Cuma, Mart 13, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

CEHALET FOSEPTİĞİ

Emine Aydoğdu by Emine Aydoğdu
12/11/2025
in Manşet Haberler, Öykü, Yazarlar
A A
13
CEHALET FOSEPTİĞİ
0
SHARES
940
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Ne zaman sokağa çıksam, New Orleans Polis Merkezi’ndeki esrarı yiyen sarhoş fareler gibi uykusunda horuldayan kentin göbeğinde buluyorum kendimi. Kentin sakinleri, her adım atışlarında arkalarında kötü bir koku bırakıyorlar. Kokular genzimi yakıyor. Umutsuz bir sırıtış içindeki zehir ve hüzün kusmuğuyla karşılaşmaktan tiksiniyorum. Manda boku gibi yaydıkları cehaletleriyle, kenti kuşatma altına almışlar. Dünyanın bu insan yapımı dehşet saçan parçasından nefret ediyorum. Toprağın bile temizleyemediği her yerde yoğun bir pislik var. Ben ise sadece toprağa ait olmak, cehaletin yeşermeği bir yerde olmak istiyorum.

İçim, gece gibi ürkütücü, sessiz ve düş kırıklıklarıyla dolu. Kavranamaz bir biçimde bana karşı duruyor. Merhamet ve şefkatten yoksun, dünyanın toprağa saçılan zavallı aklı gibi kalpsiz, hırçın ve sürekli uğulduyor. Toprağın derin derin esnemesini, her gün biraz daha çoğalan bu dehşeti bu pisliği bu lağımı yutmasını bekliyorum. Kentin sesi susmuyor. Cehalet ve sahip olma dürtüsü birleşip bu foseptik çukurunu oluşturmuş. Burası, her şeyin kolaylıkla unutulduğu, bir memeyi emer gibi bütün pisliğin emildiği, yok oluşa dek sürecek bir ruh ve cehalet foseptiği.

Kent, biteviye ıstırap ve kâbus üretiyor. Hukukuyla, adaletiyle, fabrikasıyla, hastanesiyle, lokantasıyla, barıyla, okuluyla, resmi ve özel kurumuyla, bankasıyla, pazarıyla, cezaeviyle, apartmanıyla, malikânesiyle, sarayıyla, bütünüyle ruhunu cehalete teslim etmiş. Şu an Tanrı’nın var olmasını o kadar çok istiyorum ki. Ama onun da tek ve ölümcül bir kusuru var, bu kusuru, kim ne derse desin asla bağışlamayacağım. En başından beri Tanrı, var olmamayı seçti. Varlığı, insan denen yaratığın cehaletiyle ve yönetme dürtüsüyle yaratıldı. Olsaydı, bütün cesaretimi toplayıp, karşısına çıkardım. Gözlerinin içine acıyarak bakıp, öfkeyle yüzüne neler söylerdim neler.

Kent, durmaksızın cehalet üretmeye devam ediyor ve bütün toplum, potansiyel cahil. Her köşede; nefret, şiddet, ikiyüzlülük ve ihanet gömülü. Bu yok edici duygular, sürekli katletme ve yağmalama arzusunu da tetikliyor. Herkesin bir şekilde bir şeylerini pazara çıkardığı bir kerhâne burası. Kimse var olanla yetinmiyor, sattıkça satıyor, düştükçe düşüyor. Bu düşüşle, kent acınacak bir şekilde, derin kâbuslar içinde uykuya dalıyor.

Sokağa çıkıp kentle yüz yüze kaldığımda, hissettiğim bütün iyi duygular, kum gibi içimden süzülüp gidiyor. Geriye sadece keskin kayalar kalıyor. Kentin bütün geleceği, kuşatma altına alınmış. Başımı kaldırıp, çirkinden de öte şu gökdelenlere bakıyorum. Yaşarken, içinde yavaş yavaş ölünen mezarlara baktığımı, dehşetle fark ediyorum. Düşünce aramıyordum ama duyduğum veya kulak kesildiğim konuşmalar, bir süprüntüden ibaret ve çöplükten çıkmış paçavra gibi kokusu her yere yayılıyor. O kokuyu alır almaz, öfkenin dipsiz çukuruna düşüyorum. Bu kent beni toplum dışı göstermeye ant içmiş, benim için kumpas kurmuş sanki. Sürüye katılmadığım için bağışıklık sistemim gelişmemiş. Kabul görmek ve takdir edilmek için sürünün içine girip, onlar gibi melemem gerekiyor. Düşlerimde, özgür olabileceğimi haykırıyorlar ama tek koşulla, onların gördüğü düşleri görmem kaydıyla. Farklı düşünenleri, doğduklarına pişman edinceye kadar hırpalıyorlar.

Böyle bir dünyada, beni doğuranın bile acıma duygusu yok oluyor; o yakıcı diliyle düşündüğüm her şeyi ateşe atmakta sakınca görmüyor. Uçurumun kenarında titriyorum. Bütün enerjimi, dengede kalmak için harcıyorum. Ruhsal bir gidiş-geliş içinde çığlık çığlığa sessizliğe gömülüyorum. Dengede kalmayı başarırsam hangi yöne itilirsem itileyim doğrulmayı öğreneceğim. Onlar gibi gülüp, onlar gibi ağlarsam, onlar gibi yaşayacak, onlar gibi öleceğim. Bu düşünce beni ürkütüyor. Biliyorum, bilmekten öte eminim, bütün hayatım, kötü bir gösteriye dönüşecek. Yalnızlığım, tümüyle ortadan kalkacak, beni oluşturan bütün değerler yıkılmaya başlayacak.

Havada ayaz, yerde kar varmış gibi titremeye devam ediyorum. Bu titreme, içime bir matkap burgusu gibi gömülüyor. Öyle geriliyordum ki sanki derim bütün kenti kaplıyor. Kent iğrenç binalarla kuşatılmış, hiçbir taş diğerinin üzerine sevgiyle konulmamış. Gelişi güzel yığılmış. Öyle sıradan öyle kişiliksiz ki… Yapılar, evlerin içi, koltuklar, yatak odaları ve mutfaklar birbirine benziyor. Kentin içi ve dışı, botoks yapılmış gibi hiçbir farklılık ve ayrıntı gözlenemiyor. Şarkı söylemek, dans etmek, yürümek, koşmak ve dinlenmek için yapılmış bir tek sokak bulamıyorum. Sokaklar sevgiden mahrum, buram buram açlık kokuyor. Umuda dair hiçbir çağrışım yok. Umutsuzluğun cehaleti beslediğini henüz öğrenememişler. Açlığın kırbacı bile kenti harekete geçiremiyor. Kent, gözlerindeki o çılgın bakışla, daha da beterin beterinin geleceği korkusu içinde umutsuzluğa doğru güdümlenmiş durumda. Çok yakın bir gelecekte kafese konulacağının farkında bile değil; devasa bir karmaşa içinde yüzüyor.

Öyle görünüyor ki cinayetin, hırsızlığın, şiddetin, nefretin, zindanın ve tecavüzün sonu gelmeyecek. Karşılaştığım sokakların yüzleri kötü kokan bir soluktan farksız. Ekşi ve berbat. Kentin bağırsakları sokağa dökülmüş, kokuşmuşluk, kanser gibi her yeri sarmış. Sokaklar, öyle çaresiz, öyle zavallı ki biri diğerini taşaklarından sıkıca kavramış, bırakmıyor. Kentin beyni, cıvık bir hamura çevrilmiş.

Deliliğin kıyısında ve mutlak bir yalnızlık içinde yüksek sesle düşünmek, sonra da yazmak istiyorum. Bu kentin, bu karanlığın içinde bir gün bile yaşamak, bu kente ait olmayı ne yazık ki beraberinde getiriyor. İnsan, ne kadar uzağa kaçarsa kaçsın, kentin kendisiyle eşdeğer bir duruma düşüyor. Cehaletin kara boşluğu, büyüdükçe büyüyor. Bu korkunç cehalet, kentin can evine saplanmış, dinmeyen bir hıçkırık olmaya daha ne kadar devam edecek, bunu, ne kent ne ben ne de…

Tags: Emine Aydoğdu
Previous Post

İBB iddianamesi mahkemeye sunulmadan sızdırıldı

Next Post

Meclis’te iş cinayetleri tartışması büyüdü: “İstifa Et Sayın Bakan”

Next Post
Meclis’te iş cinayetleri tartışması büyüdü: “İstifa Et Sayın Bakan”

Meclis’te iş cinayetleri tartışması büyüdü: “İstifa Et Sayın Bakan”

Comments 13

  1. Mehehmet Nurkut İlhan says:
    4 ay ago

    Cehalet nefesimi ile soluk alıyor. Cehalet cebimizde, siyasette, sporda, sanat da kısacası her yerde kral olmuş arkadaşım. KRAL ÇIPLAK
    KEAL ÇIPLAK
    KRAL ÇIPLAK

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Anlamlı yorumun için yüreğine sağlık.
      Selamlar sevgiler.

      Yanıtla
  2. Osman Kılınç says:
    4 ay ago

    “..Cehaletin kara boşluğu, büyüdükçe büyüyor. Bu korkunç cehalet, kentin can evine saplanmış, dinmeyen bir hıçkırık olmaya daha ne kadar devam edecek, bunu, ne kent ne ben ne de…”
    Kim? Sevgili Arkadaşım?
    Biraz “açık” olursak, “Silivri Soğuk” mu diyorlar?
    Sonra bu #NewOrleans bana çok tanıdık bşr Kentimizi çağrıştırdı, niye ki?😀😀
    Yine, eline koluna ve o koca yüreğine sağlık.
    Başarılarının devamını diliyorum.
    Sevgiler..

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Teşekkür ediyorum sevgili Osman,
      Senin de güzel ve cesur yüreğine selam olsun.
      Anlamlı ve mizahi yorumun gülümsetti beni.
      Selamlar sevgiler gönderiyorum sana 🕊

      Yanıtla
  3. Mustafa Gökhan Gürsoy says:
    4 ay ago

    Belki Tanrı en uzak ihtimalden doğar bir gün. Ama kalem çok güzel konuşmuş. Yüreğinizde sağlık Sn Emine Aydoğdu.

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Belki… sevgili dostum. Olasılığın kapısı sonsuzdur.
      Selamlar sevgiler 🌿

      Yanıtla
  4. Fırat T. says:
    4 ay ago

    Harika bir yazı olmus , kaleminize sağlık sayın yazar🙏🙏

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Belki… sevgili dostum. Olasılığın kapısı sonsuzdur.
      Selamlar sevgiler 🌿

      Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Teşekkür ediyorum sevgili dostum.

      Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Çok teşekkür ederim.
      Selamlar.

      Yanıtla
  5. İsmet Tunaboylu says:
    4 ay ago

    Tatlım çok güzel tebrikler selamlar

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      4 ay ago

      Çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım.
      Selamlar.

      Yanıtla
  6. Ali TERZİ says:
    3 ay ago

    …..”. İnsan, ne kadar uzağa kaçarsa kaçsın, kentin kendisiyle eşdeğer bir duruma düşüyor” …..Çok doğru. Kalemine sağlık, Emine.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güncel Haberler

Ahmet Özkan Melaşvili ve Hayri Hayrioğlu’yu Andık (ANI)
Manşet Haberler

Ahmet Özkan Melaşvili ve Hayri Hayrioğlu’yu Andık (ANI)

13/03/2026
İran’dan açıklama: “Yeni lider Mücteba Hamaney yaralı ama durumu iyi”
Manşet Haberler

İran’dan açıklama: “Yeni lider Mücteba Hamaney yaralı ama durumu iyi”

13/03/2026
Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel gözaltına alındı: Üç ilde eş zamanlı operasyon
Manşet Haberler

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel gözaltına alındı: Üç ilde eş zamanlı operasyon

13/03/2026
Trump’ın Küba hamlesine Senato kalkanı: Askeri operasyon için Kongre şartı
Dünya

Trump’ın Küba hamlesine Senato kalkanı: Askeri operasyon için Kongre şartı

13/03/2026
Meclis’te yeni süreç hazırlığı: Silah bırakma teyidi “kritik eşik” olarak görülüyor
Manşet Haberler

Meclis’te yeni süreç hazırlığı: Silah bırakma teyidi “kritik eşik” olarak görülüyor

13/03/2026

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik