ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan ateşkes mutabakatı, bölgede gerilimi geçici olarak düşürse de Ortadoğu’daki kriz başlıkları varlığını sürdürüyor. Özellikle İsrail’in Lübnan’daki askeri varlığı, Gazze savaşı ve İran’ın nükleer programına ilişkin müzakereler, mutabakat sonrasının en önemli gündemleri olarak öne çıkıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, pazar akşamı kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada İran’la anlaşmaya varıldığını duyurdu. Trump’ın açıklaması, Washington’da bazı çevrelerde sürpriz etkisi yarattı.
Wall Street Journal’ın aktardığına göre, Trump’ın yakın danışmanları anlaşmanın hâlâ müzakere aşamasında olduğunu düşünürken yapılan duyuruya hazırlıksız yakalandı. Trump’ın açıklama öncesinde müttefikler, gazeteciler ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil çok sayıda kişiyle telefon görüşmeleri yaptığı belirtildi.
İmzalar Cenevre’de atılacak
Tahran yönetimi, mutabakat zaptının cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanacağını duyurdu. İran tarafına göre anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin de yeniden normale dönmesi bekleniyor.
Ancak İran’ın anlaşma için öne sürdüğü başlıklardan biri, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sonlandırmasıydı. Bu noktada İsrail’in tutumu, mutabakatın kalıcılığı açısından belirsizlik yaratıyor.
Netanyahu: İsrail anlaşmanın tarafı değil
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin ABD-İran mutabakatının tarafı olmadığını ve anlaşmanın ayrıntılarını bilmediklerini söyledi.
Netanyahu, İran’dan kaynaklandığını savunduğu nükleer ve balistik füze tehdidinin ortadan kaldırıldığını ileri sürdü. Buna karşın İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceğini ve Hizbullah’a yönelik operasyonların süreceğini belirtti.
İsrail Başbakanı’nın, İran’da rejim değişikliğini savaş hedefleri arasında saymadıklarını söylemesi ise dikkat çekti.
İsrail basını: Netanyahu için ikinci fiyasko
Haaretz’de yer alan değerlendirmede, Gazze savaşının ardından İran’la yaşanan çatışmaların Netanyahu açısından yeni bir başarısızlık tablosu oluşturduğu yorumu yapıldı.
Analizde, İsrail hükümetinin ne Hamas’ı silahsızlandırabildiği ne de İran karşısında ilan ettiği ölçekte tarihî bir zafer elde edebildiği belirtildi.
BBC’nin değerlendirmesinde de Washington’un müzakere sürecinde Tel Aviv’i dışarıda bıraktığına dikkat çekildi. Analizde, İran’ı İsrail’in dış güvenlik politikasının merkezine yerleştiren Netanyahu için bu mutabakatın ciddi bir siyasi sorun yarattığı ifade edildi.
Trump ile Netanyahu arasında gerilim
Trump’ın, Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi nedeniyle Netanyahu’yu bir süredir açık biçimde eleştirdiği belirtiliyor.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise NBC News’e yaptığı açıklamada, İran’la varılan anlaşmanın İsrail’i ve bölgeyi daha güvenli hale getireceğini savundu. Vance, İsrail’in ilerleyen süreçte mutabakata dahil olabileceğini düşündüğünü söyledi.
Mutabakatın imzalanması halinde ABD ile İran arasında 60 gün sürmesi planlanan nükleer müzakerelerin başlaması bekleniyor.
Ancak bu başlık, taraflar arasındaki en zorlu dosyalardan biri olmayı sürdürüyor. Guardian’ın analizinde, savaşın nükleer mesele konusunda somut bir kazanım sağlamadığına dikkat çekildi. İran’daki daha sertlik yanlısı çevrelerin bundan sonraki müzakerelerde daha katı bir tutum alabileceği değerlendirildi.
Ateşkes kırılgan, sorunlar yerinde duruyor
ABD-İran mutabakatı, doğrudan çatışmayı şimdilik durdurabilecek bir çerçeve sunsa da İsrail’in Lübnan’daki saldırıları, Gazze savaşı, Hizbullah dosyası ve İran’ın nükleer programı gibi başlıklar çözüm bekliyor.
Bölgedeki aktörlerin mutabakata nasıl yaklaşacağı ve özellikle İsrail’in anlaşma sürecine dahil olup olmayacağı, ateşkesin kalıcılığı açısından belirleyici olacak.












