Çarşamba, Ekim 7, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Kadın

AYRICALIKLI FAİLLER: ‘KADİR-İ MUTLAK’ ERKEKLER

Sonhaber by Sonhaber
05/01/2021
in Kadın, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
2
AYRICALIKLI FAİLLER: ‘KADİR-İ MUTLAK’ ERKEKLER
0
SHARES
9
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Yer yüzünde işlenmiş ilk suç belki de cinsel saldırıdır. Muhakeme edilmesi binlerce yılı alan bu fiil, uzlaşma yasalarının en etkin olduğu alandadır.

Aile içi, patron-işçi, öğretmen-öğrenci ve benzer eşitsiz ilişkilerin kadını sindiren ve erkeği korunaklı hale getiren yapısı, saldırıyı çoğu zaman neredeyse tartışılmaz hale getirir. Bunun bir sebebi korku iken bir diğer sebebi erkeğin doğal bir hakka dayandırılan “masumiyeti”dir. Erkeklere sunulan tanrısal güç yeryüzünde bir gölge ve bir temsilci olmaya eştir. Onlara göre erkek olmanın özgürlükle donatılmış evreninde kutsal zevklerin kısıtlanmasıdır tuhaf olan ve dokunmak zararsız bir girişim, öpmek bir sevgi göstergesi ve saldırı da anlaşılabilir bir tutkunun sonucudur. Biraz daha açık konuşmak gerekirse varsayılan rıza esastır ve tüm bu eylemleri ceza hukukunun konusu haline getiren ‘küçük bir anlaşmazlık’ durumudur.

Gündem, Pandora’nın açtığı kutudan saçılan dilsiz özürlerle değişince hafızalar tazelendi; failleri de mağdurları da aynı safta mücadele eden suçlarla yüzleşilmesi ve gizlenmiş ayıpların apaçık konuşulması gerekti.

Geç kalınmış bir yüzleşmeyi dijital çağda yaşamanın avantajıyla ahlaki ve hukuki cepheler oluştu ve tartışmalar maalesef faillerin nitelikleri üzerinden yürütüldü.

Diğer yanda mağdurlar: mücadele eden kadınlar, emekçiler, hak savunucuları, feministler… Bizzat bu kadınların öfkeyle karşı çıkacağı biçimde, tacizin özneleri arasında bir hiyerarşi ve ayrıcalık tartışması açılarak mesele kadınlığın dışına aktarıldı ve düz kriminal bir sahaya geçilmeye çalışıldı. Her ne olursa olsun iyi edebiyatçıların iyi insanlar olması ve muhalif duruşun doğal terbiyesine dair kabuller ile sosyalist erkeklerin ahlaklı imajları yerle bir oldu.

 

İDEOLOJİK MAĞDURİYET
Tacizin sınıfsal ölçütlerle açıklanması ilk kez karşılaşmadığımız bir şey, ancak aymazca betimlendiğine ilk kez şahit oluyoruz.

Emekçi ve dik duran kadınların alnı ve başka yerleri; ışığa, kitaba ve mücadeleye âşık olmayan kadınların her yeri öpülebilir mi?

Apolitik kadınları peşinen arzulu, mücadeleci kadınları da mücadelenin “öncüsü” erkeklere karşı mecbur ve savunmasız kabul eden failler, mağdurları ideolojik bir tercihe göre mi sınıflandırmaktadır?

Beğenilen kadınlara, cinsel dokunulmazlıkları hiçe sayılarak, yaşı, eğitimi, mesleği ve dahi cinsel yönelimi fark etmeksizin yöneltilen talebin bir noktada karşılıklı hale gelebileceğine duyulan inancın temelinde ne yatar?

Mütefekkir, ehil ve iyi yürekli olmak veya cezaevinde kalmak, işkence görmek ve türlü acılardan ve ağıtlardan geçmenin haklı bir ödülü ya da en azından karşılığı mıdır bu talep? Bu erkeler tanıdık eril bir güçten aldıkları cesaretle değil de flörtü seven bir duygusal olarak mı dokunur kadınlara? Faillerin açtığı yolda bu duvarlara çarparak değil bizzat kadınların belirlediği itiraz yöntemleriyle cevap aramak gerekiyor.

Öpmenin masum bir davet gibi romantize edilerek bir aşk oyunu ya da sevimli bir flört biçimi olduğuna inandıran erkeklerin haksız ya da kötü niyetli olma ihtimalinin olmadığı varsayılıyor. Neredeyse herkesin bu konuda mutabık kalmakla içini ferah tuttuğu bu körebe oyununda duyulan çığlık hep bir tereddütle karşılanıyor. Sanki bundan duyulan utanç “öyle biri değildir” savunmasıyla yok sayılıyor ve zihinlerdeki yıkılmaz kalenin korunması öncelik haline geliyor.

Bir fiile suç demenin failin “nasıl biri” olduğuna göre değiştiğini hayal edin; içleri ferahlatan mutabakat buna meyledildiğini ve korkunç bir tablonun duvardan indirilip beyaz bir örtüyle kapatıldığını göstermiyor mu?

Muhalif olmanın yükünü “yıllarca taşımış” erkeklerin yine muhalif kadınlara yönelik taciz ve tecavüzünü yoruma açık ve tasvip edilmeyen bir davranış olmakla açıklamak, koşulsuz bir duruşla değil de kanıtlara göre eleştirmek, biriktirdikleri ideolojik tecrübelerden “böyle” faydalanan erkekleri cezalandırmak bir yana “yaptıysa bile aramızda tartışalım önce” yaklaşımının dile getirilmesi şaşırtıcı olduğu kadar hastalıklı da…

İfşa edilme korkusunun uyku kaçırdığına inanmak da güç. Biyolojik gerekliliğin normal bir sonucu ve bir “erkeklik meselesi” gibi görülen taciz ve tecavüzün gurur duyulacak bir aktivite haline getirildiğini söylemekle ileri gitmiş olmayız. Kriminal tarafı hiç önemsenmeyen taciz ve tecavüzün “aramızda halledilebilecek” bir iletişim sorunu olduğu ve cinselliğin kendine has doğal şiddetinin görmezden gelindiği savunması, kadınların talep ederken bile edilgen ve çekinik olmaya alıştırıldıkları iddiasıyla birleşerek sıradanlaştırılıyor. Oysaki faili ve mağduru kim olursa olsun her taciz bir kıyamettir. İlişkilerdeki konum, meslek, yaş gibi nedenlere dayanan eşitsizlikler ise acıyı ve isyanı katlamakla kalmaz failin sınırsız kötücüllüğünü tesciller.
ERDEMLİ TACİZ
Solun bitmeyen sorunları ve bu sorunları tartışmaktan beslenen bir tarafı olduğu malum. Ancak bu mahallede erkeklerin kendilerini ayrıcalıklı hissetmesi, bilinen ve üzerine hiç gidilmeyen, adeta dondurulmuş bir meseleydi.

Ülkü Ocaklarının adı geçen bir şiddet olayında şaşırtıcı hiçbir şey bulamazken sosyalist bir yazarın eşine uyguladığı şiddeti yalnızca psikolojik ya da ahlaki yönüyle tartışmayı tercih etmek tesadüf olamaz. Komünist bilinen bir yönetmenin set çalışanını taciz ettiğini bilip de bu suçu “konuşarak” yok etmeye çalışmanın ahlaki eksikliğin örtbas edilerek fikri mücadeleyi korumaya çalışmak olduğunu inkar edemeyiz.

Direniş, mücadele ve eylemin kendilerine özgülendiğine ve bu yolda kadınların bir ‘destek’ sunduğuna inanan erkek failler bu sebeple neden oldukları ‘kesinti’den pişmanlık duyarken dahi erkekliğe ait mücadeleye verdikleri dolaylı zararı dile getirmekten çekinmiyor. Her türlü ontolojik eksiklikten muaf, kadir-i mutlak erkekliğin “bir zaafa” yenilmesi kabul edilemiyor ve “dava adamlığı”nın konforlu alanından uzaklaşma ihtimali bu yolla ustaca yok ediliyor.

“Ben de” diyerek çoğaltılan birleşimin marjinal örneklerle seyreltilmeye çalışılması her cinsel suçta mağdurlarla ilgili yaratılan soru işaretleriyle benzeşiyor.

Öyle görünüyor ki tacizin faillerinin ortak yönü başka cephelerden açılan tartışmalarla önemli bir zırha dönüşecek ve faillerin ikrarına rağmen ahlaki tartışmalara boğulacağız. Buna müsaade etmenin faillerin ayrıcalıklı durumuna bir kez daha hizmet edeceği, erkek faillerin binlerce yıllık bu suskunluğu besleyerek güçlendikleri ve her çığlığın haksız bir dokunuş ya da zoraki bir yakınlaşma isteğinden doğduğu bilinmelidir.

Kadınların gerçek bir özgürleşmeye giden yolda aşması gereken ilk ve en büyük engel erkekliğin sınırsız hegemonyasıdır.

Cinsel özgürlük kavramını mülkiyet ilişkileri üzerinden kuran tanımlar reddedilerek her failin “aslında öyle biri” olabileceği unutulmamalıdır.

Sonhaber

Seda Alçınar

 

Tags: cinsel tacizkadin
Previous Post

En kısa gün tarih boyunca neden ve nasıl kutlandı?

Next Post

Bilim çağında yağmur duası ve Kuraklık

Sonhaber

Sonhaber

Yazarın Diğer Yazıları

İstismar ve utanç: TBMM’de patlayan skandal
Manşet Haberler

İstismar ve utanç: TBMM’de patlayan skandal

15/12/2025
Skandal atama: Cinsel taciz suçlamasıyla yargılanan eski müftü İshak Yıldırım, Diyanet tarafından yeniden görevlendirildi
Manşet Haberler

Skandal atama: Cinsel taciz suçlamasıyla yargılanan eski müftü İshak Yıldırım, Diyanet tarafından yeniden görevlendirildi

11/06/2025
2023’TEN 2024’E
Dünya

2023’TEN 2024’E

04/01/2024
KADINLARIN YAŞAMI “KEMALİZM-İSLÂMCILIK” ÇEKİŞMESİ
Kadın

KADINLARIN YAŞAMI “KEMALİZM-İSLÂMCILIK” ÇEKİŞMESİ

04/11/2023
Erkekler Ekim’de 21 kadını ve bir çocuğu öldürdü
Kadın

Erkekler Ekim’de 21 kadını ve bir çocuğu öldürdü

04/11/2023
Erkekler Eylül’de 42 kadını öldürdü
Kadın

Erkekler Eylül’de 42 kadını öldürdü

05/10/2023
Next Post
Bilim çağında yağmur duası ve Kuraklık

Bilim çağında yağmur duası ve Kuraklık

Comments 2

  1. Rafet says:
    6 yıl ago

    Yazı daha çok hukuk diliyle yazıldığında ,konunun sosyolojik ve etik yapısıyla anlatım da bir karmaşa buldum.
    Geçmişten günümüze kadar ara erkil hakimiyetin düzenleri de kadın bir erkeği aşağılamak için onur ve savaşlarda da ganimet sayılmış.Acı çeken taraf kadınlar olmuş.Diğer bir yanda Kızulırmağa dayanan Medler ile Lidyalılar arası savaşı bitirmek ve barış sağlamak için kanı gelin olarak almak ta ayrı bir değerdir.
    Kadın erkek ilişkilerinde temel sorun toplumsal,dinsel ahlakla orantılıdır.Masum görülen en küçük davranış bile iyi terbiye edilmemiş bir duyguyu zehirliyor biliyor.
    Rıza dediğimiz ilişki bile sakatlıklara sebep olmuyor mu ?
    Bence insan olmanın ötesinde cinsiyet kavramını öz değerle pekiştirmeyle meta ve kişisel zevk kavramından çıktığı an kadına yönelik olumsuzlukları konuşmaya biliriz.

    Yanıtla
    • Meryem says:
      6 yıl ago

      Yazdıklarınızdan hiçbir şey anlaşılmıyor.

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Mahkeme işe iade dedi, Dersim Belediyesi işçileri görevlerine dönemedi

Mahkeme işe iade dedi, Dersim Belediyesi işçileri görevlerine dönemedi

by Sonhaber
07/10/2026
0

Dersim Belediyesi’nde 9’u 31 Aralık 2024, 4’ü ise 24 Mart 2025’te olmak üzere toplam 13 işçinin işine son verildi. İşçiler,...

ABD-İran geriliminde yeni açıklamalar: Washington uranyum şartını yineledi

ABD-İran geriliminde yeni açıklamalar: Washington uranyum şartını yineledi

by Sonhaber
07/10/2026
0

ABD ile İran arasında yedi aydır devam eden çatışmaları sona erdirmeye yönelik dolaylı temaslar sürerken taraflardan yeni açıklamalar geldi. ABD...

Suudi Arabistan-Husi gerilimi tırmanıyor

Suudi Arabistan-Husi gerilimi tırmanıyor

by Sonhaber
07/10/2026
0

Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki gerilim, karşılıklı hava saldırıları ve kara operasyonlarıyla büyüyor. Suudi Arabistan Sivil Havacılık Otoritesi, 5...

DTCF’de saldırı ve gözaltı iddiaları

DTCF’de saldırı ve gözaltı iddiaları

by Sonhaber
07/10/2026
0

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde (DTCF) 6 Ekim’de öğrenciler arasında başlayan gerginlik arbedeye dönüştü. Öğrencilerin ve olayı izleyen basın...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik