Yaşamayı öğrendiğimi sanıyordum
meğerse ölmeyi öğreniyormuşum. (Leonardo Da Vinci)
Değişmeyen tek yasanın değişim(in kendisi) olduğunu her zaman, her yerde duymuşsunuzdur. Sanatçılar, özellikle dillerini de değiştirir, yeni bir anlam yakalamak, yeni bir güçle yeni anlamlar yaratmak için. Da Vinci’nin bu sözü, kelime anlamını bir kenara bırakırsanız -ki öyle olmalı mutlaka- değişimin gerekliliğini, hatta zorunluluğunu anlatır.
Genç kuşağın paltosundan çıktığı Ahmet Telli, adını artık “mıh gibi aklımıza çaktığımız”, hepimizin sevdiği bir şair. Şiirini bilmeyenler şarkılardan, yaşam savunuculuğundan tanır. Hakkını vermeliyiz, neredeyse boyuna ulaşan kitapları hem çok sattı hem çok baskı yaptı.
Teori kendini pratikten doğurur
“Bir otu da yeşertebilir merak
Kışkırtan bir soruydu belki bu
Karşılığı ısrar ve sanki
Yarısı îma olan
Tereddüt; başdönmesini andıran
Belirsiz anların birikmesi
Gölgeni yitirmişsin de
Bir anafordasın sanki”
Sanat, burada özellikle şiir, insanın duygularına doğrudan ulaşan, onunla birlikte büyüten en büyük güçtür. Duygularınızla birlikte siz de büyürsünüz. Bir metafordur buradaki büyümek; güçlenmek, cesaret kazanmak, ileriyi görmek, çözüme yönelmektir. Ahmet Telli, sanatla siyaseti birbirini incitmeden, el ele, kol kola, omuz omuza yürüten -ne yazık ki az sayıdalar- bir poetik özne kuşkusuz.
Simonides, şiiri konuşan resim olarak tanımlıyor (aslına bakarsanız o kadar çok tanımı var ki, her şey-e- uyar sanki). Yukarıda Ahmet Telli’nin “Arkadaşlık Günleriydi” kitabından aktardığım dizelerde resim hani, diye sorduğunuzu duyar gibiyim. En tam da içinde. Gerçekten içinde. Şimdi, dönün bir kez daha okuyun; kafanızda canlanan resme bir bakın. Tabii ki, herkesin resmi kendine özgü olacak, farklılıklar barındıracak. Tabii ki, daha önce görmediğiniz bir resim olacak. Hem değil mi ki, şiir sanatların en metaforik olanıdır.
“Yeşillenmek denirdi ilkgençliğimizde
Oğlanın kıza ilk yanaşma çabasına
Cam yeşili kıvamındaydı zamanlar
Şimdi yosun tutmuş gibi her şey”
Şairin şiirce, kendi tarihinden de el alarak yazdığı dizeler “gerçekten de öyle-ydi” dedirtiyorsa size olmuştur. Maya tutmuş demektir.
Bir duygu yoğunluğunda;
“Zannımca
Böyleydi olmuş olan”
diye geçmiyor mu aklınızdan. Şiir de günün gündeminden etkilenir ister istemez; milliyetçilik almış başını giderken enternasyonalist bir şair olarak Ahmet Telli, sanatın sloganlaştırılması yerine duygulara seslenmesini öne çıkarıyor “Arkadaşlık Günleriydi”de. …ve ekliyor:
“Evcildir kimi kokular, saklanır
Bahçe kapısındaki sarmaşıkta
Ki her karşılaşmanın anısı olsun.”
Rengin, mekânın, tınının, dokunun ve uyumun estetiği yansıyor. Bahçe kapısındaki sarmaşık, kim bilir nerelere sürüklüyor sizi; kimini istemeseniz de… Hafıza ve duygu iç içeliği yaşıyorsunuz; çiçekler, taş basamaklar, pencere önüne dizili saksılar, saksılardaki “sardunyalar”, belki pencerenin tozları bile… Pencere önünde bekleyen (olması gerekir değil mi) sizin olsun.
“Konik tepe, taşlar ve boşluk
Belli ki bir sıkıntısı var nehrin
Hatırladıkça yaprak döküyor
Eski ve şimdiki aşklar. Dedi ve
Apansız boşandı bir yağmur”
Metaforlar dünyası…
Ahmet Telli, aynı şiirinde, bir sonraki dörtlükte yeni bir metaforlar dünyasına yelken açıyor. Sanatın, sanatçının imgelemi, düş(ünce) gücünü gösterircesine…
“Yağmur, kaybolan dillerin
Alfabesiydi ve atların ıslak
Yeleleriyle yazılıydı rüzgâra
Dedi ve sütliman kesildi dağ taş
Ortalıkta küflü bir tarih kokusu”
Şairin duygulara seslenirken hayatın gerçeklerini göz ardı etmediğini fark ettiniz değil mi? Ahmet Telli, yaşam savunucusu çünkü, muhakkak yaşamı sahiplenecek ve okuru yönlendirecektir. Düş(ünce)lerinize yasak koymayın, en tam da o nedenle… Yaşam savunucusu olmak gerçekleri, yaşamın gerçeklerini, canlısı cansızı, havası suyu, toprağı, insanı, hayvanıyla sahiplenmek ve her birinin kendince yaşamasını savunmaktır.
ESKİ SEVGİLİ
“Hatırladıkça dünleri, önceki günleri
Avutmuyor seni artık sokağın sesleri
Ne hüzün eksiliyor aynalardan
Ne de çalıyor kapını o eski serseri”
Fuzulî’nin dizeleriyle de pekiştirdiği duyguları, bir anlamda -aslında bir anlamda değil sadece, her anlamda- “arkadaşlık günleri”nin yeniden gelmesi beklentisi bence. Ne yalan vardı o zaman, ne kandırma ne bencillik ne de korku. Açıktı tüm yollar, Ahmet Telli’nin, daha önceki kitaplarında vurguladığı gibi: “Yangın Yılları”, “Hüznün İsyan Olur”, “Dövüşen Anlatsın”… “Su Çürüdü”
Su çürür, arkadaşlık çürümez Ahmet Abi!
Arkadaşlık Günleriydi
Ahmet Telli
Şiir
Everest Yayınları, 2023, 111 s.












