Bezuvar’ın kutsiyeti ya da et yemek

Dersim’de belirli bölgelerde ve belirli sayıda Bezuvar’ın (Dağ keçisinin) avlanması amacıyla ilgili bakanlığın açacağı ihale birkaç gündür başta Dersim halkı olmak üzere demokratik kamuoyunun gündemine girdi. Bakanlığın yapmak istediği ihaleye karşı çıkan bir kesim, Bezuvar’ların bölge insanının otantik dinsel inancındaki yerini hatırlatarak yapılacak avcılığa karşı çıkıyor. Ve tali planda da olsa bu gündeme ilişkin bir alt gündem olarak bilhassa sosyal medyada, Bezuvar kutsiyeti savunusu ile bu savunuda olanların et tüketimi arasındaki ilişkinin çelişki boyutu gündeme getiriliyor. Benim bu yazıdaki amacım kendi görüşüme göre kısaca bu yaklaşımın haklılık payını saklı tutarak aynı zamanda ne gibi sorunları bağrında taşıdığına ilişkin olacak.

Bu iki hal, yani Bezuvar’ı kutsal kabul etmek ile hayvansal beslenmenin aynı anda bir arada varlığı ilk bakışta bir çelişki oluşturuyor gibi görünüyor ama durum tam olarak böyle değil. Sosyal fenomenleri tarihsellik ve nedensellik bağı içinde objektivist bakış açısıyla kavramak gerekir. Oradan anlamlandırmak ve bugüne dair uzantılarını oradan okumak gerekir. Bu elbette bugün var olana mutlak bir doğruluk değeri biçmek anlamına gelmez, tarihselci bakış böylesi bir amaç uğruna araçsallaştırılamaz, aksine değerler dönüşür, dahası kolektif müdahale ile dönüştürülebilir de. Fakat sorunumuz bu değil.

Dağ Keçisi (Bezuvar) Dersim’in otantik Kızılbaş/Alevi inanç sisteminde, doğanın kapladığı merkezi role uygun olarak da mistik bir anlam kazanmıştır. Bunun elbette nesnel bir nedenselliği vardır. Bezuvar dağların sarp yamaçlarında yaşayan, enginlikleri mesken eylemiş, insan toplumu ile minimum temas kuran ve günün belirli saatlerinde heybetli boynuzları ile dağların yüksek kayalıklarından deyim yerindeyse adeta poz kesen bir hayvandır. Bu karizması ona Xızır’ın Davarı unvanını kazandırmıştır.

Dersim halkının kadim inanç geleneğinde Bezuvar’ın değeri buradan müteşekkildir. Bezuvar’ın türsel akrabaları olan diğer koyun, keçi vb. hayvanlar ise Bezuvar’ın aksine evcilleştirilebilindiğinden başta besin ihtiyacı olmak üzere çeşitli ihtiyaçlar için kullanılagelmiştir.

Dersim’in coğrafi koşulları tarımdan daha çok hayvancılığa müsaade eder. Aynı zamanda bölgenin çoklu nedenlerle tecrit olmuşluğu/edilmişliği ise bir vakıadır. Dolayısıyla, örneğin yemek kültürünün darlığından söz konusu coğrafyanın besin tüketimi açısından ne denli kıt kaynaklara sahip olduğu anlaşılabilir. Bölgede bilinen geleneksel yemeklerin başında gelen zerfet / babuko / şir, un ve hayvansal besinler olan tereyağı ile ayran bileşiminden oluşur sadece. Buradan da anlaşılacağı gibi et veya hayvansal gıda tüketimi aynı zamanda bir zorunluluktur da.

Şimdi gelelim bölge insanının Bezuvar’a atfettiği kutsiyet ile et ve hayvansal gıda tüketimi arasındaki eş varlığın bir çelişki oluşturup oluşturmadığına, dahası bunun, bugün için bir “iki yüzlülük” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği sorununa.

Başta söylediğim gibi Bezuvar’a atfedilen mistik- mitik anlam, elbette kendi içinde yukarıda bahsettiğim özel nedenleri olmakla ile birlikte bölge insanının kadim inanç formu olan ve aynı zamanda diğer tüm inanç formları gibi bir oranda eklektik yapıya sahip olan Kızılbaş inancındaki doğa merkezli varlık anlayışında anlamsal karşılığını bulmaktadır. Buna mukabil ise evcilleştirilmiş hayvanlar doğal olarak mistik- mitik bir değer kazanmamış yine geleneksel olarak beslenme, giyinme gibi temel ihtiyaçların tedarikçisi pozisyonunda kalmıştır. Bu kendi tarihsel, doğal, sosyal şartları içinde çok anlaşılır, çok normal bir durumdur.

Sosyal olgular taşıdıkları değerler sistemi açısından, bahsettiğimiz dinsel sembolizm örneğinde görüldüğü gibi püriten bir saflıkta yapılaşmazlar. Keza Püriten bir mantıki tutarlılık içinde de olmazlar. Olgular ortaya çıkıp, varlık sahasına indikleri andan itibaren dahi içerisinde çelişki gibi görünen yanları barındırabilirler. Bu durum ona esas karakterini kazandıran, esasta ve toplamda onu karakterize ederek bütünleştiren bir sonuç olarak kendisini ortaya çıkarır. Çelişki gibi görünen veya hakikaten belirli yanları ile çelişkili oldukları hakikatini de bağrında taşıyan karakterler olduğunun diyalektik yapısının görünümüdürler.

Yirmi birinci yüzyılın taşıyıcı kültürel yatağı olan post modernizmin değerler sistemi açısından bakıldığında Bezuvar’a atfedilen kutsiyetin kendisi normal karşılanmayacağı gibi bu savunuda olanların aynı zamanda hayvansal gıda tüketiyor olması akıl almaz bir çelişki ve hatta çarpıcı bir iki yüzlülük örneği olarak görünebilir. Ancak dediğimiz gibi mevcuda hak verme değil ama anlama açısından tarihselci, nedenselci ve sosyal bakış açısı şarttır. Şunu da kabul etmek gerekir ki kadim geleneklerin taşıyıcısı olan kültürel sembolizm örnekleri ki burada Dersim halkı gibi asimilasyonist saldırı altında kaçınılmaz olarak muhafazakarlaşmış bir toplumdan bahsediyoruz, kısa sürede ve kolaylıkla organize olamaz veya tümüyle ortadan kalkamaz. İnsanların kolaylıkla sembolik değerlerinden vazgeçmesi veya onlara dair radikal sorgulamalar gerçekleştirmesi her ne kadar istenilen bir şey olsa da maalesef ne insan ne de onun topluluk bilinci olan üst yapı kurumlarından kültürde böylesi dönüşümler hızlı gerçekleşmez. Bugünün mevcut mantalitesi ile yola çıkar, günümüz modernist veya post- modernist değerler sistemi içinde sorunu ele alır yani püriten bir mantıksal tutarlılık işletir isek doğru halkayı kavrayamayız. Bu durumu anlaşılır ve fakat değiştirilebilir kılmaktan da öteye ancak iki yüzlülük gibi aşırı tepkiselliklerle sınırlı kalır ve halkın yapısal olarak ezici çoğunluğuna tekabül eden gelenek zemininde duranlarının tepkisini almak dışında kazanımcı bir hattı kurabilme becerisinden yoksun kalmış oluruz. Bezuvar’a kutsiyet atfederek, buradan hareketle yaşam hakkı savunusu yapanlara “madem öyle, lütfen vejetaryen olunuz!” demek elbette yanlış değildir ve fakat Bezuvar kutsiyeti ile vejetaryanlık arasında sıkıştırılmış bir ikiliği dayatarak buradan kısa vadeli sonuç alma isteği ile tutarlılık ölçmek maalesef sosyal bilimsel açıdan gerçekçi durmamaktadır.

Son söz olarak; günümüz besin teknolojisinin gelişmişliği ve gıda erişilebilirliğinin yanında doğa merkezli bir insan yaşantısının hakim kılınabilmesinin de bir veçhesi olarak vejetaryen beslenmenin önemli ve değerli olduğuna vurgu yapmak istiyorum . Yine bununla beraber bir materyalist olarak, kadim inanç geleneklerinin belirli komünal değerlerinin ilerletilerek yaşatılması noktasında hassasiyet taşımama rağmen, Bezuvar’ların yaşam hakkının korunması noktasında onlara atfedilen kutsiyetin gündemleştirilerek popülist bir çizgi izlenmesi yerine, bugün ile örtüşen daha doğru bir hat olarak yaban hayatının korunması, turistik avcılığa karşı çıkılması gibi argümantasyonların öne çıkarılması gerektiği kanaatimi paylaşmak istiyorum.

Tuncay ÖZDEMİR

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x