Melbourne Üniversitesi tarafından yayımlanan “Avustralya’da Kadın Düşmanlığı, Çevrimiçi Radikalleşme ve Gençlik Aşırılığı” başlıklı araştırma, ergenler arasındaki toplumsal cinsiyet algısına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.
Avustralya genelinde yürütülen çalışmaya 13-17 yaşlarında 1.122 genç ile 2 bin 307 yetişkin katıldı. Araştırmacılar ayrıca okullarda karşılaşılan kadın düşmanı ve aşırılıkçı davranışları değerlendirmek amacıyla 511 öğretmenin görüşüne başvurdu.
Eşitliğin “fazla ileri gittiğini” düşünüyorlar
Araştırmaya katılan 13-17 yaş grubundaki erkeklerin yüzde 31,8’i, kadınlara eşit fırsatlar sağlanmasına yönelik çalışmaların “fazla ileri gittiğini” belirtti.
Katılımcıların yüzde 30,1’i, iş olanaklarının azaldığı dönemlerde erkeklerin kadınlardan daha fazla çalışma hakkına sahip olması gerektiğini savundu. Erkek çocuklarının yüzde 24,7’si ise feminizmin topluma zarar verdiği ve gerektiğinde şiddet kullanılarak engellenmesi gerektiği yönündeki ifadeye katıldı.
Araştırmacılar, bu sonuçların Avustralya’daki katılımcı grubun tutumlarını yansıttığını; başka ülkelere doğrudan genellenemeyeceğini vurguluyor.
Kadın düşmanlığı ile aşırılık arasında bağlantı
Araştırmanın yürütücüsü Dr. Sara Meger, kadınlara yönelik düşmanca tutumların, incelenen değişkenler arasında şiddet yanlısı aşırı görüşlere verilen desteğin en güçlü göstergesi olduğunu belirtti.
Çalışmada kadın düşmanlığı; aşırı sağ, beyaz üstünlükçülüğü, din temelli aşırılık, “incel” ideolojisi ve şiddet yanlısı farklı siyasal akımların ortak risk unsurlarından biri olarak değerlendirildi.
Araştırma, kadın düşmanı düşünceler ile aşırılıkçı görüşler arasında istatistiksel ilişki bulunduğunu gösteriyor. Bununla birlikte çevrimiçi içeriklerin tek başına doğrudan şiddete yol açtığı sonucuna varılmıyor.
Dijital içeriklerin etkisi araştırıldı
Gençlerin çevrimiçi alışkanlıklarını da inceleyen araştırmacılar, “manosfer” olarak adlandırılan erkek üstünlükçü içerikler, pornografi ve çevrimiçi arkadaşlık platformlarıyla etkileşimin kadın düşmanı tutumlarla yakından bağlantılı olduğunu belirledi.
Öğretmenlerin yüzde 62’si çevrimiçi kadın düşmanlığını kendi sınıfları açısından bir sorun olarak gördüğünü bildirdi. Yüzde 57’si ise öğrencilerin kadın karşıtı veya feminizm karşıtı ifadeler kullandığına doğrudan tanık olduğunu aktardı.
Öğretmenlerin anlatımlarına göre bazı öğrenciler, sosyal medya fenomenlerinin söylemlerini sınıfa taşıyor ve kadın öğretmenlerin talimatlarını reddetmek için bu söylemlere başvuruyor.
Erken yaşta eğitim çağrısı
Raporda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve karşılıklı saygıya dayalı eğitimlerin daha erken yaşlarda başlatılması önerildi. Kadın düşmanlığının şiddet içeren aşırılık politikaları kapsamında da değerlendirilmesi ve dijital platformların öneri algoritmalarının daha sıkı denetlenmesi istendi.
Araştırmacılar, sorunun yalnızca bireysel davranışlara indirgenemeyeceğini; eğitim, toplumsal yapı ve dijital platformların birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.












