Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 10 Aralık 2019 tarihli kararında Osman Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmederek tutukluluğun siyasi amaçlarla sürdürüldüğünü tespit etmiş ve Türkiye’den Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını istemişti. Ancak bu karara rağmen Kavala’nın tutukluluğu sona ermedi.
Türkiye’nin AİHM kararını uygulamaması üzerine Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Şubat 2022’de mahkemeye başvurarak ihlalin tespit edilmesini talep etti. AİHM, 11 Temmuz 2022’de verdiği kararla Türkiye’nin bağlayıcı nitelikteki karara uymadığını açıkça ortaya koydu ve bu durum, Kavala dosyasında ikinci başvuru sürecinin başlamasına yol açtı.
Osman Kavala, ikinci başvurusunda 10 Aralık 2019’dan sonra devam eden tutukluluğun keyfi nitelik taşıdığını savundu. Anayasa Mahkemesi önünde yürütülen sürecin, tutukluluğun hukuka uygunluğunu denetleme yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirten Kavala, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. maddesi kapsamında özgürlük kısıtlamasının meşru olmayan amaçlarla uygulandığını ileri sürdü.
Başvuru, yalnızca tutuklulukla sınırlı kalmadı. Kavala, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, yargılamayı yapan mahkemenin bağımsız ve tarafsız davranmadığını, savunma haklarının kısıtlandığını ve davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını ifade etti. Ayrıca masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, cezanın kanunilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğunu savundu. İfade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüklerine yönelik ihlaller ile kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiaları da başvuruda yer aldı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Nisan 2022’de Gezi Parkı davası kapsamında Osman Kavala’ya “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti. Bu karar, Eylül 2023’te Yargıtay tarafından onanmıştı. Kavala’nın tutukluluğu halen devam ediyor.
Dosyada nihai değerlendirmeyi AİHM Büyük Dairesi yapacak. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin uygulanması ve yorumlanması açısından ciddi sorunlar içeren başvurulara bakan Büyük Daire, 17 yargıçtan oluşuyor ve başvurunun yöneltildiği ülkenin hâkimi de bu kurulda yer alıyor. Büyük Daire’nin vereceği kararın, hem Kavala dosyasının geleceği hem de Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulama yükümlülüğü açısından belirleyici olması bekleniyor.












