Asma Kütüğündeki Gözyaşı

Mazlum Çetinkaya

Bazı insanların gözlerine bakınca neresinin sancıdığını, neresinden yaralı olduğunu görürsünüz. Sancıyan yanını gözlerinden okursunuz bazı insanların, böyle inanırım ben, bunun bilimsel gerçeği var mıdır, bilmiyorum! Ama hırsın, kibrin, egonun, zalimliğin tavan yaptığı şu günümüz dünyasında, Allah bize akıl vermiş diyor ya bazıları. Düşünüyorum da, bu aklı Allah kötülük için mi vermiş acaba şu insanoğullarına!

Bulunduğu her yeri yoksulluk ve zulüm ile tıka basa dolduran güç ve iktidarın, bu kendi kötülüğünü bir de Allah ile teorize etmesi yok mu!

Oysaki o aklı size içi boş bir şekilde vermişse size verenler, alın çöpe atın o aklı, yok sayın kendinizi. Ama yok, öyle değil tabii; içi kötülükle, çıkarla, sömürüyle ve zulümle dolu bir akıl işte sizinki, yeryüzünü bu hale getirdi, getiriyor. Dostum, yazar Esat Korkmaz korkmadan diyor ya; “akıl kendi arkasını göremez,” yani siz ardınızı görmeyen bir çöp akılsınız, çöp yarınsınız…

Tüm kötülüklerinizi “devlet” “çıkar” “güç” olma hesaplarıyla nakış nakış işlenmiş ve giydirmişsiniz biz yoksulların üstüne. Bunu bir de meydanlarda, ekranlarda, karakollarda, bankamatiklerde, aşevlerinde, ekmek kuyruklarında bize akılsızlık elbisesi yaptınız, görüyoruz yıllardır… Ve vuruyorsunuz akşam sabah Allah’tan aldığınız güçle, devlet ve iktidar olma hakkıyla, çıkar ve kötülük ile; sonra buna akıl diyorsunuz, ardına da Allah’ı ekleyerek.

Didem Madak’ın Ah’lar Ağacı kitabındaki bir dizesini hatırladım, “heceleme beni artık Allah’ım / bırak okunaksız kalayım…” diyor ya, işte bizi nasıl hecelediklerinin, okuduklarının ve bizi nasıl da kendi çıkar kulübelerinin önünde kuyruk ettiklerinin şiirden dizeleri.

Bundan yaklaşık beş altı yıl önce doğan çocuğunun hatırasını gözlerinde dün gibi hatırladığım, eski bir kitapçı dostumun bu sabah erken yaşıyla ölüme gidişini haber alınca, birkaç ay önce kanser olduğunu duymuştum, dedim ki içimden, işte yoksulluğumuzun hikâyesi! Ve işte bu kanser denilen şeyin iktidarların yoksullara hediye ettiği en vicdansız bir hastalık olduğunu içimden geçirdim bu sabah…

Kederlendim birden sabah sabah, içimden silemediğim bu geçmişin ekran kareleri gözümün önünden geçerken. Eğildim bana nefes olan şu penceremden aşağı, aşağıdan doğru yeryüzüne inatla büyüyen limon ağacı ile konuştum. Yapraklarının bunca kıyamete rağmen hâlâ nasıl yeşil kalabildiğini sordum. Gövdemi yar içine bak dedi, göreceksin içinde neler olduğunu, zamanın bütün puşt hallerinin orada nasıl katılaştığını göreceksin dedi, yardım limon ağacının gövdesini acı çeke çeke… Baktım bir söz işlemiş gövdesine şu ağaç, nasıl da işlemiş hem de yüz yıl önceden aldığı bir söz; “Allah’tan başka yârim yoktur.”  altında Şemseddin Sami yazıyor…

Var olduktan bu yana insanla ilişkisini kesen ağaç, şairle ilişkisini kesmemiş gibi. Konuşmadan ve kimseyi kırmadan; üstelik kendi dallarının da kırıldığını göre göre susmuş insanın tüm yaptıklarına, düşmanlığını insanın ve hayata şeytan oluşunun tarihini göre göre şiiri gövdesine alıp saklamış, unutmamış.

Sordum ağaca, senin bilincin bizden daha eski dediğimde;

Benim bilincim var; bak ağlıyorum.

Senin de aklın var, değil mi! dedi.

İçimden “bak şu ağacın bilincine sen!” dedim.

Dedi ki; bendeki bu güzyaşlarıyla sendeki bu gözyaşları oldukça düzelmez bu dünya.

Aklını eline al diyordu gövdesinde ağacın bir ses.

Penceremden doğruluyorum, kendimi kendi içime doğru katlayıp katlayıp içeri alıyorum.

Dönüp dolabımda asılı senin o şairli gözlerine bakıyorum, son güzden kalma gözlerine.

Sanki bir yaz büyüyor gözlerinde senin ama hiç akşam olmuyor…

Kalbime yaslıyorum kendimi…

Seni seviyorum limon ağacı; gövdesi kederli ağaç, seni seviyorum.

Seni seviyorum karşımdaki sessiz resim; gözlerindeki o şairli hallerini.

Seni seviyorum Kars, kırıma uğramış yoksulluk, seni seviyorum “öldürdüğüm Ermeni komşum!”

Seni seviyorum beş yaşındaki çocuk; ellerine gül demeti tutuşturulan çocuk Dersim seni seviyorum.

Seni seviyorum; hatırladığım menekşe, asma kütüğünde unuttuğum gözyaşım.

Nüfus kütüklerinden bir bir eksiliyoruz, dün bizi yazanlar şimdi de tek tek siliyorlar.

 

 

Haber Etiketleri
guest
3 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Mustafa Güçlü

Güzel akıcı bir yazı olmuş, tebrikler

Ayşegül Dilber

Yüreğinize sağlık Mazlum hocam, yine ruhumuza dokundunuz.

Deniz

Bazı acılar sessizdir…

Yüreğine sağlık Mazlum Hocam👏

3
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x