Çarşamba, Aralık 10, 2025
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Bir Varmış Bir Yokmuş…

Atiye Kalkan by Atiye Kalkan
29/08/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Bir Varmış Bir Yokmuş…
0
SHARES
490
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Zor günlerden geçiyoruz. Kavramların birbirinin içinde eriyip kaybolduğu; iyi ve kötünün yer
değiştirerek kötünün değer olarak yükseldiği; tüm toplumun duyarsızlaştığı; her şeyin, düşüncelerin,
duyguların, bedenlerin bile tüketildiği; tüm yaşamın gösteriden ibaret olduğu; sistemin bizi acıdan
kaçmak için sürekli geçici hazlar peşinde koşturduğu; mutlu olmak adına daha çok yalnızlaşıp
anlamsızlaştığımız bir dönem… İnsanların, neoliberal politikalar eşliğinde sistemin köleleri haline
getirilerek hayata dair amaçları ve umutlarının ipotek altına alındığı; iktidarların politik çıkarlar
uğruna ayrıştırmanın ve maddi menfaatleri korumanın merkezi haline geldiği ve toplumun itaat
kültürüyle köleleştirilerek suskun, yoz kitlelere dönüştürüldüğü bir dönem… İyinin yerine kötünün
tahta çıkıp sahnede arz-ı endam ettiği bir dönem.

Her gün Yemen’den, Gazze’den, Sudan’dan, Suriye’den yükselen ağıtları duymamıza rağmen;
kucağındaki korumak istediği kuşuyla, kedisiyle, köpeğiyle ölümden kaçmaya çalışan ama yine de
zulme karşı direnmek için çırpınan çocukların, kadınların göz yaşlarını, hayvanların can hıraş
kaçışlarını görmemize rağmen; tüm bunları hiç etkilenmeden, bir futbol maçı izler gibi izleyip bir
yandan da çekirdeğimizi çıtlamaya devam ettiğimiz bir dönem. Bir kadının öldürülüşünü, bir çocuğun
çığlığını, bir hayvana yapılan işkenceyi, moda reklamı izlermişcesine aynı duyarsızlıkla izleyip “like”
atıp bir sonraki habere geçtiğimiz ya da -belki de sefalet ve yalnızlık içindeki- evimizde “tek başımıza”
yediğimiz yemeğin fotoğrafını çekerek sahte mutluluk pozları içinde bunu paylaşıp sabırsızlık içinde
“like” almayı beklediğimiz bir dönem. Sevgi, dostluk ölçümüzün takipçi sayımızdan ibaret olduğu
bir dönem…

Zerzan, içinde yaşadığımız dünyayı, üzerinden tüm anlamların sürüldüğü, ruhsuz, boş bir araziye
benzetiyor. Haksız da sayılmaz. Mitlerin, masalların, insan hikayelerinin ve bu hikayeleri anlatacak
dostların olmadığı; sadece kötülükten ve kaostan ibaret, anlam yoksunu bir dünya boş, çorak bir
araziden ibaret olabilir ancak. Yine de umutvar olmak gerek. Sonuçta hiçbir şey sonsuz değil. Tıpkı
masallardaki gibi her şey nasıl var olmuşsa öyle de yok oluyor. Ve belki umutvar olmak için biraz
mitlere, masallara kulak vermek, inanmak gerekiyor.

Bir varmış bir yokmuş diye başlar bütün masallar. Çünkü zenginlik-fakirlik, güzellik-çirkinlik,
sağlık-hastalık, mutluluk-acı, barış ve savaş… Her şey geçicidir. Ötesi yaşam geçicidir. Doğumla (bir)
var (mış) olan yaşamımız, ölümle (bir) yok (muş) olur. Zaten yaşamın bu bir varmış yokmuşluğundan
olacak ki bir çok dilde insan kelimesi ölümlülüğe göndermede bulunur. İnsan anlamına gelen
Ermenice “mard”, Farsça “mard”, Sanskritçe “marta”, evrildiği kök itibariyle aynı zamanda “ölümlü”
bir varlık olmayı ifade eder.

Hiçbir şey sonsuza dek sürmez. Karanlığın ardından aydınlık, kışın ardından bahar, kötü-felaket dolu
günlerin ardından iyi-refah ve mutluluk dolu günler gelir. “Gün olur devran döner…” diye anlatır
masallar bu değişimi, dönüşümü. Gün olur devran döner, taht da saray da saltanat da bir var(ken) bir
yok(muş) olur. Masallar bize sonlulukla sonsuzluğun, ölümlülükle ölümsüzlüğün, varlıkta olanla
yoklukta olanın, istek ve dileklerin, bu dünya ve mümkün başka dünyaların kapısını aralar. İnsan
diğer hayvanlara, diğer hayvanlar insana karışır. Gece gündüze, ay güneşe, güz yaza karışır.
Mevsimler geçer kış yaza kavuşur. Pire berber, deve tellal olur; yeni doğan bebek kendini anasının
beşiğini tıngır mıngır sallar iken bulur. Her şey değişir ve dönüşür. İyiden kötü doğduğu gibi kötüden
de iyi doğar.

Masallarda güzellik ve çirkinlik, zorluk ve kolaylık, aydınlık ve karanlık, iyilik ve kötülük savaşır
ve sonunda kazanan iyiler ve iyilik olur. Doğadan kaynaklanan depremler, seller vb. fiziksel kötülük
bir yana, asıl önemli olan insanın özgür iradesiyle, kendi içinde yaptığı özgür bir seçim sonucu ortaya
çıkan ahlaki kötülüktür. Tüm haksızlıklar, açlık, yoksulluk, soykırımlar, savaşlar insanın özgür
iradesiyle ortaya koyduğu ahlaki kötülüğünün sonucudur ki masallarda savaşılan da bu ahlaki çöküş
sonucu oluşan kötülüktür.

Masallarda kötüler zalimlikleriyle nam salar; memleketlerindeki ekonomik ve toplumsal çöküşlere
çanak tutar, derin yoksullaşmaya, savaşa, kıyıma neden olur. Su başlarını tutar. Memleketin insanını
aç susuz, ele güne muhtaç bırakır. Halkı barınmaktan bile yoksunken kendi bir eli yağda bir eli balda
saraylarda yaşar. Memleketi talan edip yakar yıkar ve kendi saltanatını sürer. Toplumun üzerine bir
kötülük gibi çöreklenip yıllarca halkı zehirler. Köyler alev alev yanar, halk yoksulluktan kırılır,
insanlar yerlerinden edilip göçe zorlanır, her yer tarumar olup savaş alanına döner, ne kurt ne kuş
kalır yuvada, yılanlar bile çekip gider. Bu kadar zulme karşın halk ahlaksızlığa, haksızlığa,
adaletsizliğe, suskun kalır. Oysa onlar da bilir sadece kötülüğü eyleme dökmenin değil yapılan kötü
eyleme karşı çıkmamanın da bir ahlaki kötülük biçimi olduğunu ve kötülüğü yapanlar kadar buna
karşı koymayanların da aynı derecede suçlu olduğunu. Bırakın savaşa, soy kırıma sessiz kalmayı,
hatta bazen alkış tutmayı; karşı köyde biri açsa kendi tok olmasa da paylaşır yarımcacık ekmeğini
masallarda yaşayan halklar. Komşusu açken kendi tok olmak; bir bardak suyu, bir somun ekmeği
paylaşmamak erdemsizlik, onursuzluk, kötülük görülür çünkü masallarda.

Ve gün olur devran döner… Hak ve adaleti sağlamak isteyenler çıkar halkın içinden. Ve masal bu ya…
Lambadan bir cin çıkar. Eee… Her şey bir var(mış) bir yok (muş) olduğuna göre kötülük sonsuza
kadar sürecek değil ya… Elbette bir yerlerden bir lamba cini çıkıp kötü sultanı alaşağı etmek için üç
dilek sunacak masaldaki iyi insanlara.. Ne de olsa her yerde saklı bir lamba cini vardır aramasını
bilene…

Sakın ha… Üç dilek deyip hafife almamak lazım… O kadar kolay mı doğru dileği dilemek? En
iyisinden, en temizinden, en adaletlisinden, en namuslusundan, en haysiyetlisinden, en
özgürlükçüsünden, en ahlaklısından, en erdemlisinden, en vicdanlısından, en haklısından, en
yüreklisinden üç tanecik dilek… Ancak… Aman ha… Dikkat… Doğru dilenmezse dilekler “püfff!”
geldiği gibi bir var bir yok olur. Vay haline ki kendini sözde kahraman sanıp şan şöhret, mal mülk,
zenginlik dileyenlerin… Masallarda kahraman olmak için yola çıkanların bazıları özgürlük, hak,
adalet, barış yerine iktidar hevesine düşüp zulüm diliyor. Zalimi tahtından indirmek isterken zulüme
ortak oluyor. Sonra “püff!” elindeki de uçup gidiyor.

Oysa iyiler, gerçek kahramanlar hak ve adaleti sağlamaya adar kendini masallarda. Su başını tutan
zalim sultandan memleketi kurtarmak için iyilerin içinden yüreğinin gücüyle yola düşenler çıkar. Bir
şeyleri değiştirmek için sokaklara çıkması gerektiği halde, eylemsizlikle, suskunlukla yerinde oturan
halkı, ikna edip yollara düşürür. Az gidilir uz gidilir ve ancak bir arpa boyu yol gidilir ama katedilen
arpa boyu yola rağmen hedeften şaşmaz zalim sultanı tahttan indirmek isteyenler. Ne de olsa bugün
arpa boyu gidilen yol yarın tarla boyu, köy boyu, şehir boyu olur; derken sınırlar aşılıp diyardan
diyara gidilir. Yollar uzun ve çetin olsa da kötü sultana savaş açanlar için bu yol, berber pirenin bir
saç kılından diğerine atlaması kadar veya tellal devenin bir muvel ya da dengbej edasıyla elini
kulağına koyup bağırarak minareye çıkıp inmesi kadar hedefe yakındır. Yeter ki sultana savaş açanlar
lambadan çıkan cinin sorduğu üç dileği doğru dileyip halkı yollara düşürsün. Halk, sarayın kapısına
gelir de buna kapı mı dayanır? “Açıl susam açıl!” olur birden bire sarayın devasa kapıları halkın
önünde.

Halk zalim sultanı alıp bu kadar haksızlığın, hukuksuzluğun, memleketi talan etmenin, ağaca, kurda,
kuşa zarar vermenin, yetimin, kadının, çoluğun çocuğun hakkını yemenin cezasını sorar. “Ey zalim
sultan sen söyle bu kadar kötülüğün cezası nedir? Kırk katır mı? Kırk satır mı?”
Masallarda her şey kendi zamanını yaşar ve zalimin altın çağı sona erip erdemli bir yaşam başlar.
Zalimin hükmü sona erince memleketin her bir köşesinde eğlenceler düzenlenir, kırk gün kırk gece
davullar çalınır, şenlikler yapılır. Masaldakiler erer muradına dinleyenler de çıkar kerevetine. Sonra
halkın gözü, aklı, kalbi hep açık olsun; doğruyu eğriyi ayırıp sorup sorgulasın ve erdemli kararlar
alabilsin diye; memlekete bolluk bereket gelsin, memleketin bahtı ufku açık olsun diye bilgelik,
bereket, bolluk, baht açıklığı için üç elma düşer gökten… Biri bu masalı anlatanın başına, biri masalı
dinleyenin başına, biri de dirlik-düzenlik isteyen ve bu dirliği sağlama gücünü kendinde bulan tüm
halkın başına…

Tags: Atiye Kalkan
Previous Post

AKP’li Şehitkamil Belediyesi 30 taşınmazı satışa çıkarıyor

Next Post

CHP’de kurultay süreci başladı: Kars, Ardahan ve Iğdır’da sandık krizi

Next Post
CHP’de kurultay süreci başladı: Kars, Ardahan ve Iğdır’da sandık krizi

CHP’de kurultay süreci başladı: Kars, Ardahan ve Iğdır’da sandık krizi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

Emeklilik yaşını aşan on binlerce kişi yeniden iş arıyor
Ekonomi

Emeklilik yaşını aşan on binlerce kişi yeniden iş arıyor

09/12/2025
Ticari araçlarda kamera zorunluluğu için geri sayım başladı
Manşet Haberler

Ticari araçlarda kamera zorunluluğu için geri sayım başladı

09/12/2025
DEM Parti’den Selvi’nin “Sabotaj” iddiasına yanıt: “Gerçekle bağdaşmıyor”
Manşet Haberler

DEM Parti’den Selvi’nin “Sabotaj” iddiasına yanıt: “Gerçekle bağdaşmıyor”

09/12/2025
RSF: Son bir yılda 67 gazeteci öldürüldü, 503 gazeteci hâlâ tutuklu
Manşet Haberler

RSF: Son bir yılda 67 gazeteci öldürüldü, 503 gazeteci hâlâ tutuklu

09/12/2025
Erdoğan–Orban görüşmesinde Rus gazı mesajı: “Türkiye üzerinden akış güvence altında”
Manşet Haberler

Erdoğan–Orban görüşmesinde Rus gazı mesajı: “Türkiye üzerinden akış güvence altında”

09/12/2025

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik