Pazar, Mayıs 10, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Çayırhan veya Soma’ya bak anlarsın…

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
28/11/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Çayırhan veya Soma’ya bak anlarsın…
0
SHARES
605
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Kapitalizm yasal mafya, mafya da yasal olmayan kapitalizmdir”

Dorio Bötancourt-Maria Garcia

Kapitalist dünya sistemi 1970’li yılların ortasında krize girdi. Söz konusu olan yapısal krizdi. Yapısal krizden verili paradigma dahilinde çıkmak mümkün değildir. 1940’lı yıllardan beri mayalandırılan piyasacı neoliberal reçete imdada yetişti. Neoliberal reçetenin üç sloganından biri özelleştirmeydi (privatisation). Diğer ikisi serbestleşme (liberalisation) ve kuralsızlaştırmaydı (déregulation).

Neoliberal saldırı 1979’da İngiltere’de Margaret Tchacher’, 1980’de ABD’ de Ronald Reagan, bizde de 1980’de ünlü 24 Ocak Kararlarıyla Süleyman Demirel-Turgut Özal marifetiyle arz-ı endam etti… Fakat halkın kazanımlarına savaş ilan etmek demek olan gerici ekonomik ve sosyal politikaların NATO’cu-Amerikancı ordunun müdahalesi olmadan hayata geçirilmesi pek mümkün değildi… Elbette 12 Eylül askeri darbesi sadece ekonominin rotasını değiştirmek için gündeme gelmedi… Emperyalist çıkarların da bir gereğiydi… Devlet aygıtı tepeden tırnağa dizayn edildi… Çocuk Esirgeme Kurumu da dahil hiçbir şeyi esirgemediler…

Özelleştirmeler, değerlenme sıkıntısı çeken sermayeye yeni alanlar açmak demeye geliyor… Gerçek durum öyledir ama burjuva iktisatçıları ve burjuva politikacıları, yaptıklarının iktisadi etkinliğin bir gereği olduğunu, verimlilik artışının herkesin yararına olduğunu söylediler. Tabii “kimin için “verimlilik sorusu” gündeme gelmemek kaydıyla…Medya devreye sokuldu. Medyatik ‘uzmanlar’ özelleştirmenin ne kadar harika bir şey olduğunu döne döne anlattılar… Sendikacılar da koroya dahil olmuştu ki, bu bizdeki sendikacıların çapı hakkında bir fikir verecektir… Esasen sınırlı istisnalar dışında sendikacılar işçilerden çok devlete ve sermayele daha yakındır… Bürokratik yozlaşmayla malûldürler… O hale geldi ki, ‘insanlar’ şu iş bitse de rahata ersek der hale geldiler…

Dönemin bir sloganı da ‘devleti küçültmekti’… Aslında asıl amaç sermayeyi büyütmekti. Bizde özelleştirmelere önce Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) denilen, mal ve hizmet üreten kamu işletmelerinden başlandı… İkinci aşamada sıra kamu hizmetlerine, üçüncü olarak da Müşterekler’e geldi… Müşterekler, herkesin kullanımıma açık, ortak kullanım alanları ve kaynaklarıdır. Bu üçüncü aşama da pupa-yelken yol alıyor ve hiçbir şeyi ıskalamıyorlar… İnsan ve toplum yaşamı için vazgeçilmez olan ne varsa gasp edip, birer kâr aracına dönüştürüyorlar…  Yıkım o kadar hızlı ve kapsamlı ki, vakitlice bu sefil süreç durdurulamaz ise geriye kurtarılacak pek bir şey kalmayabilir…

Artık insan ve toplum yaşamının tüm veçheleri özelleştirilmiş, bir kâr aracına dönüştürülmüş durumda… Müşterekler dahil, her şeyin özelleştirilip, kâr aracına dönüştürüldüğü bir toplumsal yaşam sürdürülebilir değildir… Zira, müşterekler insanları bir arada tutan tutkaldır… Bu yurttaş kavramının da içinin boşalmasıdır…

Çayırhan Termik Santrali ve Maden Ocağı işçileri başlarına neyin geleceğini biliyorlar. Varlık nedenlerine açık bir saldırı demek olan özelleştirmeye karşı etkin bir direniş ortaya koyuyorlar.

Kapitalistler işçiyi bir insan olarak görmez ve öyle muamele etmez… İşçinin (proleterin) âkibetine külliyen yabancılaşmış durumdadırlar… Onlar için işçi, hammadde, ara-malı, enerji gibi…üretim sürecine dahil olan girdilerden sadece biridir… İhtiyacı olduğunda işe alır, istihdam eder, ihtiyacı kalmadığında da kapı dışarı eder… Bu bakımdan, kapitalist toplumun üretmek ve yaşamak için gerekli araçlardan yoksun işçisi (proleteri) köle ve serfin (Osmanlı’da reaya) durumundan farklıdır. İşçi bir efendiye tabi değildir, ama emeğini satmadığı zaman açtır… Aslında bu durum işçilerin tüm kapitalistlerin ortak kölesi olduğu anlamına gelir…

Kapitalistin çalışma süresini uzatmakta ve çalışma yoğunluğunu artırmakta çıkarı vardır… Kapitalistin (sermaye sahibinin) kârı işçinin ödenmemiş emeğinin karşılığıdır… İşçiye ödenen ücret harcadığı emeğin bir bölümünün karşılığıdır. Üretim sürecine dahil olan şeylerden sadece işçi değer yaratır…  Ücret ne kadar düşük, çalışma süresi ne kadar uzun, çalışma yoğunluğu (cadence) ne kadar derinse, iş güvenliği, işçi sağlığı harcamaları ne kadar küçükse, kâr da o kadar büyüktür… Ne demek istediğimi anlamak için Soma maden katliamını hatırlamak yeter… Orada tarihin en büyük işçi katliamlarından biri neden gerçekleşti? Gözü doymaz kapitalist daha çok kâr etsin diye… Yeterli iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için… İş güvenliği için gerekli harcama yapılmadığı için…

Eğer, Çayırhan Termik Santrali özelleştirilir, sermayeye peşkeş çekilirse, işçilerin bir kısmı işten atılır, geri kalanların çalışma süreleri ve çalışma yoğunluğu artırılır, işçi sağlığı ve iş güvencesi savsaklanır, sınırlı kazanımlar da budanır. Oysa termik santral insanların ödediği vergilerle yapılmıştır. Topluma, kamuya ait olanın bir kapitaliste hediye edilmesinin hiçbir mantığı ve tutarlılığı yoktur…

Soma 301 Madenci Aileleri Derneği başkanı İsmail Çolak, Çayırhan’da Termik Santral ve madenin özelleştirmesine direnen işçilere destek mesajında şöyle diyor: “301 madenci adına yeraltında direnen işçileri selamlıyorum. Özelleştirmelerin önünün açılması demek katliamların önünün açılması demektir. Çünkü biz bunu geçmişte yaşadık. 13 Mayıs 2014’te Soma maden katliamında 301 insanı kaybettik. Ermenek’te 18 madencimizi kaybettik. Şirvan’da 16 madencimizi kaybettik. En son Amasra’da 40 madencimizi kaybettik. Özelleştirme demek katliam demektir. Biz Türkiye’nin tüm yeraltı maden ocaklarının özelleştirilmesini değil, kamulaştırılmasından yanayız. Onun için işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından sermayenin çıkarları doğrultusunda hareket edilmesine karşıyız. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alınan kurumlar devletin çalıştırdığı kamu iş yerleridir. Sermayenin en çok istediği çok çalıştırıp az ücret ödemek, insanlara ‘hadi hadi’ diyerek köleleştirmektir. Biz buna karışıyız. Buradan Soma’dan tüm madenci arkadaşlarıma, direnen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum”.

Aslında neoliberal küreselleşme çağında her şey özelleştirilip, metalaştırılıp bir kâr aracına dönüştürülmüşken, artık devlet de “özelleştirilmiş” sayılır… Nitekim Amasra’daki maden ocağı, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) dahilide bir devlet işletmesi… Eğer kamusal kaygılar olsaydı, 40 madenci ekmek parası kazanırken hayatlarından olur muydu?

Velhasıl, Kapitalizm dahilinde asla bir gelecek olmadığının bilinmesi ve dağa-taşa yazılması gerekiyor… Kapitalizmden vakitlice çıkmanın gerekli olduğu bir zamandayız. Yıkımın hızı ve yoğunluğunu artmış bulunuyor… Artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve olmayacak…

 

Tags: Çayırhan Termik SantraliFikret Başkayaişçi ölümlerikapitalizmözelleşmesoma maden faciası
Previous Post

Melih Meriç’ten Sağlık Bakanlığı’na çağrı: DMD hastası çocuklar için acil adım atılmalı

Next Post

UNRWA Genel Komiseri: Gazze’de 50 binden fazla hamile kadın açlıkla mücadele ediyor

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi. Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

“Terazi Bozuk”
Manşet Haberler

“Terazi Bozuk”

09/05/2026
Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor
Manşet Haberler

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor

30/04/2026
20 yaşındaki işçi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti
Emek Dünyası

20 yaşındaki işçi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

17/04/2026
Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…
Manşet Haberler

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…

17/04/2026
“İç Cepheden” Sevgilerle…
Manşet Haberler

“İç Cepheden” Sevgilerle…

01/04/2026
Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!
Manşet Haberler

Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!

18/03/2026
Next Post
UNRWA Genel Komiseri: Gazze’de 50 binden fazla hamile kadın açlıkla mücadele ediyor

UNRWA Genel Komiseri: Gazze'de 50 binden fazla hamile kadın açlıkla mücadele ediyor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Boş Düşünceler / Dolu Kalpler

Boş Düşünceler / Dolu Kalpler

by Meltem Uzuner
10/05/2026
0

Bosch Türkiye'nin 2026 Anneler Günü için hazırladığı ve büyük tepki çeken reklam filmi, anne kavramını evcil hayvan sahipliğiyle eşdeğer tuttuğu...

Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!

Savaşın ve krizin faturası emekçilere kesiliyor!

by Mustafa Durmuş
10/05/2026
0

Siyasal iktidarın son yıllarda arkasına sığınabildiği (ama toplumun büyük bir kısmı için herhangi bir anlamı olmayan) tek gösterge olan ekonomik...

İsviçre’de sağcı SVP’nin “10 Milyon” dayatmasına karşı barikat kuruluyor: “Geleceğimiz satılık değil!”

İsviçre’de sağcı SVP’nin “10 Milyon” dayatmasına karşı barikat kuruluyor: “Geleceğimiz satılık değil!”

by Sonhaber
10/05/2026
0

Mehmet Murat Yıldırım/BERN İsviçre’de aşırı sağın göçmenleri hedef göstererek halkı 10 milyonluk bir nüfus sınırına hapsetmek istediği "Kaos İnisiyatifi"ne karşı...

Mansur Yavaş’tan Burcu Köksal yorumu: “Parti değiştirecekse halkın onayı alınmalı”

Mansur Yavaş’tan Burcu Köksal yorumu: “Parti değiştirecekse halkın onayı alınmalı”

by Sonhaber
10/05/2026
0

Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanan Halaçlı Mehmet Ağa Konağı’nın açılışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Yavaş, Burcu Köksal hakkında...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik