Bir öğretmen mektubu: Öğrenci ve veliler MEB’e karşı güvensiz

Milli  Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un son olarak liselerde yüz yüze sınavların 8 Mart’tan itibaren yapılacağını duyurması üzerine sınıf yazışma gruplarında öğrencilerimizin bize yönelttiği “Hocam bu bilgi doğru mu?” sorusuna maalesef net bir cevap veremiyoruz. Okulların açılması, yüz yüze eğitimin başlaması ve sınavlar konusu  ‘yalancı çoban’ hikayesine döndü. Okulların gerçekten açıldığı ilk gün eğitim tarihimizin en kitlesel devamsızlığı yaşanabilir…

MEB’in tavrı endişeleri arttırıyor

Bakanımızın canlı yayınlarda 3-4 kez yüz yüze eğitim tarihi açıklamasına rağmen son dakika açıklamalarıyla yapılan ertelemeler öğrencilerimizin motivasyonunu daha da düşürmüş, heyecanlarını kırmış, hayal kırıklığı yaşatmış, en önemlisi de güvensizlik duygusunu güçlendirmiştir. Öğrenme kayıplarının karşılanması neredeyse olanaksız hale gelirken, güvensizlik duygularının onarılması pek mümkün değildir. Özellikle çantalarını bile hazırlayan, önlüğünü giyip okuluna, öğretmenine, arkadaşlarına koşmak için gün sayan ilkokul çağındaki çocuklarımıza yaşatılan hayal kırıklığı ve güvensizlik duygusu özür açıklamalarıyla onarılamaz. Pandemi koşullarında milyonlarca öğrenci uzaktan eğitime bile ulaşamazken; özel okullarda ve dershanelerde eğitimin devam etmesi, sınav yılındaki öğrencilerimizin ve velilerimizin endişelerini artırmaktadır. 2020 ve 2021 yıllarındaki seçme ve yerleştirme sınavlarını şimdiden tarihimizin en adaletsiz sınavları olarak nitelemek abartı olmayacaktır. Bakanımızın hafta sonu katıldığı canlı yayında liselerdeki sınavlarla ilgili ‘Öğrencilerimizin yarısı bile sınava girse başarıdır’ açıklaması; sene başında EBA’nın çökmesiyle ilgili yaptığı ‘Derse girişte bir kilitlenme oldu yüzde 15 bir başarıdır’ açıklaması kadar talihsiz bir açıklama olmuştur. Bir tek öğrenci bile olanaklardan mahrum bırakılamaz. Öğrencilerimizin büyük bölümünü gözden çıkararak bir başarı hikayesi yazılamaz.

Okulları açacak koşullar yaratılmalı

Biz öğretmenlere göre, yüz yüze, sınıfta ve öğrencilerimizin gözüne bakarak yapılan eğitimin yerine konulabilecek hiçbir eğitim yöntemi yoktur. Yapılması gereken gün saat açıklamak değil, okulların açılabileceği koşulları yaratmak ve öğrencilerimizin okula güvenli ulaşımını sağlamaktır. Bizler her hafta gittiğimiz okullarda böyle bir hazırlık görmüyoruz. Hâlâ uzaktan eğitime katılım sayıları çok düşük, öğrencilerimizden ‘İnternetim bitti’ şeklinde mesajlar alıyoruz. Okullarımız hijyen koşulları, hijyen malzemeleri, maske, dezenfektan, temizlik personeli bakımından hazır hale getirilmeli, öğretmen açığı kadrolu atamayla kapatılmalı, öğrencilerimiz okullarına bakanlığın sağlayacağı servislerle ücretsiz taşınmalıdır. Uzaktan eğitim araçları ve interneti olmayan tüm öğrencilerimizin ihtiyaçları koşulsuz şartsız karşılanmalıdır. Gecen yıl yapılan üniversite sınavına saatinde yetişmek için telaşla koşan bir öğrencimize maske cezası kesilirken, salgında lebaleb ve halaylı gençlik kongreleri yapanlar eğitimdeki gecikmelerin ve kayıpların sorumluları olarak gençlerimizin bilincine yazılmışlardır. Öğrencilerimize ve gençliğimize eşit ve parasız eğitim olanakları sunulmalıdır… Biz öğretmenlerin en önemli talebi budur. (evrensel)

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x