraklarda. Ve bir zamanlar anavatanları olan bu topraklarda, şimdi sessizce yok oluyorlar…

Unutma, unutturma!

O halde tekrar etmekte fayda var.

6-7 Eylül, “olay” değil, bir pogromdur.

Kendiliğinden değil, planlı programlı “özel harp” organizasyonudur.

Bu hiçlikten çıkışın biricik yolu yüzleşmektir.

Yüzleş ve ruhunu kurtar…

 

 

Tags: Altan Açıkdilli
Previous Post

62. Antalya Altın Portakal’da yarışacak filmler açıklandı

Next Post

Fatura Ağır, Adalet Ucuz, Yaşam Zor

Altan Açıkdilli

Altan Açıkdilli

Yazarın Diğer Yazıları

Anlamak ve Değişmek
Manşet Haberler

Anlamak ve Değişmek

13/08/2025
Efendi Taklidi Yapan Köleler
Manşet Haberler

Efendi Taklidi Yapan Köleler

05/08/2025
Kendini ve Kainatı Bilmek
Manşet Haberler

Kendini ve Kainatı Bilmek

29/06/2025
Bahçeli’nin Rolü, NATO ve Savaş Hazırlıkları Süreci
Manşet Haberler

Bahçeli’nin Rolü, NATO ve Savaş Hazırlıkları Süreci

22/06/2025
Babalar Günü ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri
Manşet Haberler

Babalar Günü ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri

21/06/2025
İRAN SALDIRISI VE İSRAİL ‘’YANCILIĞI’’
Manşet Haberler

İRAN SALDIRISI VE İSRAİL ‘’YANCILIĞI’’

15/06/2025
Next Post
Fatura Ağır, Adalet Ucuz, Yaşam Zor

Fatura Ağır, Adalet Ucuz, Yaşam Zor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

by Mustafa Kumanova
19/08/2026
0

Hepimiz milliyetçiliğin görünmez duvarları tarafından tecrit edilenleriz. Tüm gericilerin ortak kanaati, "insanlar kendi başlarına hareket edemezler, bu yüzden de bir...

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

by Sonhaber
19/08/2026
0

Çatışma bölgelerinde sivillere yardım ulaştırmaya çalışan görevlilere yönelik saldırılar 2025’te kayıtlardaki en yüksek seviyeye çıktı. Yardım Çalışanları Güvenlik Veri Tabanı’na...

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

by Sarya Özgür
19/08/2026
0

Sevgili okurlar, merhaba. Bu hafta biraz Kürt müziğinin hayatımızdaki yerinden, biraz da müziğin taşıdığı hafızadan söz etmek istiyorum. Çünkü bizim...

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

by Sonhaber
19/08/2026
0

İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. Suriye devlet televizyonunun askerî kaynaklara dayandırdığı bilgilere...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik