Beyni Sulanmak Üzerine

Levent Kaçar

Bir noktadan uyanmaz; beyin denen huysuz nesne horoz ötümü sabahına. Gün boyunca uyarıcılar siperde beklerler beyni eyleme kalkışmak için; onu harekete geçirip değişik yönlerini tahrik eder dört bir yandan düşmanları. Bu eylemler; insan mahlukunun bütün edimlerinin sebebidir.

Varsayalım ki; akıllı nokta, planlar kurar aklın sıra ama delinin umru bile değildir. Delinin ne yapacağını Allah bile bilmez! Bir fiskeyle boşa çıkarır Ali-Cengiz katakullisini herkesin.

Bir de yaratıcı noktası vardır beynin; akıl almaz tanrısal projeler peşinde debelenir;
yine yeniden üretici nokta, somut koşulların somut tahlilini yaparken, planlı bir çalışmayla gerçekleştirir eylemini.

Beynin bir tarafı durmadan çalışan karınca gibi iken; bir diğer tarafı ağustos böceğinin tembellik hakkını kullanır.
Karınca; amele ruhuyla boyuna çalışır. Hamarat proletarya gibi… Amaa!!! Ağustos Böceği; yaz geceleri eğlencelerinin keyfiyle dans eder her vakit.

Bir noktası sakin; neşeyle keyfine bakar beynin. Diğer tarafı ise öfkesinden ne yapacağını şaşırır. Kudurur sinirinden titreyerek; kıskançlıkla sakin tarafa söylenir. “…aşk olsun sana çocuk, aşk olsun…” ölüme gülerek gitmek anlaşılır bir şey değil gibi; görünür normal adama. Sehpayı tekmelerken Deniz; Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’nu dinler keyifle.
“Değil bu; olur şey değil. Çaresiz geliyor aklıma…” diye şarkı söyler; inceden ince…

Bir tarafı analitik ve deneysel düşünme yetisine sahiptir; beyin denen koca etin. Diğer tarafın umurunda olmaz böyle ayrıntılı ve bilimsel düşünmek. Neredeyse bir kitap bile okumamıştır ömrü boyunca umursuz olan. Oysaki analitik düşünen; araştırır, dener, yanılır; tekrar dener. Taa ki doğruyu bulana kadar.

Dünyanın bütün dertlerine, çatışma/çelişkilerine, dayanışma ruhuna estetik bir pencerenin orijinal güzelliğini katarken beynin hassas bir noktası; diğer tarafı zerre nasiplenmemiştir estetik dünyanın değer sisteminden. Hiç bir olguya ince ayar ruhla davranmaz kaba taraf. İki boyutlu ve iki yüzlüdür. Gizlemeye bile ihtiyaç hissetmez. Nobranlıktan ve iki boyutlu hayal dünyasından beslenir daima. Sanatçı beyin ise; olgulardan hareket ederek, gerçekleri en ince süzgecinde eler. Duygularını gerçeğin en sanatçı haline dönüştürmeye konsantre olur. Ortaya çıkan eser yaratıcısının ayak izlerini taşır…

Beynin bir noktası Oblomov düşkünü; bir noktası amele, son noktası tanrı yaratıcılığına ulaşmaktır. Bütün bunların orijinal yorumlanmasına ise fikrimce sanat diyoruz…

Beyinsiz ve akılcı, fütursuz denemeler;  Kasım 2021

SonHaber

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x