Leman saldırısı, basit bir provokasyonun olmasının ötesinde islamofobi sopasıyla önüne geleni hapse atmaya yönelen saray rejiminin, hegemonyayı tamamen kaybettiğini gösterdi. Besleme şeriatçıların tamamı Leman Dergisi öyle olmadığı halde Kemalistlere küfrederek, her şeyi zorladı. Her şey zorlanırken provokasyona konu olan karikatür ortaya çıktı ve karikatürde ince bir ironi dışında hiçbir şey olmadığı da ortaya çıktı. Ama ne gam ! Konu karikatür değil, karikatür üzerinden toplumsal muhalefete ayar vermek olduğuna göre Leman’ın ne önemi var !
Liberal bir kafasız olduğunu her krizde ortaya koyan Ekrem İmamoğlu’nun yapılan saldırının demokrasi cephesine yönelik kesintisiz provokasyonlardan biri olduğunu kavrayamadığı tweet paylaşımı onun içinde bulunduğu somut durumu analiz etmekten aciz biri olduğunun da kanıtı. Koroya katılarak halkın “dini hassasiyetlerini” gözeten liberal bir sağcı olarak oy toplamayı düşünüyorsa geçmiş olsun ! Henüz başına gelenlerin analizini yapmaktan aciz bu zihniyetin, Kılıçdaroğlu ile uzlaşma, herkese şirin gözükme çabası sonu hüsranla bitecek gelişmeleri tetikleyebilir ! 2 Temmuz’un yıldönümünde de aynı ortalamacılık bu kez 2 Temmuz mağdurlarının hoşuna gidecek biçimde mesaj yazabilir. Bütün bunların bize söylediği bir şey var: Her şeyin hızla politikleştiği bir ortamda hem nalına hem mıhına çakamazsınız ikisinden birini tercih etmek zorundasınız !
Saray rejimi Leman saldırısı ve provokasyonundan istediğini elde edemedi. Limon / Leman bu ülkenin emeğiyle ve yeteneğiyle ekmeğini kazanan kıymetli karikatüristlerinin yuvasıdır. İşkence ve hak gasplarının en yoğun yaşandığı 12 Eylül devrinde de, Filistin’deki siyonist soykırımda da doğru yerde durmanın, mizahla politik muhalefet yapmanın onuru Leman Dergisi ve çalışanlarına aittir. Yaka paça sanki bir suç işlemiş gibi çıplak ayakla göz altına alınan ve absürd ötesi bir iddianame ile ceza verilmeye çalışılan emekçilerine CHP Genel Başkanı Özgür Özel dışında doğru dürüst sahip çıkabilen olmadı. Çatışma isteyen ve bunun için her şeyi üzerimize fırlatan saray rejimi, giderek güçten düşüyor. O kadar acz içindedirker ki üç tane uçağı kaldırmayı beceremeyen mideci rezil bürokratları ormanlarımız cayır cayır yanarken Neron’un Roma yanarken seyrettiği gibi olanı biteni seyrediyor. Açıkçası milyonların nefretle yad edeceği bugünlerden kurtulduğumuzda Leman’a bir özür borcu olanlar, bu lafları ettiklerine bu paylaşımları yaptıklarına pişman olacaktır. Saray rejiminin yeni saldırı ve provokasyonlarına hazırlık ancak ideolojik-politik netleşmeyle olur. İdeolojik-politik netleşme olmadan barış masalarında ilenerek, bunu da demokrasi havariliğiyle halka yedirmeye çalışmak abesle iştigaldir. Abesin fevki mi ? Kesinlikle saçmalıktır !

(Leman’dan önceki ismiyle Limon dergisinin kapaklarından biri)
Öfke mi ? Kesinlikle bir bilinç durumudur. Halk öfkelendiğinde bu öfke örgütlülüğe dönüşürse, bu egemen sınıflar için beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Beklenilmeyeni beklemek olan direnişler gasp edilen ne varsa asli sahiplerine iadesi için verilen mücadelelerin toplamıdır. Bu mücadelelerin büyük sorunu inisiyatifi düzen içi muhalefetin sınırlandıran söylemine endekselemektir. Bu, olsa olsa saray rejiminin ve onun suç ortaklarının ömrünü uzatacaktır. İktidarda kalabilmek ve yağma rejiminin halkımızı her gün soyan Avrupalı, Amerikalı ortaklarına hizmet edebilmek için elinden geleni ardına koymayanlarla görülecek hesabı, burjuva partilere bırakmaksızın kendimiz görmek zorundayız. Bu zorunluluk bilinen bütün siyasal paradigmaları, kodları dönüşüme tabi tutacaktır. Dönüşüm başladı, geçmişin siyaset yapma tarzlarının radikal eleştirisi, geleceğin siyaset yapma ve siyasal alanı nihayet sınıflar mücadelesi olarak tanımlayan sol siyasetin etki alanına endeksleyecektir. Bu endeksleme ve senkronizasyon çabası diyelim dünya ile Türkiye’yi beraber dönüştürme yolunu açabilir. Amerikalı bir evsizle, Türkiye’li bir işsizin ortak geleceği, onların hayatlarını cehenneme çeviren neoliberal kapitalizmden kurtulmalarına bağlıdır. Bütün mümkünlerin kıyısında karşımıza çıkan bu gerçek, Leman provokasyonuyla hafızalarda hala kanayan bir yara olarak duran Sivas katliamı benzeri dejavulara engel olunmasının ana fikridir. Saray rejiminin zavallı soysuz savcıları, yargıçları ve lağım borularından farksız medyası yerle bir edilecekse, bu hesabı halk kendi görmek zorunda. İnadın, kolektif iradeye dönüşmeye başladığı bu enteresan ve öğretici evrede, herkes hesabını buna göre yapmalıdır.







