Bir çığlığın tarihini yeniden konuşalım.
Ama bu kez tarihle değil, yankıyla.
Belgeyle değil, kalp atışıyla.
Bazı günler vardır; takvimde durur ama takvime sığmaz.
Bir yaprak değildir sadece.
Bir izdir.
Bir küldür.
Bir çığlığın göğe asılı kalmış hâlidir.
8 Mart biraz da budur.
Dünyanın neresine gidersen git, hikâye değişmez aslında.
Kadınlar hep aynı yerden sınanır:
Seslerinden.
Bedenlerinden.
Emeğinden.
Var olma ısrarından.
Ezilmek istenirler — eğilmezler.
Susturulmak istenirler — susmazlar.
Unutturulmak istenirler — hafızaya dönüşürler.
Bir fabrikanın kapısı kapanır.
Bir evin kapısı kırılır.
Bir sokak karartılır.
Bir annenin bedeni yerde kalır.
Ama o an, sadece acı doğmaz.
Bir tanıklık doğar.
Kadın hafızası tam da burada başlar.
Toprağın üstünde değil; altında kök salarak.
Çünkü kadınlar unutmaz.
Unutmadıkları için de yeniden ayağa kalkarlar.
Bir isim söylersin.
Ardından bir isim daha.
Sonra bir isim daha.
Bir süre sonra fark edersin ki bu bir liste değil,
bir ağıttır.
Ve her ağıt aynı cümlede düğümlenir:
“Bu böyle gitmemeli.”
Sabır beklerler bizden.
Sükûnet.
Boyun eğiş.
Oysa sabır, susmak değildir.
Bazen sabır, doğru anı bekleyen bir fırtınadır.
Kadınlar öldürülür.
Kız çocukları susturulur.
Emek görünmez sayılır.
Adalet gecikir.
Ama geciken her adalet,
hafızayı daha da keskinleştirir.
Çünkü kadınlar yalnızca yas tutmaz.
Kadınlar hesap tutar.
Birbirinin yarasını saran ellerde büyür direniş.
Bir omuz diğerine değdiğinde,
korku biraz daha küçülür.
Bir kadın “yeter” dediğinde,
aslında binlercesi nefes alır.
8 Mart bir çiçek günü değildir.
Bir afiş günü değildir.
Bir indirim günü hiç değildir.
8 Mart,
külden yürümeyi öğrenmişlerin günüdür.
Bir yas günü mü?
Evet.
Ama sadece yas değil.
Bir hatırlayış.
Bir hesap sorma.
Bir söz verme.
Ve en çok da bir inat.
Özgürlük bir gün gerçekten gelecekse,
sessiz gelmeyecek.
Topuk sesleriyle gelecek.
Meydanlara çarpan sloganlarla.
Gözyaşının içinden süzülen cesaretle.
Kaostan beslenenler şunu bilsin:
Korku geçicidir.
Hafıza kalıcıdır.
Ve kadın hafızası,
en uzun geceden bile sabah çıkarır.
8 Mart bir gün değil.
Bir yön.
Bir irade.
Bir yürüyüş.
Biz o yürüyüşü büyütmeye devam edeceğiz.
Yaşasın 8 Mart.
Jin, Jiyan, Azadî.












