İçinde büyüdüğüm arastaya ve güllerine derin özlemle
MATBAACI DURSUN
Sabah erken kalkmada güneşle yarışır
Gören camiye yetişecek sanırdı
Babama göre çalışmak en güzel ibadetti.
*
Sevmezdi yanında hayata laf edilmesini
Harcadın beni hayat diye kahırlanana
Sen ne verdin ki hayata, ne istiyorsun?
Diye çıkışınca sohbet kör makasla kesilirdi.
*
Sözünü dilinden esirgemez pat diye söylerdi lafını
Aklına güvense de daha çok delileri severdi
Alışmıştı delileri Cuma günleri toplamaya matbaasında.
*
Her Cuma kurulurdu arastada
Partiler üstü hayatı yaşama ittifakı
Adı deliye çıkmış şehrin her sakini
Herkesten yeteneğine göre gösteri karşılığı
Alırdı babamdan cömertçe haftalığını
Çocuk aklımızla kim deli, kim akıllı karıştırırdık.
*
Gündüz ve gecenin hiç hakkını geçirmezdi birbirine
Gündüz işinde gücünde
Gecelerini renklendirirdi Sultan’ın Yeri’nde.
*
Karışmazdı kimsenin tuttuğu partisine
Siyaset girince oğlunun koluna
O zaman külâhları değişirdi.
*
Çayını ısmarlayıp sokardı lafını Cengiz’e darbe zamanı
Konsey kesti mi gaz damarınızı!
Cengiz, neleri kaybetse de
Vazgeçmiyor fikrinden
Demesin mi babamın dükkânına bakarak:
Devrimde hepsini kamulaştıracağız!
N’aptın sen Cengiz?
Küçük burjuvanın canını al daha iyi!
Madem ki söz büyüğün arastada
Noktayı koyuyor Matbaacı Dursun:
Ben bunları yapana dek anam dinim ağladı
Kırılmış testinin hesabı olmaz
Takma kafana Cengiz!












