“Terörsüz Türkiye” adı verilen süreç, Meclis’te kabul edilen yasal düzenlemeyle yeni bir aşamaya girdi.
Elbette silahlar sussun. Elbette barış olsun. Elbette insanlar ölmesin. Elbette demokratik çözüm yollarına başvurulsun.
Ancak bütün bunları istemek, yürütülen sürecin yöntemini sorgulamaktan vazgeçmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, böylesine büyük bir karar daha fazla soru sormayı gerektiriyor.
“Yetmez ama evet” tartışmasını hatırlayalım:
O dönemde anayasa değişiklikleri demokratikleşme yönünde önemli bir adım olarak desteklenmiş, ancak özellikle yargı düzenlemeleri konusunda hayal kırıklığı yaratıp bizi bugünlere getirmiştir.
2010’dan bu yana yaşananlar “adalet sistemi”ne olan güvenimizi oldukça sarsmışken bugün “demokrasi”, “hukuk” ve “barış” vaadine inanmamız, acaba gerçekte neler planlanıyor diye sormamamız mümkün mü?
Hukuku hiçe sayıp siyasi rakiplerinin meşruluğunu reddeden, toplumda yaşanan şiddeti görmezden gelen, muhalif herkesin özgürlüğünü kısıtlayan iktidarın “demokrasi”den, “hukuk”tan ve “toplumsal barış”tan söz etmesine ne kadar güvenebiliriz? Özellikle de hukuk herkes için aynı şekilde işlemezken.
Hakkında terör örgütüyle bağlantı iddiası bulunan fakat kanıtlanmayan kişilerin uzun süredir tutuklu bulunduğu hukuk düzeninde, terör örgütü üyelerine “toplumsal barış” gerekçesiyle farklı hukuki haklar tanınacak. Sonra da adaletten söz edeceğiz. Öyle mi?
Üstelik geçmişte, “Dönüp bize bakın. Bizde pişman olmuş bir hal var mı?” diyen zihniyetin sırf silah bıraktığı için barış sürecine uyacağı garantisi yok. Çünkü silah bırakma sadece bir eylemdir, zihniyetin değişmiş olmasının kanıtı değil.
Barış elbette değerlidir. Ama barış adına yapılanların şeffaf, denetlenebilir ve hesap sorulabilir olması gerekir.
Bu süreç planlandığı gibi gitmez, örgütün tamamı tasfiye olmazsa; yapılan düzenlemeler başka amaçlarla kullanılır, öngörülmeyen sorunlar yaşanırsa bunun hesabını kim verecek?
Sürecin uygulanmasında görev alan kişilerin 90. Madde gereğince sorumlu tutulmayacağı göz önünde bulundurulursa kimse hesap vermeyecek.
Sorumlular görünmez olacak ama bedelini millet ödeyecek.












