Almanya, 11 Mayıs 2025 Pazar günü modern tarihinin en yaygın aşırı sağ karşıtı protestolarından birine tanık oldu. Başkent Berlin başta olmak üzere Münih, Köln, Hamburg, Stuttgart, Leipzig, Dresden ve Düsseldorf gibi onlarca kentte sokaklara çıkan on binlerce kişi, “AfD’yi yasaklayın” sloganlarıyla siyasilere doğrudan çağrıda bulundu. Protestolar, “Sağa Karşı Birlikte” (Zusammen gegen Rechts) platformu öncülüğünde ve 60’tan fazla sivil toplum örgütünün desteğiyle gerçekleşti.
“AfD Alman Anayasasına Aykırı Bir Yapıdır”
Gösterilerde konuşan aktivistler ve hukukçular, AfD’nin Alman Anayasası’nın temel değerleri olan insan onuru, eşitlik ve çoğulculuk ilkelerine doğrudan aykırı politikalar izlediğine dikkat çekti. Özellikle göçmen karşıtı, antisemitik ve İslamofobik söylemleriyle tanınan partinin kapatılması için Federal Anayasa Mahkemesi’ne dava açılması gerektiği vurgulandı.
BfV’nin 2 Mayıs Raporu: Kritik Eşik Aşıldı
Almanya İç İstihbarat Servisi (BfV), 2 Mayıs 2025’te yayımladığı yıllık raporunda AfD’yi ilk kez açıkça “tam anlamıyla aşırı sağcı” olarak tanımladı. Bu sınıflandırma, yasal sürecin başlatılması için hukuki zemin anlamına geliyor. Ancak buna rağmen hükümetten henüz resmi bir adım gelmemesi, sokaktaki öfkeyi büyüttü.
Tartışmaların siyasi boyutunda dikkat çeken açıklama ise CSU Genel Başkanı ve Bavyera Eyalet Başbakanı Markus Söder’den geldi. Söder, “AfD’nin yasaklanması yanlış bir yoldur” diyerek, ifade özgürlüğü ilkesine atıfta bulundu. Bu yaklaşım, özellikle gençler ve göçmen kökenli Almanlar arasında büyük tepkiye yol açtı.
Protesto meydanlarında en sık rastlanan dövizlerden biri şuydu: “Artık mazeret yok – Yasaklayın!” Katılımcılar, özellikle siyaset kurumunun oyalayıcı tutumundan duydukları rahatsızlığı dile getirerek, hukukun üstünlüğü adına sürecin başlatılması gerektiğini söyledi. Berlin’de konuşan bir genç gösterici, “AfD her gün daha pervasız, çünkü devlet susuyor” ifadelerini kullandı.
AfD: “Biz Anayasal Bir Partiyiz”
AfD cephesinden yapılan açıklamada ise protestolar “ifade özgürlüğüne ve siyasi çoğulculuğa darbe” olarak tanımlandı. Parti, politikalarının Almanya Anayasası çerçevesinde olduğunu savunarak, olası yasaklama sürecine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gideceklerini bildirdi.
2025 itibariyle anketlerde %18-20 bandında seyreden AfD’nin parlamentodaki yükselişi, toplumsal düzlemde aynı derecede karşılık bulmuyor. Hafta sonu gerçekleşen protestolar, partiye yönelik sosyal meşruiyetin hâlâ son derece sınırlı olduğunu net biçimde ortaya koydu.
Siyasi gözlemciler, Almanya’daki iktidar blokunun bu taleplere kulak tıkaması halinde aşırı sağın daha da güçleneceği ve demokrasiye olan güvenin zedeleneceği uyarısında bulunuyor. Tüm gözler şimdi, Federal Meclis (Bundestag) ve Federal Konsey (Bundesrat) üyelerinin, yasaklama başvurusuna ilişkin nasıl bir tutum takınacağına çevrilmiş durumda.












