Çelişmek İyi/Kötü Bir Gelişmedir

Çelişki hayatın ve gelişmenin özüdür. Diyalektik biliminin en başat yasalarından biri olan çelişenlerin mücadelesi, yeni başlayan değişimin önceki değişim sürecin bağrında filizlenmesi olarak tarif edilir.

Bu nedenle çelişki; mücadele stratejileri oluşturulurken çok önemli bir tespit olarak çıkar karşımıza. Baş çelişki, temel çelişki belirlemelerinin zorunluluğu ve önemi, mücadele taktiklerini oluşturmada hayati bir önem taşır. Emek/sermaye, burjuvazi/proletarya; feodalizm/toprağa bağlı ekonomi, ağalık/köylülük gibi temel çelişme alanlarının, bir döneme özgü mücadele pratiğini belirlemede ve sosyo-ekonomik yapı tespitlerinde çok önemli bir rol oynadığı gelenek tarihi açısından bilinen bir durum. Ama bugün için bu tespitleri yapmak ve uygulayabiliyor olmak dünyadaki mücadele dinamiklerinin baş döndürücü bir hızla değişmesi nedeniyle neredeyse imkânsız. Bu yüzden de yapılması gereken; neredeyse her gün karşılaşılan gelişmeleri yeniden güncellemek, bu tespitleri sondaj yaparak yeniden sınamaktır.

Ne proletarya eskisi gibi ;”zincirinden kaybedecek başka hiçbir şeyi olmayan” bir sınıfsal kategori ne de komprador burjuvazi bizim kuşağımızın kitaplardan öğrendiği klasik tanımındaki gibi bir burjuvazi. Çok uluslu şirketlerle iş ortaklığı yapan aşiret reisi kapitalistlerimiz var. Sakıp Ağa (Sabancı); sizce klasik burjuva tanımına uyan bir kapitalist midir ?!!! Klasik köy tanımına uyan bir köy var mı? Ya da İstanbul büyük bir metropol mü? İstanbul’un belirli bölgelerine göç eden köylü sınıfı sizce birdenbire işçileşti mi?

Anlayacağınız hiç bir kavram vitrinde göründüğü gibi durmuyor. Her ücretli de bizim bildiğimiz işçi tanımına uymadığı gibi, her işveren de burjuvazi tanımına uymuyor.Tekrar çelişki meselesine dönecek olursak; doğa bir çelişkiler ve mücadele yumağıdır. Doğada var olan her canlının diğer bir canlıyla çelişkisi ve mücadelesi vardır. Ne var ki; bu çelişkilerin ve mücadelenin doğanın kendi gelişimine uygun bir akustiği var. Bu akustiği bozan tek canlı ise insanın ta kendisidir. Türler içinde doğayı kendi egemenliği için kullanan tek canlı da bu vesileyle insandır. Biriktirir, iktidarlar kurar; üretir ve ürettiklerini yeniden üreterek bunları kar hanesine kazanç olarak ekler. İktidarlar kurarak sınıfları, devletleri, sistemleri ve tanrıları yaratan insanın ta kendisidir. Hemcinsini bile köleleştirmekten, iktidarını kurarken kolluk gücü kullanarak asinin boynunu vuran, zindana tıkan egemenden başkası değildir. İnsanlık tarihine bakmanız yeter; görmemek için kör olmanız bile yetmez. Hisseder ve duyarsınız… İnsanın zulmünü anlamanız için sadece bir duyunuzu kullanıyor olmanız bile yeterlidir.


Peki, doğa öyle mi? Hiç değil! İhtiyaç duymayan hiç bir canlı biriktirmez, hükmetmez, ordular kurmaz iktidarının bekası için. Bu nedenle çelişkiyi insanın doğasında aramak gerekir. Doğanın efendiliğine soyunan insan bunu beceremeyince insanın efendiliğine soyunarak kendi kurdu olur. Kitaplar, bilimsel araştırmalar, teknolojik çılgınlık hep bu egemenlik çabası üzerine planlanır. Çelişkisi ilelebet bitmez âdemoğlunun; zira iktidar erk işi bir icattır ve bunda ‘Âdem’in büyük kabahati vardır: Yasak elma(günah meyvesi). Değişerek /dönüşerek devam eder çelişki; insanın kavgasında, doğanın aynasında. Emek/sermaye dedik ya; gelinen aşamada bu temel çelişki de kabuk değiştirmeye başladı gibi. Hiç bir egemen ya da kul, doğal afet karşısında sınıfsal üstünlüğünü kullanamıyor mesela. Depremler karşısında aciz olmayan bir patron gördünüz mü hiç? Ya da bu beyler ve de bayanlar, asit yağmurundan, yıldırım düşmesinden, şimşek çarpmasından azadeler midir ki? Belki daha korunaklı; şemsiyesi, kurşungeçirmez arabası, ona siper olacak kulları, marabaları var. Amaaaa!!! Bunlar korunmak ya da ölümsüzlük için yeterli midirler? Emek/sermaye çelişkisinin doğa karşısındaki hükmü-cürümü nedir? Kafa yoranınız var mı?

Bi düşünün istedim; temel çelişki doğa ile insan arasındadır, baş çelişki ise teknoloji ile cahil arasındadır. Taraf olsaydınız eğer bu takımlardan hangisini tutardınız?…
Eyvallah.

Levent Kaçar Ekim 2020

Haber Etiketleri
guest
1 Yorum
Oldest
Newest Most Voted
Inline Feedbacks
View all comments
Mecit Şafak

Ülkemizdeki baş çelişkinin.Padişahımız.efendimiz ile halkımızın arasındaki çelişki olduğunu düşünüyorum.Dünyamızdaki temel sorunun ise emperyalizmin gerçeğinin bütün çıplaklığıyla devam etmesi dir diyorum.yani kısaca değişen bir şey yok diyorum.Sorgulamalarınıza katılmamak elde değil.Sorgulamaz isek nasıl aşılacak bu karanlıklar.

1
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x