Pazar, Ağustos 16, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Batı medeniyetini nasıl bilirsiniz?

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
03/09/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Batı medeniyetini nasıl bilirsiniz?
0
SHARES
450
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Hristiyanlık denilen bu soyun, dünyanın dört bir yanında boyundurukları altına alabildikleri halklara karşı gösterdikleri vahşet ve zulmün bir benzerine, hiçbir çağda ne kadar yabanıl ne kadar merhametsiz ve utanmaz olursa olsun, hiçbir soyda rastlanmaz.”

Wiliam Howitt.

 

 

“Batı dünyayı kazandıysa, bu, kültürünün, dininin ya da değerlerinin üstünlüğünden değil, örgütlü şiddeti kullanmadaki üstünlüğündendir. Batılıların ekseri unuttuğu, diğerlerinin de asla akıl etmediği gerçek budur…”

Samuel P. Huntington

                                                                                                          

 

“(Yabancı) kapitalistler yüzyıllar boyu, azgelişmiş dünyada suç işlemekten başka iş yapmadılar”.

                                                                                                            Frantz Fanon

 

Doğar doğmaz anasının memesine yönelen buzağı gibi, başını kaldıran Batı’ya bakıyor, neden? Orası bolluğun, refahın, özgürlüğün, demokrasinin sembolü sayıldığı için… Oysa, boşuna ‘nereye bakıldığı değil, nereden bakıldığı önemlidir’ denmemiştir. O halde iki şey: Birincisi, gerçekten tevatür edildiği gibi mi ve ikincisi size oradan yansıyan ne?

Kristof Kolomb’un macerasıyla tarih sahnesine çıkan “Batı Medeniyeti” denilenin derin çekirdeğini kapitalizm oluşturuyor. Kapitalizm, sömürü, yağma, talan, jenosit, kolonyalizm, emperyalizm, savaş, ücretli emek sömürüsü, karşılığı ödenmeyen kadın emeği sömürüsü, patriyarka, doğa yağma ve talanı demektir…

Antoine de Montchetien 1616’da yayınlanan Ekonomi Politik El Kitabında, Avrupalının “uygarlaştırıcı misyonunun yüksek ahlaklılık dersleri ve yüce örneklerle kendilerini kurtuluş yoluna koymamız için bizim egemenliğimiz altına girmeye hazır bekleyen, bize kollarını uzatarak yalvaran, bizi çağıran uygarlık yoksunu bunca barbar halka, yaratıcımız Tanrı’nın adını tanıtmak” olduğunu yazıyordu…

“Barbar halkları” Hristiyanlaştırma, boyunduruk altına alma süreci hızlı başladı… Kristof Kolomb Amerikan adalarına ayak bastığında, kıt’a’nın nüfusu 80 milyondu, on altıncı yüzyılın ortasında (yaklaşık 60 yıl sonra) Amerikalarda yaşayan nüfus 10 milyona inmişti… Uygarlık timsali Hristiyan Batılılar yarım yüzyılda 70 milyon insanı “Hristiyan Cennetine” göndermeyi başarmışlardı… XVI’ıncı yüzyılın başında dünya nüfusunun 400 milyon civarında olduğu düşünülürse, yarım yüzyılda 70 milyon insanı yok etmek “büyük bir başarı” olmalıydı… ‘Garp Cephesinde yeni bir şey yok: Uygarlık yoksunu vahşileri Hristiyanlaştırmak ‘uygarlaştırmak’ ‘kendilerine benzetmek’, onları Batı’nın bir benzeri olmayan üstün uygarlığıyla tanıştırmak, kalkındırmak, ‘modernleştirmek’, ‘uyumlandırmak’, ‘küreselleştirmek’, velhasıl ‘adam etmek’…

Başlangıçta “vahşi” ya da “barbar” saydıkları sömürgeleştirdikleri toplumlara daha sonraları “geri”, “azgelişmiş ülkeler”, İkinci Dünya Savaşından sonra “Kalkınma yolundaki ülkeler” dediler…  Neoliberal küreselleşme çağında da artık Küresel Güney diyorlar… Oysa geride kalan yaklaşık beş yüz yılda Hristiyan ‘Beyaz Adam’ın’ yaptığı insanlık suçu işlemekten başka bir şey değildi… Lakin neyin iyi, neyin kötü, neyin suç, neyin sevap olduğuna da “uygar Beyaz Adamlar” karar verdiği için, olup-bitenlerin ne anlamana geldiğinin, kimin için ne ifade ettiğinin anlaşılması pek mümkün olmadı… Zamanla köleleştirdikleri, sömürgeleştirdikleri, boyun eğdirdikleri, tarihleri, kültürleri ve kimlikleri tahrip edilen, belleksizleştirilen halklar, efendinin gözünü kendi gözleri sandılar ve onun gözüyle bakmaya başladıklarında Batılıların egemenliği güçlü bir temele oturmuş, zafer kazanmıştı… Artık sömürgecinin gözünden başka gören göz kalmamış, sömürgecilik içselleşmişti… Asıl sömürgecilik  bilincin sömürgeleşmesidir… Başka türlü söylersek, insanın kendine, kendi gerçekliğine yabancılaşmasıdır… İşte o ‘kritik eşik’ aşıldığında da sömürgeleştirilmiş halkların insanları kendilerine ve başkalarına Batılı efendinin gözüyle bakar oldular…

Elbette söylediklerimizi nüanse etmek gerekiyor. Sömürgeleştirilmiş veya yarı-sömürge statüsüne indirgenmiş halklar hiçbir zaman Batılı-Hristiyan sömürgecinin dayattığını kabullenmediler… Onlardan kendi kendilerinin celladı olmaları beklenemezdi… Daha ilk günden itibaren köleleştirmeye, katliama, aşağılanmaya, sömürüye başkaldırdılar ve bu  aralıksız sürüp gitti… Tarih efendiler ve onların ideolojik uşakları tarafından yazıldığı için, mazlumların çığlığı yankılanmayacak, suskunluk okyanusunda boğulup gidecekti… Sömürgeciliğin içselleşmesi için, Franz Fanon’un Beyaz Zenciler, Ali Şeriati’nin Asimile maymunlar dediği, ‘yerli unsurların’, ‘yerli misyonerlerin’ devreye girmesi gerekti. Zira, bilincin sömürgeleşmesi ancak “gönüllü kabullenme” durumunda mümkündür… Eğer, sömürgecilerle iş birliğinden çıkarı olan yerli “aydınlanmış elitler” olmasaydı, sömürgecilik yerleşemez, emperyalizm zafer kazanamazdı… Maalesef bugün de “Şark Cephesinde’ yeni bir şey yok…

Irkçılık ve faşizm Batı uygarlığının özünde içerilmiş iflah olmaz bir virüstür… Faşizm bir yol kazası değildir. Batılı’nın kolektif bilincinin yapıcı unsurudur… XX. yüzyılın ilk yarısında Avrupa’da ortaya çıkan ve adına Faşizm, Nazizm denilen vahşet örnekleri asla bir istisna değildi… Sadece yüzyıllardır dünyanın başka yerlerinde (Amerika, Afrika Asya, Avusturalya, vb.) yapılanların Avrupa’ya taşınmasıydı… Yaklaşık beş yüz yıldır dünyanın başka yerlerindeki sıradanlaşmış vahşet ve kıyıcılık, ilk defa Avrupa’nın göbeğinde arz-endam ediyordu ve “uygar Avrupalı” bu duruma şaşırmış gibiydi!.. Herhalde şöyle demek istiyorlardı: Bu başkaları için değil miydi?  Yahudilere ve öteki Aryan olmayan ırklara yönelik jenosit eylemi (etnik temizlik) bir mahkemede (Nürnberg) Nazi suçlularının yargılanmasıyla geçiştirilecek cinsten değildi… Nitekim 1948 de fanatik pro-naziler Güney Afrika’da iktidara geldiklerinde, “uygar dünyanın” desteği tamdı… Aynı tarihte Filistin toprağında Siyonist İsrail’in arzı-endam etmesi de… Tabii Siyonist İsrail’in fanatik ırkçı Güney Afrika apartheid rejimine tam destek vermesi asla şaşırtıcı değildi…

Batı Medeniyetinin ne mene bir şey olduğunu merak edene “Gazze’ye bakın anlarsın” denecektir… Tabii Suriye’ye de…  Daha dün başına 30 milyon dolar ödül konmuş, binlerce masum insanın katili, azılı terörist Ahmet Şara’yı apar-topar devlet başkanı ilan etmek bir “uygar Batı” klasiğidir ve istisna değildir… Velhasıl, ikiyüzlülüğün ve utanmazlığın sınırı yok…

Bu vesileyle bir yanlış anlamaya da yer vermemek gerekiyor… Uygar Batı, sömürü, yağma, talan, katliamlar, ırkçılık, jenosit, saldırı savaşları, emperyalizm, kolonyalizm (sömürgecilik), Hiroşima, Nagazaki… demek ama aynı zamanda aydınlanma, modernite devrimi, özgürlük ve demokrasi de demek… O halde bunların Batı’da gerçekleşme düzeyi nedir? O kadarı da dünyanın geri kalanının sömürüsü, yağma ve talanı sayesinde mi mümkün olmuştur?.. Ve oradan size yansıyan ne ifade ediyor?

Tags: Fikret Başkaya
Previous Post

Su-suzluk Mücadelesi ve Konya Ovası

Next Post

REEL SOSYALİZMDE İŞÇİ SINIFIN SİLAHSIZLAŞTIRILMASI

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi. Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…
Manşet Haberler

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

28/07/2026
Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…
Manşet Haberler

Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…

03/07/2026
Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”
Manşet Haberler

Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”

21/06/2026
Politik İslamcı son hamle…
Manşet Haberler

Politik İslamcı son hamle…

02/06/2026
“Terazi Bozuk”
Manşet Haberler

“Terazi Bozuk”

09/05/2026
Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor
Manşet Haberler

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor

30/04/2026
Next Post
REEL SOSYALİZMDE İŞÇİ SINIFIN SİLAHSIZLAŞTIRILMASI

REEL SOSYALİZMDE İŞÇİ SINIFIN SİLAHSIZLAŞTIRILMASI

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Dünyanın En Yoksul Lideri: José Mujica

Dünyanın En Yoksul Lideri: José Mujica

by Medine Dinçer
16/08/2026
0

Dünyanın en yoksul lideriydi, dediler ona. Oysa belki de dünyanın en zengin insanlarından biriydi. Çünkü zenginliği parayla, makamla, saraylarla değil;...

Rusya ve Ukrayna karşılıklı hava saldırılarıyla vuruldu

Rusya ve Ukrayna karşılıklı hava saldırılarıyla vuruldu

by Sonhaber
16/08/2026
0

Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta karşılıklı hava saldırıları yeniden yoğunlaştı. Ukrayna’ya ait yüzlerce insansız hava aracı, Moskova çevresi ile Rusya’nın...

EMEK-AR raporu: Eğitimde güvencesiz istihdam yaygınlaşıyor

EMEK-AR raporu: Eğitimde güvencesiz istihdam yaygınlaşıyor

by Sonhaber
16/08/2026
0

Emek Araştırmaları Derneği, ücretli öğretmenler ile usta öğreticilerin çalışma koşullarını inceleyen Ağustos 2026 raporunu yayımladı. Sercan Çelik tarafından hazırlanan çalışma,...

Bedelini Millet Öder

Bedelini Millet Öder

by Banu İmer
16/08/2026
0

“Terörsüz Türkiye” adı verilen süreç, Meclis’te kabul edilen yasal düzenlemeyle yeni bir aşamaya girdi. Elbette silahlar sussun. Elbette barış olsun....

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik