Çarşamba, Ağustos 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

ARSIZ

Emine Aydoğdu by Emine Aydoğdu
12/05/2025
in Manşet Haberler, Öykü, Yazarlar
A A
4
ARSIZ
0
SHARES
749
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Sabaha karşı da olsa birazcık taze hava almanın kime ne zararı var ki?.. Alacakaranlığın tatlı yürek çarpıntılarını hissetmek, hayatın o ani iniş ve çıkışlarında umarsızca gezinmek başlı başına iç açıcıydı. Minicik bebeğini söylediği ninninin ritmine göre kucağında sallayan genç kadının açık pencereden taşan büyülü sesinde annemi anımsamak gözlerimi terletse de ıhlamur kokan gecenin bütün ihtimallere ardına kadar açık kalbinde dolaşmak ise, oldukça heyecan vericiydi.

Dün izlediğim filimden etkilenmiş olabilirim. Adam kadına ‘baharda çiçeklenen ıhlamur gibisin, yanından geçince yapraklar gibi ürperiyorum,‘ demişti de ben de bu tümce üzerine bir hayli düşünmüştüm.

Yanıma bir şişe viski alıp, alacakaranlığın ıssızlığında yürümeye başladım. Viski, gece içkisidir; yatıştırır, rahatlatır, düşlere daldırır, iniş ve çıkışın ritmik dengesini bulmamızı sağlar.

Canınız mı sıkıldı, aç mı kaldınız, yürek yarası mı yaşıyorsunuz, aldatıldınız mı, aldattınız mı, düş kırıklığına mı uğradınız, terk mi edildiniz, aşağılanıp sömürüldünüz mü, acıdan yüreğiniz mi sıkışıyor, mutluluktan uçuyor musunuz, kahkahalarınız yeri göğü mü deliyor?.. Gelin şöyle oturun, bir kadeh büyü için. Mutlaka kendinizden geçeceksiniz. Şişenin içindekinin kimyasal bir karışım olduğunun farkındayım ama kendimden geçmek, geçici bir ân bile olsa varlığımdan uzaklaştırmak istiyordum. Aslında gecenin sonundan hiçbir şey beklemiyor olsam da hayatın çok sesliliğinin, o dayanılmaz gizeminin, kapılarını aralamaktan hoşnuttum.

Alacakaranlığın döşeğinde düş görmeden uyuyanları uyandırmak nafile bir çaba olsa da gene de ısrarlı çabam bir karşılık doğurdu ve sonunda hayaller, uyuyanları değil ama beni uyandırmayı başardı; böylesi daha iyiydi.

Gözlerimin üstüne doğan ay, uzamsal ve zamansal çizgileri aşıp denizaltı bir senfoniye dönüşüyordu. Kalbim, kendi kendini yiyor, sonra da yokluğuyla besleniyordu. Hayata yakın mıydım, yoksa kendimi yakın olarak mı gösteriyordum?.. Aslında ikisinin arasında kocaman bir uçurum vardı. Tıpkı dünyanın başlangıcı ve sonundaki kara delik gibi. 

-İyi sabahlar bayım, hâlâ yaşıyorsunuz, hayret!.. İntihar ettiğinizi düşünmüştüm. Bunları söylerken elimdeki şişeye bakıyordu.

Bir budala olduğunu düşündüm, çünkü şişenin dışından konuşuyordu. Neden benim intihar edeceğimi, o budala zihninden geçiriyordu? Yanılgı onda mıydı, bende miydi? Eğer bu bir yanılgıysa, karanlığın bütün dehlizlerindeki girişleri bildiği, çıkışlarını ise bilmediği gün gibi açıktı. Hayat bir yanılım ustası mıydı acaba?

-Benimle gelsenize.

Yanında yürümeye başladım.

–Ooo hemen güvendiniz bana. Bu iyiye işaret.

–Yooo güvenmedim, nereden çıkardınız güvendiğimi?

Geliyorsunuz ama?

-Yürüyoruz… 

-Güvenden söz etmiştim. 

-Size değil de…Hem sizin merakınıza hem kendi merakıma güveniyorum.

-Bu bir oyun mu?

-İyi bir gözlemci merakın ardındaki gizi çözebilir?

-Niye bıyık altından gülüyorsunuz?

-Gülmeyi değil ama gülümsemeyi severim. Gece, size damgasını vurmuş, konuştukça güzelleşiyorsunuz. Pişmanlıklarla yıpranmış göz kenarlarınız, kırışıklıklarla dolu olsa da yüzünüz, büyülü bir sarmaşık gibi hâlâ bütün vaatlere açık bir kapı bırakıyor.

-Çok kışkırtıcı bir tümce kurdunuz. Bütün vaatlere açık bir yüzüm olduğu için mutlu mu olmalıyım, yoksa?.. 

-Biraz önce yanımdan geçtiniz, herkese baktığınız gibi baktınız ve beni görmediniz, alacakaranlığın ötesinde birini arıyormuş gibiydiniz.

-Belki de birçoklarını.

-Geceleri neden hep sokaktasınız? 

-Gecenin getirdiği bir çocuksanız, onun karanlığından kurtulamazsınız. 

-Peki, siz niye geceyi hep ödünç alıp dolaşıyorsunuz?

-Başka nerede olabilirim ki, yitik bir kuşaktan geliyorum ben, benim gibi yitenlerin arasında kaybolan parçalarımı bulmaya çabalıyorum. Bir de Tanrı’yı, tabii… Karşılaşırsak soracaklarım var.

-Tanrı’ya soru sormak, Tanrı’yı gücendirmez mi?

-Gücensin diye soruyorum zaten.

-Tehditkâr bir düşünce sistemi.

-İnsan, karanlık ve tehditkâr değil mi?

-Nasıl yorumladığınıza bağlı.

-Tanrı, insanı zifiri karanlıkta yaratmış olmalı; yoksa insan bu kadar karanlıktan korkup, köleliği kabul etmezdi. 

-Konuşmayı ahlaksal bir seçimle yürütmek istiyorsunuz anlaşılan?

-Bu sonuca varmanızın nedeni ne?

-Tanrı’yı işin içine soktuğunuza göre… İnsanın hayatı pişmanlıklarla geçince, insan, yaşam boyu pişmanlıklarını düşünür ve bunu bir saplantı haline getirir. Tanrı’yı aramak gibi. Saplantı, yanlışı seçtiğimiz için oluşmaz, doğru olanı seçebilme olanağı ortadan kaktığı için oluşur. Zaman kimseyi beklemediği için doğruyu kanıtlamak da artık olanaksızdır. 

-Tanrı ve saplantıyı iç içe geçirdiniz?

-Tanrıyla aynı uyum içine girmedikçe onu yargılamak beyhudedir. O uyumu yakalarsanız, gerçeğin saatinin ne zaman çaldığını duyarsınız.

Ayrıca:

-Tanrı hiçbir zaman ona inanıp ya da inanmadığınızı bilmeyecek, ama sizin ömrünüz, onu cezalandırmak ya da mükâfatlandırmakla geçecek.

-Her şeyimi yitirdim ben, onurum dışında ama her defasında baştan başlama yürekliliğini gösterdim. Amacım ceza ya da ödül değil.

Soluğunu duyacağım kadar yakınımda yürüyordu. Elinin devinimiyle durdurdu beni.

-Doğuştan inançlı biriyim ben ama şu karanlık günlerde insanların gözlerine doğaüstü bir ışık sunarak kötülüğün ötesine götürmek istiyorum.

-Güneşten bir gemi yapmayı mı hayal ediyorsunuz? O zaman bitkilerin gizli zekâsını çözerek başlayın işe. Evren sayıların senfonisi üzerine kurulmuş.

-Tarih bitkilerden söz etmiyor.

-Tarih senin yürekliliğini ve bitkileri yazmaz, tarih yenenlerin tarihidir; yenenler kendi tarihini yazar bu da onların onursuzluğudur. Tarih kedi gibi yumuşak adımlarla yürümez. O yırtıcıdır, pençeleriyle ezer geçer. 

-Tarihin kanlı görkemi, siyanürlü bir bulut gibi bütün güzellikleri solduruverdi ama biz farkına varamadık. Yitikliğimizin başladığı yer de bizim öngörüsüzlüğümüzdü.

-Tarihte boşluk yoktur. Tarih; tutkuludur, kıskançtır ve hep kana özlem duyar. Birazdan güneşin erkek yanı doğacak, siz ve ben alacakaranlık kuşağının üyeleriyiz. Karanlığın o korkunç potasına atılmış, kendinden kaçan iki insan olarak, güneşten korktuğumuz için geceleri dolaşıyoruz.

-Güneşin erkek yanı mı? İlk kez duyuyorum.

-Bir de dişi yanı var!

Şaka mı bütün bunlar?..

-Güneşin dişi yanı kocaman bir öpücükle uyandırsa bizi. Hayalden hayale, geceden geceye sürükleyip, bir dağın zirvesine bıraksa. Orada, iyilikten, kötülükten ve karanlıktan kurtulmak için canımızın istediği her şeyi yapsak, ancak böylelikle iyilik, kötülük ve karanlık kavramını da aşmış oluruz. Ne dersiniz?.. Durun gitmeyin!.. Daha konuşacak…

Alnıma ritmik biçimde vuran sessiz dokunuşlarla uyandım. Gece boyunca uykumda konuşup Arsız’ı huzursuz ettiğimi, kedi dilinde bana sakin sakin anlatıyordu. Ne zaman huzursuz olsa, patileriyle alnıma vurarak beni uyandırır, sonra da yüzünü yüzüme sürer.

Kusura bakma Arsız, çok üzgünüm.  Off yeter ama! İn tepemden aşağı Arsız! Haydi!.. Gel bakalım, gidip güzel bir kahvaltı yapalım. Ama önce ilacımı içmeliyim. Yattığım yerden kalkmaya çabalıyorum, göğsümde garip bir ağrı var, tökezleyince, başucumdaki iskemleye çarpıyorum, iskemle yere devriliyor, bardaktaki su dökülüyor, cam kırıkları etrafa saçılıyor. Göğsüm sıkışıyor, nefes alamıyorum, ilacım… Arsız, ön patileri ve burnunu ucuyla yere düşen ilaç şişemi yuvarlayarak yanıma getiriyor. Şişenin kapağını açamıyorum.

Bağışla beni Arsız! Seni yalnız… 

Tags: Emine Aydoğdu
Previous Post

Anneler Günü’nde sessiz çığlık: Öldürülen Anneler ve Kadın Cinayetleri

Next Post

SOL NAMINA!

Emine Aydoğdu

Emine Aydoğdu

Dinamik Dergisi’nde çıkan yazılarıyla ilk kez yazın dünyasına adımını attı. Makine Mühendisleri Odası’nın meslek dergisinde yazıları yayımlandı. Uğur Mumcu Yaratıcı Yazarlık seminerlerine, Özgür Üniversitesi’nin Küresel Emperyalizm ve Kapitalizm üzerine derslerine, Ulus Baker’in Spinoza üzerine söyleşilerine katıldı. Sokak Yazarları Dergisi’nin oluşturulup gelişmesinde önemli katkıları oldu. Bu dergide öykü ve şiirleri yayımlandı. Anayasa, Anayasa Yargısı, Kararlar Dergisi ve İnsan Haklarına ilişkin yayınlar başta olmak üzere, yüze yakın hukuk kitabının editörlüğünü yaptı. “TEMMUZU BEYAZA BOYADIM” adlı öykü kitabı, Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla Mart 2001’de yayımlandı. “TEŞKİLÂTI ESASİYE’DEN GÜNÜMÜZE ANAYASALAR” adlı çalışması Palme Yayıncılıktan Mayıs 2005’te yayımlandı. “ADO” adlı öykü kitabı, Yoğunluk Dergisi tarafından 2006’da yayımlandı. “BİR ISLIK ÇAL” adlı öykü kitabı, Favori Yayınlarından 2014’te yayımlandı. “DÜNYA BİR AVUÇ” adlı öykü kitabı, Tulpars Yayınlarından 2016’te yayımlandı. “AFORİZMALAR” adlı kitabı, Artshop Yayınlarından 2018’te yayımlandı. “KİMSE İNANMIYOR BANA” adlı öykü kitabı SRC yayınlarından 2024’te yayımlandı. Çeşitli gazetelerde denemeler yazmış, kimi televizyon kanallarında edebiyat söyleşilerine katılmış, Halk Evlerinde ise gençlere edebiyat ve sanat üzerine seminer vermiştir. “Sokak Yazarları, Evrensel Kültür, Yaşam Sanat, Yoğunluk, Deliler Teknesi, Öykü Teknesi, Tavır, İlk İnci, Nikbinlik, Çağdaş Yaşam, Bağlaç, Ekin Sanat, Kıyı Dili, Çağdaş Türk Dili, Bulut Yazar, Sarmal Çevrim, Eliz Edebiyat, Edebiyat Nöbeti, Lacivert, Edebiyat Kolektifi, Güney Dergisi, Çini Kitap, MYART Sanat Dergisi, Altı Yedi, adadergi.com, cigdergisi.com,” gibi kültür sanat ve edebiyat dergilerinde öyküleri ve şiirleri, “Feniks, İnsanokur.org, Çerçi Sanat, adananewstv.com, Son Baskı, Edebiyat-Kültür Sanat ve Farkındalık, Yaşa-Der Platformu (Yazar Şair ve Sanatçı Dernekleri Platformu) Yobazlıkla Mücadele, Kürecik TV Kültür Sanat Edebiyat, Solmedya.com ve sendika.org’da denemeleri ve öyküleri yayımlanmıştır. BUDEP (Bursa Dergiler Platformu) çatısı altında düzenlenen Bursalı edebiyatçıların “Kış Buluşması” 2025 yılının Mart ayı etkinliğinde, ortak inisiyatif ile belirlenen ve “Bursa’dan Edebiyata Katkı” adıyla verilen 2024 Yılı Bursa’dan Öykü/Romana Katkı Ödülüne layık görülmüş ve “2024 Bursa’dan Öyküye Katkı Ödülü” ile onurlandırılmıştır. Gazetemizde “Öykü Köşeşi” yazarı olarak öykü ve deneme yazmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı
Kitap Önerileri

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı

09/04/2026
TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ
Manşet Haberler

TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ

08/03/2026
BİR YUMAK HAMUR
Manşet Haberler

BİR YUMAK HAMUR

09/02/2026
VENEZUELA VE EMPERYALİZM
Manşet Haberler

VENEZUELA VE EMPERYALİZM

19/01/2026
LAİKA’YA BARIŞ GETİRECEKLER MİŞ!
Manşet Haberler

LAİKA’YA BARIŞ GETİRECEKLER MİŞ!

02/01/2026
KEDİ
Manşet Haberler

KEDİ

15/12/2025
Next Post
SOL NAMINA!

SOL NAMINA!

Comments 4

  1. İsmail says:
    1 yıl ago

    Teşekkürler..Bende ansızın gelişine kırmıştım..Finalde özür diledim 😆💞

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım.

      Yanıtla
  2. Haydar says:
    1 yıl ago

    göğsüm sıkışıyor(uzun zamandır), nefes alamıyorum (soluk soluğa kalıyorum hep kısacık mesafelerde), ilacım, ilacım, ilacım
    alamıyorum yasak, alırsam ölebilirmişim,
    ağır alerjik bir vaka,
    herşeye karşı ciddi alerjim var artık, çek şu partilerini üstümden şirin “arsız”

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Sevgili arkadaşım.
      Güzel günler diliyorum sana.

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

Cezalandırılan Kadın Bedeni, Cezasızlık ve Kadınların Hafızası

by Rabia Baldemir
18/08/2026
0

Paula Maier’in anlattığı cinsel saldırıyı yalnızca gözaltında gerçekleşmiş bireysel bir saldırı olarak ele almak, yaşananın politik niteliğini eksiltir. Burada bir...

ABD-İran hattında ateşkes çıkmazı: Tahran’dan “tam saldırı” tehdidi

ABD-İran hattında ateşkes çıkmazı: Tahran’dan “tam saldırı” tehdidi

by Sonhaber
18/08/2026
0

ABD ile İran arasında haziran ayında varılan geçici mutabakatın 60 günlük müzakere süresi, kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamadan sona erdi. Washington...

İzmir’de taşeron işçiler yeniden eylemde: İş bırakma gündemde

İzmir’de taşeron işçiler yeniden eylemde: İş bırakma gündemde

by Sonhaber
18/08/2026
0

İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı modüler tuvalet ve bebek bakım alanlarında çalışan taşeron işçiler, çalışma düzenlerinin değiştirilmesi talebiyle Kültürpark’taki belediye holleri...

Asgari ücret mutfağa yetmiyor: Açlık sınırı 49 bin 556 lira

Asgari ücret mutfağa yetmiyor: Açlık sınırı 49 bin 556 lira

by Sonhaber
18/08/2026
0

Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi’nin ağustos ayına ilişkin çalışması, ücretlerle temel yaşam giderleri arasındaki makasın büyüdüğünü ortaya koydu. BES-AR’ın gıda...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik