ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları üçüncü haftasını geride bırakırken, sahadaki askeri gerilim karşılıklı saldırılarla tırmanmayı sürdürüyor. Körfez bölgesinde enerji altyapıları, askeri hedefler ve yerleşim alanları hedef alınırken, İran yönetimi geri adım atmadan karşılık vermeye devam ediyor.
Savaşın askeri boyutu devam ederken, uluslararası basında yer alan değerlendirmeler, çatışmanın stratejik yönüne ilişkin dikkat çekici sonuçlara işaret ediyor. Buna göre, savaşın başlangıcında ABD ve İsrail’in en önemli beklentilerinden biri olan “İran içinde kitlesel ayaklanma” senaryosu gerçekleşmedi.
New York Times’ta yer alan analize göre, İran yönetiminin zayıfladığı ancak çözülmediği, aksine mevcut yapısını koruyarak çatışmaya karşılık vermeyi sürdürdüğü ifade ediliyor. Savaş öncesinde hazırlanan planlarda, üst düzey isimlerin hedef alınması ve ardından yürütülecek operasyonlarla halk hareketlerinin tetiklenmesi öngörülüyordu.
Ancak geçen süreye rağmen İran’da geniş çaplı bir toplumsal hareketin ortaya çıkmadığı görülüyor. Değerlendirmelere göre, ülkedeki güvenlik yapısının oluşturduğu baskı ortamı, olası bir isyanın yayılmasını büyük ölçüde engelledi.
ABD ve İsrail içinde de bu senaryoya yönelik şüphelerin savaş öncesinde dile getirildiği belirtiliyor. Özellikle bazı askeri ve istihbarat yetkililerinin, yoğun bombardıman koşullarında halkın sokaklara çıkmasının düşük ihtimal olduğunu yönetime ilettiği ifade ediliyor.
Savaş ilerledikçe Washington yönetiminin de İran’daki ayaklanma ihtimaline ilişkin söylemini geri çektiği değerlendirilirken, İsrail tarafında ise bu beklentinin bir süre daha korunduğu aktarılıyor.
Uzmanlara göre, İran’da rejime yönelik memnuniyetsizlik bulunsa da güvenlik güçlerinin sert müdahale kapasitesi, bu tepkilerin kitlesel bir harekete dönüşmesini engelliyor. Bu durum, yönetimin içerden çökme ihtimalini zayıflatıyor.
Son değerlendirmelere göre, İran’daki mevcut yönetimin kısa vadede dağılması düşük olasılık olarak görülüyor. Çatışmanın seyri açısından belirleyici olması beklenen “iç ayaklanma” stratejisinin ise şu ana kadar sonuç vermediği ifade ediliyor.












