Cumartesi, Temmuz 11, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

CENNET BATIDA: KİMSE SEBEPSİZ GÖÇMEZ BU DÜNYADA

Ümit Özdemir by Ümit Özdemir
23/06/2026
in Manşet Haberler, Sinema, Yazarlar
A A
0
CENNET BATIDA: KİMSE SEBEPSİZ GÖÇMEZ BU DÜNYADA
0
SHARES
264
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Elias, dünyanın sayıları milyonları bulan “gölgesizlerinden” sadece biri, bir göçmen… Düştüğü yol, bir geminin sintinesine yakın ambarında kendi gibi yüzlerce mülteciyle sığınmaya çalıştığı Fransa’ya doğrudur. Yol uzun, menzil zorludur; milyonlarca mülteciyi bekleyen beyaz ırkçılık da cabası… Elias için hedefe varmak, hayatta kalmakla eş anlamlıdır. Elias gibi gemileri ve tır dorselerini dolduran binlerce insan; savaştan ve açlıktan yıkılmış ülkelerinden kaçarak sığınmaya, hayatta kalmaya çalışmaktadır. Her mültecinin geçmişini silmek zorunda olduğu açılış sahnesinde, mültecilerin fotoğraflarını ve kimliklerini yırtıp denize atmaları filmin dramatik aksının istikametini belirler. İnsan kaçakçılarına ödenen paranın ardından binilen gemi, binlerce yolcusuyla bilinmeze doğru yola çıkar.

Filmin belki de en trajikomik sahnelerinden birinde Elias, bir çıplaklar kampına sığınır. Ortama uymak için kendisi de soyunan Elias, çırılçıplak burjuvaların arasında atmosfere tamamen yabancılaşır. Gavras; rahata ve konfora batmış, duyarsız ve bencil orta sınıflar ile çıplaklar kampına yanlışlıkla düşen ve canının derdinde olan Elias’ın kültürel ve sınıfsal tezatlığını ustaca aktarır.

Club Paradise tatil köyünde tesadüflerin oyuncağı haline gelen Elias, katıldığı bir illüzyon gösterisi sonrası kendisini takdir eden bir sihirbazdan kart alır; sihirbaz, Paris’e vardığında kendisine gelmesini ister. Dramatik olay akışının yönünü tayin eden bu tanışma, burjuva bir kadının evinde geçirilen gece ve sabahında kahvaltıya giderken sahilde karşılaşılan karaya vurmuş mülteci cesetleri, herkesin şanslı olmadığını gösterir. Mültecilerin, tam da steril burjuvaların denize girdiği plaja vuran cesetleri, gece kopan fırtınanın ölümcül hasadıdır. Tatil köyüne sığınmak zorunda kalan mültecileri uzaklaştırmakla görevli güvenliğin yaratmaya çalıştığı o “steril” ortam artık zedelenmiştir.

Nina’nın Elias ile cinsel ilişkisi tatil köyünde küçük bir kaçamağa dönüşürken, Elias’ın iltica talebi Nina tarafından kibarca reddedilir. Evli ve düzenli bir hayatı olan Nina için bir aşk kaçamağından başka bir şey ifade etmeyen Elias, güvenli hayatın sınırları dışında konumlandırılır. Güvenliğe yakalanan Elias için artık kaçmaktan başka çare yoktur. Kaçış güzergâhı boyunca araçtan araca binen Elias, kaldığı her yerden süratle uzaklaşmak ve menzile varmak itkisiyle hareket eder.

Elias, burjuvaların kendisini bir dağ başında bir başına bırakmalarının ardından bir tıra sığınır. Zenginlerin aksine, bu ortam mükemmeldir. Paris yolundaki bir hurdalıkta iş bulan Elias, yol parasını çıkarmanın derdine düşer. Söktüğü TV tüplerinin geri dönüştürüldüğü fabrika, kendi gibi mülteci emekçilerin yuvasıdır. Elias, yardım ettiği ustanın “Çinli işçilerin daha azına razı olarak çalışacakları ve yakında kendilerinin yerini alacakları” yönündeki uyarılarını ilk başta ciddiye almaz. Gavras; göçmen-mülteci emekçilerin hastalanmamak zorunda oluşlarını, hastalananın yerini hemen bir yenisinin alacağını ustanın dilinden aktarırken, güvencesiz sömürünün ve “yedek işsiz ordusu” rezervinin emekçiler üzerinde yarattığı baskıyı başarıyla gözler önüne serer.

Hiçbir zaman kendilerine verilmeyecek sığınmacı kâğıtlarının yanı sıra, düşük ücretler ve birbirinden kötü yemeklerle hayatta kalmaya çalışan mülteciler yemekhanenin yolunu tutar. Mültecilerin yeni aldıkları maaşlarla daha güzel bir yemek istemeleri, güvenliğin sert saldırısıyla engellenir. Güvenlikle boğuşan Elias, çareyi fabrikadan kaçmakta bulur. Girdiği bir kasabada polise enselenen Elias; kendisini kovalayan polisten ve ceketini çaldığı orkestra üyesinden, bir çingene minibüsüne atlayarak kurtulur. Paris’e doğru çıkılan yolda çingenelerin kampından ayrılan Elias, bir mülteciyle girdiği yemek kuyruğunda, memleketine dönmek isteyen mültecinin “Paris’te iş yok” sözüne “Memlekette de iş yok” cevabını verir.

Gavras; dünyanın bütün işsizlerini ve güvencesizlerini yola revan ederek mültecileştiren temel dinamikliğin “işsizlik” olduğunun bir kere daha altını çizer. Paris’e gitmek için yeteri kadar parası olmayan Elias, kısa sürede ahbap olduğu bir mültecinin para yardımını kabul etmek zorunda kalır. Elias’ın çalınan ceketine ve elinden giden parasına rağmen tren yolculuğuyla vardığı Paris’te, Lido’yu ararken polis kontrolüne yakalanması ve kaçması, ardı ardına bitmek bilmeyen bir koşuşturmacayla finale giden yolu hızlandırır. Mültecileri görmezden gelen kalabalıkların arasında Lido’ya nasıl gidileceğini soran Elias’ın yolu, Paris’te sokak satıcılığı yapan mültecilerle kesişir. Ezilenin halinden yine bir başka ezilenin anladığını gösteren bu sahneler, filmin dramatik yapısını bütünler.

Mültecilerin ekmek kavgası nedeniyle aralarında yaşadıkları küçük sürtüşmelere rağmen, Paris sokaklarında kurdukları dayanışma ağları hayata tutunmanın belki de tek yoludur. İşportacılık ve sokak satıcılığı, mültecilerin hayatta kalmak için başvurduğu en yaygın geçim aracıdır. Champs-Élysées’ye doğru çıktığı yolda üzerindeki hırpani monttan kurtulan Elias, küçük burjuva konforunun sergilendiği lüks bir yatak takımının vitrin sunumunu seyrederken yağmura yakalanır. Filmin bu sahneleri; küçük burjuva konforu ile mülteci kederinin zıt sınıfsal kutuplaşmasının açık bir tasviridir. Sicim gibi yağan yağmurda evsiz mültecilerin çadırına sığınan Elias, bir biçimde hayatta kalmayı başaranların pratik çözümlerini paylaşır.

Elias, her mültecide olduğu gibi yakalanma korkusuyla başa çıkmak, “kente gelen yabancı” şüphesini atlatmak ve olası bütün sonuçlarıyla mülteciliğin yaralarını sarmak zorundadır. Neoliberal çağın yarattığı işsizlik ve göç sorununu tartışan Cennet Batı’da, mülteciliğin bütün hallerini trajik olduğu kadar komik unsurları da anlatıya katarak ele alır. Film, mülteci sorununu sadece bir “güvenlik” meselesi olarak gören hâkim sinema dilinin dışına çıkar.

Mülteci sorununu çözmek yerine onu uluslararası krizlerin ve ilişkilerin bir parçası haline getiren kapitalizm, mülteci korkusunu sömürerek bir “güvenlik rızası” üretti. Son örneğini, AB’nin geri kabul anlaşması ülkelerinde beklettiği mülteciler için sonsuza kadar hapis hayatı öngören yasayı hayata geçirmesiyle gördüğümüz bu mesele; savaş, kuraklık ve işsizlik gibi yapısal semptomların kaçınılmaz bir sonucudur. Neoliberal kapitalizmin yedek işsizler ordusu içindeki en güvencesiz kesim olarak değerlendirebileceğimiz mültecilerin durumunu salt bir güvenlik sorunu olarak kavratan yaklaşımdan uzaklaşan Cennet Batı’da, melodram kolaycılığına da düşmez.

Gavras; belirsizliğin ve endişenin hâkim olduğu gerilimli film anlatısını, konuyu dağıtmadan tek bir karakterin yolculuğu üzerine inşa eder. Bu anahtar öykülemede Elias’ın yolculuğu sırasında yaşadıkları, filmin gerçekçi derinliğini oluşturur. Güvencesizlerin en güvencesizi olan mültecilerin tabi tutulduğu baskı ve sömürü, Kirli Kirli Şeyler (Dirty Pretty Things) filmiyle bir ölçüde gözler önüne serilse de, bu tip “sakıncalı” mevzular ana akım sinemanın radarının dışında kalmaktadır.

Yönetmen Costa-Gavras, ezilenlere çevirdiği kamerasında bu kez vizörünün merceğini mültecilere odaklar. Eşitsizliğin yarattığı açık yaralardan birine dönüşen mülteci sorununa, bir karakterin anahtar öyküleme tekniğinden yapılan bu bakış, sinema sanatının gerçekçi ustasının olgunluk dönemi eserlerinden biridir. Gavras; politik filmografisinin sert anlatımlı filmlerindeki (Ölümsüz / Z ve Kayıp / Missing) göstermeci, mesafeli dil yerine, bu kez seyirciyi karakterle özdeşim kurmaya davet eder.

Bu yaklaşım, gerçekçiliğe alan açan ama daha çok hümanist olan bir tutumdur. Böylece Gavras, özdeşim kurma yöntemiyle mültecilere yönelik ön yargıları dağıtmak gibi daha dolaylı ama etkili bir politik tavır alır. Yer yer ironik bir film diline sahip olan Cennet Batı’da, bir yanılsamanın ta kendisine dönüşen Eyfel Kulesi’nin görüldüğü final sahnesinde şu can alıcı soruyu sordurur: Cennet gerçekten Batı’da mı? “Cennet” zannedilen Batı, sömürünün kurumlaşmış emperyal hali olabilir mi? Yaldızlı yüzü kazındığında yeni sömürgeciliğin ta kendisi olan Batı, yarattığı savaşlar ve kıtlıklarla bu göçmen dalgalarının asıl müsebbibi olabilir mi?

Her iyi film, bir finalden çok bir soruyla biterse iyi bir filmdir. Final zannettiğimiz o bitmemiş çelişkilerin içinden süzülen o soruyu sordurduğunda, Elias ve onun gibi milyonların akıbeti de belki netleşecektir: Kimse sebepsiz göçmez bu dünyada!

Tags: Ümit Özdemir
Previous Post

Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut tutuklandı

Next Post

Ankara’da NATO Zirvesi öncesi operasyon: 209 kişi gözaltına alındı

Ümit Özdemir

Ümit Özdemir

Yazarın Diğer Yazıları

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: NATO UŞAKLIĞINDA SON PERDE
Manşet Haberler

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: NATO UŞAKLIĞINDA SON PERDE

10/07/2026
SEN TÜRKÜLERİNİ SÖYLE: NEOLİBERAL ZAMANLARDA BİR DİYOJEN!
Manşet Haberler

SEN TÜRKÜLERİNİ SÖYLE: NEOLİBERAL ZAMANLARDA BİR DİYOJEN!

06/07/2026
HAFIZA-İ BEŞER :SİVAS KATLİAMI İSLAMOFAŞİZMİN İLK KOSTÜMLÜ PROVASI!
Manşet Haberler

HAFIZA-İ BEŞER :SİVAS KATLİAMI İSLAMOFAŞİZMİN İLK KOSTÜMLÜ PROVASI!

03/07/2026
HAFIZA-İ BEŞER: TÜRKİYE’NİN NATO ÜYELİĞİ: EMPERYALİZME YEDEKLENME VE SİYASİ SONUÇLARI
Manşet Haberler

HAFIZA-İ BEŞER: TÜRKİYE’NİN NATO ÜYELİĞİ: EMPERYALİZME YEDEKLENME VE SİYASİ SONUÇLARI

01/07/2026
İMPARATOR BURJUVAZİNİN RONTGEN ROMANI
Kitap Önerileri

İMPARATOR BURJUVAZİNİN RONTGEN ROMANI

25/06/2026
SUÇSUZLAR: SACCO VE VANZETTİ’NİN ÖYKÜSÜ
Manşet Haberler

SUÇSUZLAR: SACCO VE VANZETTİ’NİN ÖYKÜSÜ

22/06/2026
Next Post
Ankara’da NATO Zirvesi öncesi operasyon: 209 kişi gözaltına alındı

Ankara’da NATO Zirvesi öncesi operasyon: 209 kişi gözaltına alındı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: NATO UŞAKLIĞINDA SON PERDE

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: NATO UŞAKLIĞINDA SON PERDE

by Ümit Özdemir
10/07/2026
0

Saray rejimi açısında çöküşten önce son çıkış olarak nitelendirebileceğimiz son tutunma hamlesi olan NATO toplantısı, siyasal islamcılığın işbirlikçi köleliğini göstermesi...

Diyanet’ten 7-10 yaş kursları için kitap harcaması

Diyanet’ten 7-10 yaş kursları için kitap harcaması

by Sonhaber
10/07/2026
0

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 7-10 yaş grubu Kur’an kurslarına yönelik kitap alımı için yeni bir ihale yaptığı bildirildi. BirGün’den Mustafa Bildircin’in...

CHP İstanbul il binasında gece yarısı gerilimi

CHP İstanbul il binasında gece yarısı gerilimi

by Sonhaber
10/07/2026
0

CHP İstanbul İl Başkanlığı binasında gece saatlerinde poster gerilimi yaşandı. Binada asılı olan Ekrem İmamoğlu posterinin indirilerek yerine CHP Genel...

Özgür Özel’den yeni parti açıklaması: Önceliğimiz CHP’yi geri almak

Özgür Özel’den yeni parti açıklaması: Önceliğimiz CHP’yi geri almak

by Sonhaber
10/07/2026
0

CHP’de “mutlak butlan” kararı sonrası başlayan yeni parti tartışmalarına ilişkin Özgür Özel’den dikkat çeken açıklamalar geldi. Nefes’ten Deniz Zeyrek’in sorularını...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik