Mert Kaya
Resmi olmayan rakamlara göre CHP 17.391.548 oy alarak seçimi birinci tamamladı. AKP ise 16.339.771 oy ile ikinci sıraya geriledi. 2.851.784 oy alan YRP, 2.625.588 oy alan DEM Partiyi geride bırakarak üçüncü oldu. Her haber sitesinde il ilçe bazlı detaylı sayılara ulaşılabilir. Bu yazıda istatistiklere değil oy pratiklerine odaklanacağım.
Baştan söylemek gerekir ki, %25’e demir attığı söylenen CHP’nin bu derece oy artırımı, net bir başarıdır. Aynı zamanda Anadolu içlerine kadar yayılması, seçimin sürprizi sayılabilir. Bu konuya daha sonra tekrar döneceğim. Diğer taraftan Yeniden Refah’ın atılımı, ideolojik olarak yaralanmış AKP’lilere de baba ocağı olmuşa benziyor. “Mücahit Erbakan” sloganları, geri gelenleri yuvasında hissettirmiştir diye düşünüyorum. “Düşmanımın düşmanı dostumdur” şiarından hareketle AKP karşısında yükselişe geçen YRP adaylarına da başka partilerce destek olunmuş olacağı da aklımın bir yerinde duruyor.
Katılımın düşmesinin de seçimin dengesinde oynama yaptığı düşünülebilir. Rant sırasına girmiş ama faydalanamamış AKP’lilerin tehdit bağlamında sandığa gitmediğini düşünüyorum. Emeklilerin tavrı da mutlaka etkili oldu elbette. İstanbul’u kaybetmesiyle birlikte musluğu kısılan iktidar para bekleyen kimseyi memnun edemeyince, umut verebileceğine dair emare de kalmayınca, etrafı boşaldı tabi. Tam olarak bunun farkında olan iktidar, tüm bakanlarıyla İstanbul’da çalıştı belki. Yıllardır süren tüm karmaşaya, haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı AKP toplamda 16.339.771 oy aldı. AKP için oy verme pratiğinin de taşlaşmaya başladığını belirtmek gerekiyor. Oy verme pratiği olgunlaşmış olsa bile İstanbul’da ve Ankara’da belediye meclislerinin kaybedilmesi, AKP için büyük bir çözülmenin de başlayacağının göstergesi niteliğinde. Yerelde itiraz edebilecekleri bir nokta kalmamış oldu sonuçta. Dolayısıyla kapital de CHP’ye kayacaktır zamanla. Burada asıl mesele CHP’nin bunu nasıl yöneteceğiyle ilgili. Doğru bir yönetimle, bir sonraki seçimde iktidarın tuzla buz olması içten bile değil.
Gelelim seçim öncesi sürekli dile getirilen, sosyal medyayı da abluka altına alan, değeri kendinden menkul bazı tiplerin konsolide ettiği düşünülen gençlere. 48.256.541 oyun kullanıldığı seçimde 800.905 oy aldı gençleri peşinde sürüklediği iddia edilen Zafer Partisi. Okul okumasına rağmen iş bulamayan, mülteciyi bu ekmek çemberinde temel düşman bulan koskocaman bir genç sınıf var artık. Avrupa’da da Türkiye’de de benzer bir sistemle büyüyen nefretin altında bu işsiz genç kitle var. Dolayısıyla politikasını mülteci nefreti üzerinden yapan Zafer Partisi’ne katılımın yüksek olacağı düşünülmüştü. Aslına bakılırsa, ciddi paralar harcamadan hatta sadece sosyal medya üzerinden yürütülen seçim kampanyasına göre fena bir oy aldığı söylenemeyebilir. Üzerinde durulması gereken ise gençlerin kızgınlığını iktidara yöneltebildiği gerçeğidir. Oy verme pratikleri üzerinden de bu değerlendirilebilir. Zira muhafazakâr milliyetçi gençlerin oy pratiklerinin değişebileceğini zannetmiyorum. Daha önce Memleket Partisi ve Zafer Partisi etrafında olacağı düşünülen gençlerin ise CHP’ye geldiği söylenebilir. Aynı şekilde İyi Parti seçmeninin tamamıyla, Dem Parti seçmeninin yarısı da CHP’ye oy vermiş görünüyor. Yani aslında yurttaş genel seçimdeki ittifakı devam ettirmiş diyebiliriz. Toplumun Alevilere oy vermediği durumu da ayrıca tartışılması gereken bir başka parantez olarak bize göz kırpıyor gibi görünüyor zira Anadolu bazen içinden çıkılamayan bir kara delik olabiliyor.
Gelelim seçimin kazananı CHP’ye. Seçim öncesi başlayan değişim hareketi, yeni parti lideri, yeni ve adı sanı bilinmeyen adayları, Kılıçdaroğlu ve ekibinin CHP’nin kaybetmesi için çalıştığı ve var olduğu söylenen İmamoğlu-Özel gerginliği arasında gidilen seçimde, CHP’nin büyük bir tokat yiyeceği, yeniden kurultay çağrısı yapılacağı söyleniyordu. Dolayısıyla bir sakinlik vardı. Seçim sonuçlarının CHP’yi de şaşırttığını düşünüyorum ben. Bu noktada sandığa gitmeyen AKP’lilerin, YRP’ye kayan oyların da önemli olduğunu zaten yukarıda belirtmiştim. Tüm bunlara rağmen, haklarını verelim, kapı kapı dolaşıldığı, halkın üstünde bir söylem yerine halkın yanında duran adayların seçildiğini de görmüş olduk. Dolayısıyla net bir başarıdır bu. Ayrıca CHP’nin planının işlediğini, fikirlerinin olduğunu, süreci çok iyi yönettiklerini de görmüş olduk. Seçimin hemen ardından sükûnet çağırısı, kimsenin kaybetmediği vurgusunun yapılması, İmamoğlu’nun konuşmasının Erdoğan’ın konuşmasıyla aynı anda başlatılması planın birer parçaları bence. Uzun yıllardır “Herkes için CHP” söylemini kullanan partinin, söylemine uygun hareket ettiğini görmüş olduk. İmamoğlu’nun konuşmasında bir kişinin vesayetinin bittiğine ve milletin kazandığına vurgu yapmasının ardından söylediği “bu şehrin çeşitliliğine, bu şehrin bütün insanlarına, bu şehrin inançlarına, bu şehrin kadim kültürüne, bu şehrin kadim dillerine, bu şehrin kadim her duygusuna hayırlı uğurlu olsun. Bu şehrin canım insanlarına, çeşitliliğine, bu şehrin, milletin her ferdine, her inancına; Alevi’sine Caferi’sine, Şafi’sine, bütün mezheplerine… Bu şehrin Kürtlerine, bu şehrin Çerkez’leri bu şehrin her etnik kökenden insanına hayırlı olsun. Bu şehrin inançlarına; Hristiyan’ına, Musevi’sine, Ermeni’sine, Süryani’sine hayırlı olsun” sözleri, Erdoğan’ın ilk dönemlerini hatırlattı bana. Hitabeti güçlü, halktan yana ve kapsayıcı tutumuyla İmamoğlu sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de sevilen bir siyasi karaktere dönüştü.
Görünen köy kılavuz istemiyor. Büyükşehirler kaybedildi, Erdoğan yaşlandı, ideolojik olarak radikalleşmesi beklenen AKP yerinde sayınca, YRP siyasal islamcıları baba ocağına döndürmeye odaklandı, yavaş yavaş planını uyguluyor. Bu süreçte tüm gözler büyükşehirleri kazanan, oyunu artıran, yeni siyasi yüzlerle, daha fazla genç ve kadın adaylarla dikkat çeken CHP üzerinde olacak. Toplumcu bir yaklaşımla, halkın olanı halka vererek, doğruyu yaparak, liyakatli kadrolarla çalışarak açık vermemesi gerekir, zira medya hala ellerinde değil. Bu süreçte CHP’nin açık vermesi beklenecektir. CHP, Kürt meselesine ses etsin de oradan terörist diyelim diye Kürtlere bazı darbeler vurulması beni şaşırtmaz mesela. Aynı şey Yahudiler, Ermeniler, Rumlar için de geçerli. “Düşman” bilinen gruplara karşı CHP’nin tutumu nasıl olacak, ona göre medya nasıl şişirecek, karşı bir koz mu olacak göreceğiz. Bu sistemde CHP demokrasi adına konuşması gereken yerde konuşacaktır diye ümit ediyorum.
Eğer iktidar olmayı hedefliyorsanız, cesur olmalısınız. Zira susarak ülkeyi yönetemezsiniz.










