ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde tırmanan gerilimde yeni bir saldırı dalgası yaşandı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a yönelik dokuzuncu saldırı dalgasının tamamlandığını açıkladı. CENTCOM’un açıklamasına göre saldırılar, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere ve sivil denizcilere yönelik tehdit oluşturma kapasitesini zayıflatmak amacıyla düzenlendi.
ABD ordusu, saldırıların dokuzuncu gecesinde İran’ın askeri komuta merkezleri, iletişim ağları, kıyı gözetleme tesisleri, hava savunma sistemleri, deniz kuvvetleri unsurları ile füze ve insansız hava aracı üslerinin hedef alındığını bildirdi.
Gece boyunca İran’ın Tebriz, Urmiye ve Buşehr kentlerinde de saldırılar yaşandı. Doğu Azerbaycan Eyaleti Valiliği, Tebriz’in doğusuna düzenlenen saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Batı Azerbaycan Eyaleti Kriz Yönetim Merkezi ise Urmiye’ye yönelik füze saldırısında yaralananlar olduğunu duyurdu.
İran’ın güneyindeki Buşehr kentinin de saldırıların hedefi olduğu bildirildi. Buşehr Eyaleti Valiliği, kentte hedef alınan noktalarda hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.
İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kirmanpur, ABD’nin 27 Haziran’dan bu yana İran’a düzenlediği saldırılarda 50’den fazla kişinin yaşamını yitirdiğini, 517’den fazla kişinin yaralandığını bildirdi. Kirmanpur, yaralılardan 468’inin tedavilerinin ardından taburcu edildiğini, bazı yaralıların ise hastanelerde tedavisinin sürdüğünü belirtti.
Gerilime ilişkin diplomatik kanalda da tansiyon yüksek. İsrail basınından Kanal 13’ün haberine göre ABD Başkanı Donald Trump’ın arabulucu ülkelere gönderdiği öne sürülen mesajda, bu hafta ateşkes sağlanamaması halinde tırmanışa hazırlıklı olunması gerektiği ifade edildi.
Aynı haberde, ABD’li üst düzey bir yetkilinin mevcut ateşkes taslağının kabul edilme ihtimalini düşük gördüğü, İsrailli bir yetkilinin ise son 24 saatte gerilimin daha da artma riskinin yükseldiğini söylediği aktarıldı.
Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışma, enerji sevkiyatı ve deniz ticareti açısından küresel piyasaların da odağında. Bölgedeki askeri hareketlilik petrol fiyatları, Körfez güvenliği ve diplomatik ateşkes girişimleri üzerindeki baskıyı artırıyor.












