Feminist sanatın ve katılımcı, toplum odaklı performans sanatının uluslararası öncülerinden Suzanne Lacy, 80 yaşına karşın hâlâ dinamik, hâlâ, aktif, hâlâ mücadele eden bir sanatçı. Sabancı Müzesinde açılan “Birlikte/Togæther” sergisi, bu öncü sanatçının uzun soluklu çalışmaların bir demetinden oluşuyor. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden çok sayıda gönüllüyle birer “canlı tablo” oluşturduğu performanslarında kimlik, özgürlük, şiddetin türlü biçimleri, ekonomik zorluklar, yaş alma gibi olguları gündeme getiren sanatçı, Birlikte/Togæther sergisiyle izleyiciyi sanatı ve hayatı, sanatı ve siyaseti, estetiği ve etiği buluşturuyor, düşünmeye çağırıyor.
1970’lerde feminist sanatın ilk örneklerini sunan Lacy, aslında kadınları dışlayan referans çevrelerini yıkıma uğratıyor. Bunu, tek bir sanatsal üslupla değil, tarihsel, toplumsal, coğrafi koşulların gerektirdiği yepyeni bir dille aktarıyor. Şunu unutmamak gerekir ki; bugün, çağdaş sanat pratiğinde birçok yeniliğe katkı kadınlardan geliyor. Buna da bağlı olarak, kadınlar toplumsal duyarlılık içeren alternatifler üretiyor. Suzanne Lacy’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği “Performans Kıyafeti” kadın bedenini sorgulamamıza yol açıyor. Oradaki kıyafet, bilgisayarda sanatçıyı arattığınızda karşınıza çıkacak ilk işlerden biri. Yeni bir çığır açtığı kesin.
Birbirini takip edince anlam kazanıyor
Yaklaşık on yıl aradan sonra, “Fısıltı, Dalgalar, Rüzgâr” çalışması, 60-95 yaş aralığındaki 154 gönüllü kadını; onların kendilerini de tanımalarına yol açan, duygu, düş(ünce) ve çalışmalarıyla buluşturuyor. Önemli bir çalışma; sadece fotoğraf ya da film değil, bir yaşam bu… Adı üstünde, dalgaların sesiyle rüzgârın uğultusu fısıldayan insanları ezip geçebilir mi? Sanatçı orada da kalmayıp, bu kez belki daha genç 540 kadını bir araya getiriyor. Kadınların görünümü, duruşu, belki beklentileri canlı bir tablo gibi hareketlidir ve her seferinde bambaşka sonuçlar doğurur izleyicide… Burada, ilginç bir ayrıntı var: Buluştukları alanda (bir önceki sahildeyken bu büyük bir salondur) oluşan görünüm, Manisalı Dudu Yıldız tarafından kilim olarak dokunmuş.
Hâkim cinsiyet rejimine karşı…
Peki, kadınlar böyle görüyor, düşünüyor, egemen anlayışa böyle tepki göstererek karşı çıkıyor da; erkek egemen dünyanın erkekleri nasıl düşünüyor, neler yapıyor? Suzanne Lacy, yine çok kültürlü, çok katmanlı, çok dilli, çok dinli bir ekip oluşturarak, kadınlarla erkeklerin bakışlarını sorgulamamıza pencere açıyor. BM verilerine göre her on dakikada bir kadının öldürüldüğü dünyada kadınların yaşama ve insanlara bakışıyla erkeklerin bakışını çarpıştırıyor. Cinsiyetçi şiddet başta olmak üzere içindekileri dökenlerin mektupları, kişisel hikâyeler aracılığıyla toplumsal koşulları paylaşmayı hedefliyor. Sergi boyunca yolda, duvarda, köşede gördüğünüz sorular zaten sizi düşünmeye zorluyor. Yerel gibi gözükse de, hemen hiçbir fark olmadığını, erkeklerin aynı zihniyeti taşıdığını görüyorsunuz/duyuyorsunuz o mektuplarda. Bireysel deneyimlerin kamusal ifadelerin ne denli merkezî olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.
Suzanne Lacy, “…Bence sanat, değişim yaratmanın en etkili biçimi olmayabilir ama çok ilginç bir biçimi” diyor. Sanatın yaşamı doğrudan değiştirmesi değil, değişime mihmandar olması önemli. Hem zaten sanatsız bir değişimin olması da pek mümkün değil. Serginin “together” ile “to gather” (birliktelik ve birlikte olmak) birleştirmesi bunun en temel göstergesi zaten.
Sergi süresince Suzanne Lacy’nin performanslarında gündeme getirdiği kadın odaklı toplumsal olgular çeşitli performanslar, konuşmalar ve her yaştan katılımcıya yönelik eğitim programları müzeyi, “birlikte” toplumsal konular düşünülen bir atölye haline getirecek. Ayrıca Lacy’nin pratiğini ele alan metinlerin yanı sıra sanatçının farklı dönemlerine ait belgeleri ve görsel arşivini bir araya getiren bir katalog hazırlandı; özellikle kadınların ve kadın duyarlılığına sahip erkeklerin okumasını öneririm.
“Birlikte/Togæther”
Suzanne Lacy
Resim, fotoğraf, yerleştirme, performans
Sakıp Sabancı Müzesi, 12.09 – 14.12.2025







