Eşber Yağmurdereli’nin yazdığı Akrep isimli kitabı okudum. Bir sürü çağrışımlarla doldu içim. Hani elimden bırakamadım derler ya, bende bitirmeden bırakmadım.
Okuduğum Akrep kitabında anlatılanlarla bugün yaşanan gerçek sanki ikiz kardeş gibi. Kendi yaşamını yazmışsın belli ama bende varım içinde gibi.
Koğuşun içinde tedirginlik yaratan bir akrep var, ya dışarıda kurulu düzeni işgal eden akrepler, olaylardan, olanlardan, durumlardan bihaber insanları bile tedirgin ediyor. Öyle ki gerçek akrep korku olmaktan çıktı artık.
Akrep, senin karanlık gözlerinin ardındaki ve yüreğindeki aydınlığı dışa vuran bir haber gibi, bir mektup gibi. Okuyunca acı, heyecan, korku, ürkü ve kalp çarpıntısı yarattı bende. Kafamın içinde beynim, bu nasıl bir dünya diye fır fır dönüyor.
Düşündüm ki eğer gözleri görseydi Eşber abimin, eğer gözleri görseydi, dünyanın dört ucunu bir araya getirir bohçalar boşluğa yuvarlardı. Yeni bir dünya yeni bir düzen kurup insanları özgür ve eşit olarak yeryüzü cennetinde yaşatmak için vallahi de billahi de onda bu aydınlık yürek varken, yapardı.
Abim benim yüreğinden kopan duygularına, emeğine, görebilen gözlerine sağlık.
Kökün düşüncelerin sağlamdır. Daha kaç kuşak aydınlanacak senin yolunda, daha kaç kuşak ışığında yeşerip çiçeklenecek, ektiğin tohumlarla baharlar oluşacak.
Daha bitmedi Eşber abimin soylu davranışları, onu öldürmek isteyen mahkûm ile arkadaş olup gelecekte yapmak istedikleri… Kurtuldum derken o mahkûmun idam edilmesi hepimizi üzüyor.
İşte böyle hep ikilem yaşıyoruz. Bir olaya sevinirken başka bir olay bizi üzüyor.
Daha dün barış komisyonunun kurulup aldığı kararlar bizleri sevindirirken, CHP’nin takındığı tavır bizi üzüyor. Umarım fark edip çark ederler.













Fikrinize kaleminize sağlık Neboş’um. Öyle haklısın ki! Teşekkür ederim hepimiz adına… sevgimle, daima…
Canım Neboş,
Okuduğun kitabı sadece anlamakla kalmayıp onu kendi sesinle yeniden canlandırman beni çok etkiledi. Sayfaların arasında gördüklerini böyle içten bir dille aktarman, hem kitaba hem de emek veren yazara duyduğun saygının en güzel göstergesi. Seni dinlerken, hikâyenin duygusu başka bir derinlik kazandı. Gerçekten, okuduklarını ruhuyla taşıyabilen insanlardan biri olduğunu hissettirdin.
Senin de yüreğinden kopan duygularına, emeğine, kırılan bileğine :)) yaşam dolu enerjine sağlık,
Sevgili Neboş,
öyle güzel anlatmışsın ki… Kitabı henüz okuyamadım ama senin cümlelerinde Eşber Yağmurdereli’nin bütün o karanlığı yaran ışığı, insanın içini titreten hakikati hissettim. Akrep’teki o koğuşun içindeki tedirginlikten bugünün siyasal karanlığına kurduğun bağ öyle sahici ki, sanki kitabın sayfalarını değil de yaşamın içini çevirmişsin.
Eşber Yağmurdereli’nin yüreği, sözü ve umudu zaten hepimizi kuşaklar boyunca aydınlatan bir ışık oldu. Senin tarif ettiğin o “dünyanın dört ucunu bir araya getirip yeni bir düzen kuracak” kararlılık hâlâ mücadelemizde yaşamaya devam ediyor. Ve haklısın; bu ülkede sevinçle hüznün, umutla kırgınlığın yan yana akması neredeyse kader gibi…
Dün barış komisyonunun aldığı kararlarla içimize bir nebze su serpildi; bugün CHP’nin tutumu yeniden içimizi burktu. Ama değişirler mi? Umarım. Bizim ısrarımız, sözümüz ve mücadelemiz olduğu sürece siyasetin çarkları da bir noktada dönmek zorunda kalacak.
Paylaşımın ve duygun için teşekkür ederim. Kitabı okumamış olsam da anlattıklarından içimde büyük bir merak ve saygı uyandı. İlk fırsatta ben de okuyacağım.
EŞBER YAĞMURDERELİ YOLDAŞ ABİMİZİN KİTABINI OKUMA AYRICALIĞIM OLAMADI, OLDUR
MAYA EDİNMEYE ÇALIŞACAĞIM; KALDI Kİ ÇOK OKUNASI, BİRİKMİŞ KITABA KARŞI EKSİK VE SORUMLULUĞUM VAR…”NEBOŞ” UM ABLAM, SENİN ANLATIMINLA ÖZETİNİ OKUMUŞ KADAR OLDUM, SELÂM VE SAYGI EŞBER YOLDAŞ ABİNİN PARLAKÇA GÖREBİLEN GÖNÜL GÖZÜNE BİLGELİĞİNE…
Muteşemsiniz
Harika
Emeğinize, yüreğinize, kaleminize sağlık.. MUHTEŞEM….