Eskiden yani çocukluğumuzda bizim kuşak yaşlanmayı farklı algılardık sanki biraz. Boylarımız küçüktü belki veya belki de küçük dünyamızda her ağarmış saçlıyı ‘’dede’’ veya ‘’nine’’ olarak algılamak öğretilmişti bizlere. Ve biz hiç büyümeyecek ve saçlarımız hiç ağarmayacakmış gibi yaşardık çocukluğumuzu. Oysa her ne kadar kendimize yeni

Devamını Oku

Bu yazımın konusunu geçenlerde sohbet ederken bir arkadaşıma dilimden kendiliğinden dökülen ‘’bilinçli ve rastlantısal aşk!’’ cümlesi ile belirlemiş olayım. Doğal olarak ‘’ne demek bu, açar mısın biraz?’’ demişti arkadaşım da.  Ve ben sonrasında o ana dek aslında kafamda böyle adlandırarak formüle etmediğim düşüncelerimi aktarmaya çalıştım kendisine. Bir

Devamını Oku

Sonhaber de ilk yazımı okuyan okuyucularım anımsayabilirler. ‘sizleri okurken sıkmayacak kısalıkta ve yaşamın değişik boyutlarında yazmaya çalışacağım’ gibisinden bir açıklama yapmış ve ardından bu ilkeme sadık kalmaya çalışarak değişik konularda yazılar kaleme almıştım. Ve (yine dikkatli okuyucular ayrımındadırlar ki; söz verdiğim gibi olabildiğince kısa ve

Devamını Oku

Anne ve babalarımızdan geç, çocuklarımızdan erken büyüdük biz.  Bizler, yani hani şu 78’ liler diye tanımlanan kuşak var ya, işte onlar ‘BİZ’ dik bir zamanlar. Hem de öylesine ‘BİZ’ dik ki; ‘ben’ demeyi egolarımızı! çağrıştırır korkusuyla kendi kendimizi sansürlediğimiz ‘biz’ler. Bu girişten sonra sanmayın ki bu

Devamını Oku

Birçok anlamda kullanılabilinen bir sözcük. ‘’Yabancı’’ veya ‘’yabancı olmak’’ Bu yazımda sözcüğün deyimsel anlamı ile ilgili halen duygularımın anılarından söküp atamadığım bir olgudan bahsetmeye çalışacağım. Bundan yıllarca önce kendi topraklarımda neredeyse otuz yıl havasını soluduğum, köylerinde hayvan otlatıp şehirlerinde devrim türküleri söyleyerek can yoldaşlarımla yaşam bulduğum,

Devamını Oku

Okuyucularım artık öğrenmişlerdir sanırım. Ben de bir Karadenizliyim. Hani kuşağım çocuk ve gençlerinin ilk mahcup sevda türkülerini çığırdıkları, ilk aşklarının adlarını serin suların ürperttiği tenlerini kurutmak için üzerine yattıkları taşlara yazan ve ilk kaçamaklarını yeşillere bezenmiş sularında duyumsayan ve şöyle bir anılarına daldıklarında ‘’vatanım!’’ diyebildikleri

Devamını Oku