Bir Kadın Hakları Eylemi ” Aynadaki Venüs”

Semih Öz

“Güneşin Batmadığı İmparatorluk” olarak anılan Britanya İmparatorluğu’nda 1914’te “Kadınlara Oy Hakkı” için yapılan bir eylem gerçekleşti.Bu eylem, olumlu veya olumsuz eleştiriler ile birlikte, o dönem dünyada büyük yankılar uyandırıp, tarihe damgasını vurdu. Yapılan bu eylemden ise nasibini alan, 16.yy’ın İspanyol ressamı Diego Velázquez’in yaptığı “Aynadaki Venüs” adlı tablosuydu.

 

Engizsyon Baskıları

Aynadaki Venüs’ün yapıldığı dönem İspanya, bir taraftan coğrafi keşifler ile birlikte ekonomik olarak “İspanyol Altın Çağı”nı yaşarken diğer taraftan da “İspanyol Engizisyonu”nu aynı anda yaşıyordu. Bu tabloda ise; Venüs, çıplak halde yatağa uzanmış ve aşk tanrısı Cupid ise ona ayna tutmuş haldeydi. Dolayısıyla, İspanya’da engizisyonun yaşandığı dönem Aynadaki Venüs gibi nü eserlere rastlamak pek mümkün değildi İspanya’da, nü eserlerler saray mensupları tarafından alınır ve saray mensuplarının ev duvarlarında asılı olurdu. Diego Velázquez’in tablosu da bu baskıcı ortamda 1813 yılına kadar İspanya’da kalabildi. 1813 yılında ise İspanya’da “Barış Prensi” olarak bilinen Godoy’un kaldığı Buenavista Sarayı’ndan, kimliği bilinmemekle birlikte bir İngiliz asker tarafından çalındı. O yıllarda İspanya’da Napolyon’a karşı bir savaş söz konusuydu.

 

“Mrs. Pankhurst’un hayatını geri alamazsınız”

Tablo, 1813’de bazı kaynaklarda “Rokeby Venüs’ü” olarak anılacağı “Yorkshire, Rokeby Park’a” gitti ve sergilendi. 1906’da ise Londra’da Ulusal Galeri tarafından satın alındı. 10 Mart 1914 yılına geldiğimizde ise “Mary Raleigh Richardson” adında “Kadınların Sosyal ve Politik Birliği” (WSPU) üyesi bir kadın hakları savunucusu tarafından bıçaklı bir saldırıya uğradı. Saldırıda birçok kesik aldı ve Richardson hemen gözaltına alındı. Cristie Davies’in The New Criterion’da yazdığı bir yazıya göre, Richardson sorgusunda: “Evet, ben bir kadın hakları savunucusuyum. Yeni bir resim satın alabilirsiniz ama Mrs. Pankhurst’un hayatını geri alamazsınız” dedi. Richardson’un bahsettiği Mrs. Pankhurst ise hapishanede açlık grevinde olan WSPU kurucularından biridir. Richardson daha sonra yaptığı eylemin sebebini açıkladı ve şöyle dedi: “Devletin, modern tarihteki en güzel karakter olan Mrs. Pankhurst’e zarar vermesini protesto etmek amacıyla mitolojik tarihin en güzel kadınına zarar vermek istedim.”

 

“Kadınların Kararlarının Merhametine Kalmış Durumdayız”

Bu olaydan sonra süfrajet veya vandallık gibi tabirler İngiltere’de yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Müzeler, kadınları bir tehlike olarak görmeye başladı ve müzeler bir süre erkek olmadan kadın ziyaretçi kabul etmedi. Bir müze yöneticisi ise yazdığı mektupta “Gerçek şu ki iyi niyetli kişiler, herhangi bir saldırıyı engelleyemez. Bu konuda kadınların kararlarının merhametine kalmış durumdayız.” diye yazdı.

Feminist yazar Lynda Nead ise kitabında bu durumun sonucunu: “Olay, kadının çıplaklığına karşı feminist tutumunun algılanmasında bir simge oldu; bir bakıma, feminizmin imajını basmakalıp bir şekilde temsil etmeye başladı” diyerek yorumladı.

İngiltere’de kadınların oy kullanma hakkı bu olaydan yıllar sonra ancak gelebildi. 1918’de kısmi olarak oy kullnma hakkı kazanan kadınlar, 30 yaş ve belli bir servete sahip olma kuşuluyla bu kazanımı elde etti. 1928’de ise 21 yaşında servetine bakılmaksızın tüm kadınlar oy kullanma hakkına sahip oldu.

 

Kullanılan Kaynaklar

Nead, Linda, 1992, The Female Nude: Art, Obscenity, and Sexuality, Routledge, New York

Whitford, Frank. 8 Ekim 2006 “Still sexy after all these years”. The Sunday Times

Davies, Christie, 2007. “Velazquez in London”. New Criterion

 

Haber Etiketleri
Yazılmış yorum yok

Yorum Bırakınız