Greenpeace’in “Küçük Plastikler, Büyük Sorun: Bebek Gıdası Plastik Poşetlerinin Gizli Riskleri” başlıklı raporu, plastik ambalajlı bebek gıdalarına ilişkin çarpıcı bulgular ortaya koydu. Rapora göre, sıkılarak tüketilen plastik ağızlıklı poşetlerde satılan bazı bebek gıdalarında paket başına 11 bini aşan mikroplastik parçacığı tespit edildi.
Araştırma, 2025 yılında Greenpeace Uluslararası adına bağımsız araştırma kuruluşu SINTEF Ocean tarafından yürütüldü. Testlerde, ABD’de üretilen ve Avrupa merkezli bir çevrim içi perakendeciden temin edilen Danone Happy Baby Organics ile Nestlé Gerber markalı bebek gıdaları incelendi.
Raporda yer alan bulgulara göre, Danone Happy Baby Organics meyve pürelerinde gram başına ortalama 99’a kadar, Nestlé Gerber yoğurt pürelerinde ise gram başına 54’e kadar mikroplastik parçacığı saptandı. Danone ürünlerinde tek bir poşetteki toplam parçacık sayısının 11 bini, Nestlé ürünlerinde ise 5 bini aştığı belirtildi.
Ambalajdan gıdaya geçiş şüphesi
Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri, mikroplastiklerin kaynağına ilişkin bulgular oldu. Testlerde, bebek gıdasında tespit edilen bazı mikroplastik parçacıklar ile ambalajın iç kaplamasında kullanılan polietilen arasında bağlantı olduğuna işaret edildi.
Bu bulgu, mikroplastiklerin doğrudan plastik ambalajdan gıdaya geçebileceği ihtimalini güçlendirdi. Greenpeace, bu nedenle yalnızca ürün içeriğinin değil, ambalaj malzemesinin de halk sağlığı açısından bağımsız biçimde denetlenmesi gerektiğine dikkat çekti.
Raporda ayrıca, plastik kapların ısıya maruz kalmasıyla gıdaya mikroplastik geçişinin artabileceğine dair bağımsız araştırmalara da atıf yapıldı. Buna göre, plastik bir kabın yalnızca 3 dakika mikrodalgada ısıtılmasıyla yaklaşık 4 milyon mikroplastik parçacığının gıdaya geçebildiği ifade edildi.
Bebekler için risk daha büyük
Greenpeace, bebeklerin plastik parçacıkları ve plastik kimyasallarına karşı yetişkinlere göre çok daha savunmasız olduğuna vurgu yaptı. Raporda, bebeklerin organlarının ve bağışıklık sistemlerinin henüz gelişim aşamasında olması nedeniyle mikroplastik ve kimyasal maruziyetinin daha ağır sonuçlar doğurabileceği belirtildi.
Araştırmada, bebek gıdası ambalajlarından gıdaya geçebilen çok sayıda kimyasalın tespit edildiği; bunların bir bölümünün potansiyel olarak toksik özellik taşıyan ve ürün içeriğine bilinçli şekilde eklenmemiş maddeler olduğu kaydedildi.
Nestlé Gerber ürünlerinde ise bu kimyasallara ek olarak insan sağlığı açısından risk oluşturabileceği belirtilen başka bir maddenin de saptandığı aktarıldı.
Raporda, özellikle endokrin bozucu kimyasallara bebeklik döneminde düşük dozda maruz kalmanın dahi üreme sistemi, büyüme ve metabolizma üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğine dikkat çekildi.
Pazar büyüyor, risk yaygınlaşıyor
Greenpeace’in raporu, plastik ağızlıklı esnek poşetlerin bebek gıdası pazarındaki payının hızla arttığını da ortaya koydu. 2025 itibarıyla bu tür ambalajların, bebek gıdası ambalajları arasında hacim bazında küresel pazarın yüzde 37,15’ini oluşturduğu belirtildi.
Rapora göre, 2031 yılına kadar bu pazarın yıllık yüzde 8,18 oranında büyümesi bekleniyor. Bu büyüme, plastik ambalajların yalnızca çevresel değil, halk sağlığı açısından da daha geniş bir risk alanı oluşturabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Şirketlere bağımsız test çağrısı
Greenpeace, araştırmanın yalnızca iki markanın ürünlerini kapsamasına rağmen bulguların plastik ambalaj kullanan tüm bebek gıdası üreticileri açısından uyarı niteliğinde olduğunu belirtti.
Raporda, plastikle temas eden ürün satan şirketlerin, tüketicileri mikroplastiklere ve plastik kimyasallarına maruz bırakmadığını bağımsız testlerle kanıtlama sorumluluğu taşıdığı vurgulandı.
Greenpeace’e göre belirsizlik, güvenlik anlamına gelmiyor. Bu nedenle şirketlerin daha kapsamlı incelemeler yapması, test sonuçlarını kamuoyuyla paylaşması ve plastik ambalaj kaynaklı riskleri ortadan kaldıracak adımlar atması gerekiyor.
Hükümetlere bağlayıcı düzenleme çağrısı
Greenpeace, hükümetlere de halk sağlığını korumak için ihtiyatlı davranma ve bağlayıcı yasal düzenlemeler hazırlama çağrısı yaptı.
Raporda, plastiklerin üretildikleri andan itibaren tüm yaşam döngüleri boyunca çevreye ve insan sağlığına zarar verdiği vurgulanırken, çözüm için Birleşmiş Milletler Küresel Plastik Anlaşması sürecine işaret edildi.
Greenpeace, hükümetlerin plastik üretimini sınırlayan, zararlı ambalajları ve kimyasalları ortadan kaldıran bağlayıcı taahhütleri desteklemesi gerektiğini belirtti.
Örgüt, Plastiksiz Gelecek kampanyası kapsamında Türkiye’de de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, plastik üretimini sınırlayan güçlü ve bağlayıcı bir küresel anlaşmanın desteklenmesini talep etti.









