Merhaba sevgili okuyucular,
Benim de davetli olduğum Seferihisar’da sokak hayvanları için gerçekleştirilen Kitap Günleri etkinliği sırasında, 12 Ekim 2024 tarihinde Kocaeli Gebze‘de yaşanan trajik bir olay hepimizin yüreğini derinden yaraladı. Gebze Belediyesi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon Merkezi’nde, hayvanseverlerin gözleri önünde savunmasız hayvanlar acımasızca katledildi. Belediyenin savunması ise kan dondurucu bir gerekçe: “Hayvanlar hastaydı, bu nedenle iğne yaptık.” Ancak bu kabul edilebilir bir savunma değildir ve olamaz. Bu masum canların hastalıklarının gerektirdiği daha insani ve etkili çözümler bulunamaz mıydı?
Olay yerinde bulunan hayvanseverler, bu insanlık dışı muamele karşısında isyan ediyor. Ne yazık ki Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz hala görevde. Ayrıca, 2 Ağustos 2024 tarihinde yayınlanıp yürürlüğe giren 7527 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini ısrarla talep ediyoruz. Sokaklarda yaşayan hayvanlarımız yalnız değildir; sahipsiz de değillerdir. Bu yasa bir katliam yasasıdır.
SEHAYDER Başkanı Fevziye Özkan şöyle diyor: “Yaşama, insan öncelikli bakmadan doğamızdaki tüm canlıların yaşam haklarını her şeyin üstünde tutuyoruz. Amacımız, tüm canlıların ortak varlığı olan doğanın bir parçası sayılan hayvan varlığının korunması, yaşam hakkına saygı duyulması ve sorunlarına çağdaş çözümler üretilmesiyle gelecek kuşaklara daha sağlıklı, yaşanabilir bir dünya bırakmaktır.”
Yaşam hakkı tartışılmaz ilkesinden yola çıkarak kurulan derneğimizin tüm faaliyetleri bu amacın gerçekleşmesine yöneliktir. Ülkemizdeki hayvan hakları konusunda yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, ne yazık ki hayvanların yaşam haklarına yönelik tehditlerin ciddi boyutlarda arttığı bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönemde toplumda artan şiddet ve katliamların kaygı verici bir düzeye ulaştığını görmekteyiz.
Son zamanlarda sebepsiz hayvanlara yönelik şiddet, kin ve nefret içeren kampanyalarla hayvanlar ve onların haklarını savunan duyarlı insanlar ile sivil toplum kuruluşları sistematik bir şekilde hedef gösterilmektedir. Bu organize faaliyetler, ahlaki erozyona zemin hazırlayarak toplumda derin yaralar açmakta ve sorumlu otoritelerin bu duruma kayıtsız kalması, adalet ve kamu kurumlarına olan güveni ciddi biçimde zedelemektedir.
2004 yılında çıkarılan 5199 sayılı yasayı uygulamış olsalardı, bugün bu katliamlar yaşanıyor olmayacaktı. Derneğimiz Seferihisar Doğa ve Hayvan Dostları SEHAYDER, 2009 yılından beri Seferihisar’da faaliyet göstermekte; kısırlaştırma, nüfus kontrolü, sahiplendirme gibi konulara önem vermektedir. Bunun yanı sıra, sokakta yaşayan dostlarımızın beslenmesi, tedavilerinin yapılması ve geçici yuvalar bulunmasına büyük dikkat göstermekteyiz. Kurumlarla olan ilişkilerin her daim canlı tutulması için komşu apartman ve site yönetimleriyle hayvan hakları ve ihlalleri konularındaki itilaflara çözüm bulmaya çalışıyor, yasal girişimlerde bulunmaya özen gösteriyoruz.
Sokakların gerçek sahipleri olan bu masum hayvanlar, hak ettikleri sevgi ve şefkati görmek yerine ölüme terk edildi. Bir avuç zabıta, olayın gerçek sorumlularına ulaşmak isteyen insanlara engel oluyor. Ne bir belediye yetkilisi ne de savcılık, henüz olay yerine gelmiş değil.
Bu vahşetin ardından vicdanlarımıza düşen bir soru var: Hangi yasa, hangi vicdan bu masum canları yok etmeyi haklı gösterebilir? Hayvan haklarına dair onca mücadele ve farkındalık yaratma çabası neden hala yeterli karşılığı bulamıyor? Bu masum canların hayatına kasteden bu tür eylemler, insanlığımızı sorgulatıyor. Biz kimiz, neye hizmet ediyoruz? Adalet, sadece insanlar için değil, tüm canlılar içindir. Sessiz hayvanlarımızın katledildiği bu karanlık gün, vicdanlarımıza kara bir leke olarak kazınacak. Ancak bu lekeyi temizlemek ve adaleti sağlamak bizim elimizde.
Yetkililere soruyorum: Gerçekten başka bir çözüm yok muydu? Hayvanlara yaşam hakkı tanımak bu kadar mı zor? Vicdanlarımızın rahat uyuyabilmesi için adaletin ne zaman yerini bulacağını bekliyoruz.












