Naim Kandemir
Osmanlı’da oyun bitmez, sözünü doğrularcasına ülkede satranç oynanıyor. Söz böyle ama oyunu kuranlar yerli değil. Bu satranç oyununda yoksul halk kesimleri ve onların temsilcileri olduklarını iddia eden yapılar seyirci konumundalar.
Emperyalist odaklar arasında onların aparatlarıyla bir oyun oynanıyor. Oyunun kurucuları elbette ki emperyalist odaklar. Yerli aparatlar bu kurulan oyunda rol kapabilen unsurlar. Oyunun ana kurgusu; ne yapalım da bu devleti, bu milleti içine düştükleri sıkıntıdan kurtarıp refaha eriştirelim, değil elbette.
Onlar kuşu elde tutmanın tekniğini çok iyi bilirler. Avucunu ne fazla açacaksın, ne de fazla sıkacaksın. İşin ırıbını iyi ayarlayacaksın ki kuş ne uçsun, ne de ölsün; etinden, sütünden faydalanılacak kadar yaşasın yeter!
***
Tek adamlar popülizm bayrağını sallaya sallaya süreç içinde tek adam haline gelirler. Hele bir de yıllarca sandık aslanı olup da arkasına kitle desteğini aldı mı başı döner ve kendini o koltuğa oturtanlara da zaman zaman saydırır. Gün gelir sandık sonuçlarına göre artık politik olarak kükreyemeyecek hale gelen tek adamların-onları oraya getiren odaklar-gemini çekip hatta gerekirse dişlerini de sökebilirler. Onun için kültürümüzdeki söz bu hal için çok idealdir: Büyük lokma ye, büyük konuşma!
Her ne kadar adı tek adamlık da olsa el oğlu babasının oğluna güvenmediğinden, başlarda kadro olarak daha donanımlı bir grubu o tek adamın kuyruğuna takmıştı. Onların işi bitince de şahane bir mizansen içinde o grubu kenara çekip ilerideki büyük projesinde yem yapacağı yeni bir yapıyı tek adamın koluna taktı.
Son günlerdeki mesajlaşmalardan anlaşıldığına göre yeni oyun kurulurken belli ki yine tek adamın sağdıcı değiştirilip büyük planın yeni veçhesine geçilecektir. Onun için sandık güzeli seçilen ve henüz ekmeği yenecek yeni bir aparat tek adamla flörtöz olarak eşleştirildi.
Bu oyunda oyun kuranın ana ilkelerinden biri, her oyuncuyu yemlemek gerektiğidir. Kibar insanlar ne de olsa!
Hizmetlerine teşekkür edilip evine gönderilecek sağdıcın gururu incitilmemeli, yoksa sağdıcın her zamanki gibi seçim sur’unu üfleyip yeni sağdıcın yine sandık güzeli olarak seçilmesine vesile olması da çok mümkündür! O zaman oyun kurucunun oyundaki alanı daha genişleyecektir tabii. Eskinin o kükrek tek adamı iyice köşeye sıkıştırılıp, belki de ses tellerini kaybedecektir! Olsun, nasılsa devr-i sabık da yok; Allah bereket versin! Aynı ucube sistem devam edecek midir, yoksa eski sisteme dönülecek midir; ona teknik direktör karar verecektir.
Bu oyunda oyuna dahil olan herkes kârlı çıkacaktır. Eskitilen sağdıcın ve tek adamın dosyaları, onların durumu hazmetmeleri sürdükçe açılmayacak, yeni sağdıç iktidar açlığını giderecek ve oyun kurucu kendi elleriyle koltuğa oturttuğu ama sistem açısından öngörülemez hale gelen tek adamı tereyağından kıl çekercesine zapturapt altına almış olacak ve büyük projesi için yola devam edecektir.
Bu arada halk ve onun temsilcisi olduklarını söyleyen yapılar olan bitene seyirci kaldıkları sürece mırıldanmaya devam edeceklerdir.













Değerli arkadaşım,
Zamanın ruhu iklim ve ekonomik çifte krizi ile değişiyor. Mevcut kaos sürecini sadece tek bir boyutla değerlendirip, öngörüde bulunmak mümkün mü?