Mizah, en zorlu toplumsal krizlerde ve baskı dönemlerinde bile sığınabileceğimiz en güvenli liman olarak tanımlanıyor ve “toplumsal bir düzeltme aracı” olarak görülüyor. Buna da bağlı olarak eleştirel işleviyle hem karikatürcüye hem de izleyene/okuyana özgürleştirici bir ifade alanı açıyor.


Aziz Nesin, mizah için “güldüşün” önermişti… Tutmadı, ama ben güldüşün sözcüğünün karikatüre daha çok yakıştığına inanıyorum. Metafora açık, alabildiğine yalın ve en az bir o kadar da farklı yorumlanabilen bir sanat karikatür.
İzel Rozental, karikatürle şu ya da bu şekilde, az ya da çok ilgili herkesin adını duyduğuna inandığım bir “usta”. Muhakkak ki, onun da ustaları var, etkilendikleri, etkiledikleri var… “direne direne kazanacağız” sloganı gibi yaygınlaştırarak, tıpkı göle düşen damla gibi genişleyerek daha bir gelişeceğiz. Metaforların, simgelerin, klişelerin, renklerin, hatta şekillerin bile ne anlama geldiğini öğrenerek büyüyeceğiz.


Barış… yine barış ve demokrasi!
35 yıl önce, Körfez Savaşı sırasında, Saddam karikatürü çizerek “sıcak savaş” içerisine “balıklama” atlayan biri Rozental (Balık burcu olduğunu öğreniyoruz kitaptaki açıklamalardan)… 35 yılda binlerce karikatür içerisinden seçmiş kitapta yer alan çalışmalarını… “A(pa)çık Radyo”da yaptığı “haftanın karikatürleri” programı için seçtikleri, katıldığı seçici kurullarda izleyip değerlendirdikleri ile doğrudan kendisine gönderilen çalışmalar muhakkak ki, ufkunu geliştiriyordur, ince eleyip sık dokumuş; çifte kavrulmuşluk işte oradan geliyor. Sanatçı, estetik olması kadar toplumsal hafızayı gözetmeli. İşin içine “güldüşün” girince iğneyi kendine de batırmadan duramamış İzel Rozental. Kitapta yer alan birkaç karikatür yazının altında yer alacak, ama sizi sarıp sarmalayacak çok karikatür var daha, inanın.


Düş(ünce) gücü…
35 yılın son on yılındaki karikatürler yer alıyor “Çifte Kavrulmuş”ta. Son on yıl, gerçekten de birçok şeyin değiştiği, birçok şeyin farklılaştığı, yeniden anlamlandırıldığı, altında yatanın, üstüne konanın bulunduğu, kimsenin yadsıyamayacağı bir süreç. Savaşlar, barış -üzgünüm, sonuçsuz- görüşmeleri, küresel ısıtma, kadın hakları, yapay zekâ ve kuşkusuz demokrasi ve özgürlük mücadeleleriyle dolu. Buna bir de ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel çıkmazlarını, barınma, beslenme, eğitim, sağlık gibi devletin asli görevi olsa da asla yerine getirilemeyen sorunları eklenince… insan, “ne kötü dönemde yaşıyoruz” demekten kendini alamıyor.

Sanat(çın)ın baş belası: Sansür
Burada durun! Durun, çünkü iyi ki sanat var, iyi ki sanatçılar var, iyi ki karikatür var, iyi ki “tüm zorluklara rağmen ifade arayışım sürecek” diyen İzel Rozental var. Bir de “toplumsal hafıza”yı da gözetmiş, karikatürleri yılına ve alanına göre ayırdığı gibi küçük notlarla o süreci de hatırlatan cümleler eklemiş her birinin altına (tabii, zemin ve zaman kısıtı olmayanlar için bir şey yazılmamasını belirtemem gerekmiyor, değil mi). Sansür ve otosansür(!) de cabası…


“Çifte Kavrulmuş”u elinizden bırakamıyorsunuz, sadece geçmişle ilgili olduğu için değil, günümüz için de geçerliliğini koruduğu için. Zaten Rozental de kitabını “geleceğimize” ithaf etmiş. Ancak, bana bir karikatürle imzalamış kitabı. Göreceksiniz, eklenenler arasında yer alıyor. Sevgili İzel’den el alarak (biraz klişe, biraz simge-sel, biraz metaforla) Donald Duck(!)a, demirden korksaydık trene binmezdik demeyi bir borç biliyorum.


Çifte Kavrulmuş
İzel Rozental, karikatürler
Kırmızı Kedi Yayınevi, Mayıs 2026, 192 s.












