Ağaçlardan Bahsetmek

Ağaçlardan Bahsetmek – Talking About Trees, Sudan halkını yedinci sanat ile yeniden buluşturmak isteyen dört yönetmenin umut dolu mücadelesini merkeze alıyor.

70’li yaşlardaki dört arkadaşın sinemaya olan tutkusunu hayranlıkla izleyeceğiniz belgesel, Sudanlı yönetmen Gasmelbari’ye Berlin Film Festivali Panorama Bölümü’nde En İyi Belgesel, İstanbul Film Festivali’nden de Jüri Özel Ödülü ve FIPRESCI Uluslararası Ödülü’nü kazandırdı.

“Nasıl bir çağdır bu, ağaçlardan bahsetmenin neredeyse suç sayıldığı”

Şair ve 20. yüzyılın en büyük oyun yazarlarından Bertolt Brecht’in dizelerinden adını alan belgesel türündeki film, yönetmen Suhaib Gasmelbari’nin kamerasıyla Sudan’daki diktatörlük dönemine şahitlik etmemizi sağlıyor.

Sudan’da renkler grileşir, sesler kısılır
Bir zamanlar sinema seyircisinin, futbol seyircilerinden üç kat fazla olduğu Sudan’da, 30 Haziran 1989 gecesi ordu yönetimi ele geçirir. İşte o andan itibaren Sudan’da renkler grileşir, sesler kısılır ve her şey kültürel bir çöle dönüşür.

Hiç bir yaratıcılığın boy vermesine izin verilmeyen bu gri iklim kuşağı sürecinde ‘kader’ine boyun eğmeyen sürgün edilmiş dört yönetmenin hayat dolu mücadelesini konu edinen film, dönemin siyasi, kültürel ve toplumsal ortamını başarılı bir şekilde beyazperdeye taşıyor.

1990’larda, Ömer el Beşir döneminde yasaklanan Sudan Sinema Topluluğu’nu yeniden bir araya getirmeye çalışan dönemin başarılı yönetmenleri Shaddad, Suliman İbrahim, Eltayeb Mahdi ve Manar Al-Hilo ”Devrim Sineması”nın kapılarını tekrar halka açarak film izleme kültürünü yeniden kazandırmayı amaçlıyor.

Sudan’da umut yeşermek zorunda….

Boş bir açık hava sineması alanı… sinemayı canlandırmaya kolları sıvamış yönetmenlerimiz bu boş alanı izliyor… Alanın içini evvel zaman içinde filmler diyarında yaşamış dört arkadaşın sürgünlerle, işkencelerle, başka diyarlarda üretmekle dolu geçmişi ve sinemayı yeniden Sudan’a getirme hayalleri dolduruyor. Bir zamanlar sinema seyircisi ile tıka basa dolu olan bu alan, şimdi poşet çöplüğü haline gelmiş bir virane. Ama umut her zaman var. Zaten belgesel boyunca görüyoruz ki yönetmenlerimiz, önlerine çıkan her engele “bir çözüm bulacağız” inancıyla yaklaşıyor.

Sudan’da umudu sinema ile yeşerteceklerine inanmış dört fedakar yönetmen, sinema salonunu yeniden açabilmek için temizlikten, sandalyeye, badanadan elektriğe kadar her türlü detayın yükünü sırtlanıyor. Çünkü istiyorlar ki “Devrim Sineması” tam bağımsız olsun.

“bunun kahramanca bir hareket olmasını istiyorum. Sponsorsuz, reklamsız, konuşmasız, devlet bakanları olmadan. Onlarsız, onlara rağmen bir şeyler yapabileceğimizi göstermek için”

 

 

 

 

İşler yoluna sokulmaya başladıktan sonra sinema salonunun kapısına şu sözlerle bir fidan ekiliyor “Umarım bu kökler derin olur. Yeni bir başlangıç olsun sinema için”

“Coğrafya kaderdir”
Suliman İbrahim duvarı boyarken “Almanlar bizim yerimizde olsa ne yaparlardı? Onların özel kendi kendine çıkan sandalyeleri olurdu? Sağa sola, öne arkaya giderdi iki dakikada biterdi” dediği sahne İbn-i Haldun’un “coğrafya kaderdir” sözünü getiriyor akıllara.

Eğer halkından korkan bir üçüncü dünya ülkesi vatandaşı olarak hayata gelmişseniz, nasıl yeteneklere sahip olursanız olun, sahip olduğunuz her yeteneğiniz için mücadele etmek zorundasınız. hatta sahip olduğunuz yeteneklerin ‘devlet’ için tehdit oluşturduğunu duyar, müzik yapmaktan, yazmaktan, resmetmekten, düşünmekten men edilebilirsiniz.

Hep başka kaynaklara muhtaç ve hep en az iki adım geridesiniz. Bütün bunların da ötesinde başka dünyalarda günlük hayatın rutini olan şeyler için siz her zaman bedel ödemek zorunda bıraklırsınız.

 

 

 

 

 

 

“Umudun Filozofları”
Bir söyleşisinde “Onlar için hayatın anlamı sinemaydı” diyen yönetmen Gasmelbari, Sudan devletinden şiddet görmüş, defalarca mağlup olmalarına rağmen direnmeye devam etmiş yönetmenler için “umudun filozoflar” diyor. Gasmelbari’ye katılmamak mümkün değil.

 

Yazılmış yorum yok

Yorum Bırakınız