Yazılı ve görsel basında yer alan haberlere göre, Türkiye’nin Suriye’de bulunan Al Hol ve Roj kamplarındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadın ve çocukları geri almaya yönelik görüşme ve hazırlıklarının Ağustos ayından bu yana sürdüğü öne sürüldü. Söz konusu geri alma sürecinin “entegrasyon ve rehabilitasyon” başlığı altında yürütüleceği belirtildi.
Bu gelişmelere ilişkin yazılı bir açıklama yapan 10 Ekim Barış Derneği, Türkiye tarihinin en büyük sivil katliamı olarak tanımlanan 10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını hatırlattı. Açıklamada, IŞİD mensuplarının Suriye’den geri istenmesi, katliamda rolü olduğu belirtilen kamu görevlilerinin yargılanması ve firari sanıkların iadesi taleplerinin yıllardır karşılanmadığı vurgulandı.
Dernek, yalnızca kadın ve çocukları kapsayan bir geri alma sürecinin IŞİD’le mücadelede yeterli olmayacağına dikkat çekerek, örgütün aile ilişkileri üzerinden karmaşık bir yapı kurduğunu ve bu gerçeğin göz ardı edilmesinin yeni güvenlik riskleri doğuracağını ifade etti. Katliam davalarında adı geçen ve planlayıcı olduğu belirtilen çok sayıda IŞİD mensubunun hâlâ Suriye’de cezaevlerinde veya kamplarda bulunduğu hatırlatıldı.
Açıklamada ayrıca, 2015 yılında yaşanan katliamların yargı süreçlerinde ortaya çıkan bulguların, devlet içindeki bazı kurum ve kişilerin bu saldırılara dair bilgi ve sorumluluk iddialarını gündeme getirdiği belirtilerek, soruşturmaların derinleştirilmesi çağrısı yapıldı.
10 Ekim Barış Derneği, yetkililere şu talepleri yineledi: IŞİD eliyle gerçekleştirilen katliamların arka planına ilişkin soruşturmaların başlatılması, geri alma sürecinin öncelikle bilinen faillerden başlaması, firari sanıklar hakkında verilen mahkeme kararlarının uygulanması ve Gaziantep Cumhuriyet Savcılığı tarafından üç polis hakkında verilen soruşturma izninin hayata geçirilmesi.
Dernek, IŞİD’i besleyen zeminin savaş ve çatışma politikalarıyla bağlantılı olduğunu savunarak, kalıcı çözümün barışçıl bir ortam ve demokratikleşme ile mümkün olacağını vurguladı. Açıklama, “Bir daha katliamlar yaşanmaması ve eşit, barış içinde bir gelecek için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadeleriyle sona erdi.






