Ansiklopedilerde, “insan ve toplumla ilgili olayları, kişileri veya fikirleri mizahi, eleştirel ya da hiciv (yergi) amacıyla abartılı çizgilerle anlatan resim sanatıdır” geçse de; karikatürün anlam boşluklarını tamamladığını düşünüyorum. Tarihin derinliklerinden geleceğin o bilinmezliğine dek geniş bir yelpazede biz izleyicilere (okurlara da aslında, ağırlıklı olarak gazete ve dergilerde yayımlandığına göre) duygu ve düşünce doğuran karikatür herkes için yapılıyor.
Cumhuriyet Gazetesi, karikatürün anlam ve önemini “iyi” bildiği için ilk sayfasından -neredeyse- son sayfasına kadar karikatürü değerlendiriyor. Ali Ulvi, Turhan Selçuk, İsmail Gülgeç, Tan Oral, hatta Nimbüs ile Aylak Musa bile, bu renkliliği, bu çok sesliliği, bu güzelliği bize taşıyan insanlardı. Karikatür sevenler -unuttuğum söylenemez- yer darlığından adlarını sayamadığım onlarca çizerle dünyayı, gelişimi yorumlamamıza yardımcı oldu. Diğer gazeteler, “amiral gemisi” bile, uluslararası yarışma açsa da karikatüre Cumhuriyet kadar yer vermedi, veremedi. Okurunun olanları, olayları yorumlaması besbelli hoşa(!) gitmezdi.
102’nci yılında…
Cumhuriyet’in Karikatürcüleri sergisi, Kadıköy Alan’da 24 Nisan’da açıldı. 102 yılın karikatürlerini bir araya getiren sergide 71 sanatçının yapıtı yer alıyor. Açılışın kalabalığı geçince sergiyi daha rahat gezmeye başladım. Bir şeyler eksik, bir şeyler olmamış, bir şeyler sıkıntı yaratıyor… Ama ne! Ah, bir bilebilsem…
Önce tarihlere baktım. Karikatür zamana meydan okuyan bir sanat. Bizim gibi ülkelerde, hemen her şey, özellikle de siyaset tekrar tekrar yaşandığı için aynı konulu karikatürler var. Ama karikatürlerin altında tarih yok. Madem 102 yılın çalışmalarını bir araya getirdiniz; bu sergi aynı zamanda bir belge birikimi de… değil mi yoksa?
Sonra bir kez daha gezdim, bu kez soldan sağa doğru… Bir şeyler yine eksik ya da hatalı. Şu kadar arkadaşımız bu kadar zamanda hazırladı, onca yoğun emek harcadı dense de, sanki aceleye getirilmiş, sergi açılsın da ne olursa olsun denmiş gibi bir hava var. Kimi karikatürler bulanık, yazıları bile okunmuyor. Muhakkak ki, aradan geçen onca yılda baskı kalitesini de göz ardı etmeyin, bozulması mümkün. Ancak teknoloji o kadar gelişti, o kadar çok imkan tanıyor ki, her birini düzeltmek bir “tık” uzakta oysa. Sormak gerekir, neden?
Bir konuşmaya kulak misafiri oldum, altı aylık bir çalışmayla kotarılmış bu sergi. Arşive giren arkadaş(lar), arama çubuğuna “karikatür” yazmışlar da önlerine çıkanları toplamışlar gibi. Sorumlular da, işlerinin çokluğuna inanıyorum, arkadaşlarına güvenip onay vermiş. Sergiyi gezenlere kimse bir şey demedi; kimse onlara, yalapşap bir sergi hazırladık, üzgünüz demedi.
Küçük bir karikatürün büyütülmesi sorun yaratabilir, muhakkak çözünürlük nedeniyle çizgiler kırılabilir, sözcükler anlaşılamayabilir; bunu anlarım. Peki, bunca olanağa karşın neden okura değer verilmemiş ve özensiz bir sergiyle yetinilmiş? Sorunun cevabı yok.
Birkaç kare de sarı… Niye? Bu “niye”nin de yanıtı yok. Olması gerekirken yok.
Aaa! Olmayan karikatürcüler de var. Onların olmaması nasıl ve neyle açıklanabilir? Çok üzgünüm, hem sergiyi gezenlerden hem o sanatçılardan özür diliyorum. Onların verdikleri emeklere kıymet bilmeyenlerden bir ses çıkar mı, bilinmez. Bu sergi eksikleri ve yanlışları giderilerek tekrar açılabilir mi? Kasap çengeli örneği bir soru işareti daha…
Peki, gezmeyelim mi?
Kesinlikle gezmelisiniz. 102 yılın tarihiyle buluşacaksınız. Nelerin değişmediğini bir kez daha kabul edeceksiniz. Az şey mi?
Cumhuriyet’in Karikatürcüleri
Alan Kadıköy
24 Nisan – 14 Mayıs 2026












