Çifte Yalnızlık

Kitaba dair;

‘Çifte Yalnızlık’ erkek gibi yetiştirilmek ve yaşamak zorunda bırakılan kız çocuklarının; “erkek gibi kız!” söylemiyle onure edildiği sanılan kadınların, erkekliğin yüceltildiği kadın olmanın ise tali bir durum olmak bir yana tamamen görünmezleştirildiği bir gerçeğin kitabıdır. Âdem’in kaburga kemiğine hapsedilen Havva’nın silikleştirilen varlığına iç burkucu bir atıftır bir yandan da. Kitabın başkahramanı Arman ve Anahita tek bir kişilerdir. Hermafrodit bir durum Arman için de Anahita için de söz konusudur. Anahita bir Afgan kızıdır. Bir Baça Poş’tur. Baça Poş yüzyılları bulan bir gelenek olarak halen de Afganistan’da ve Pakistan’da yürütülmektedir. Erkek kılığındaki kızlara ve onların ebeveynlerine sözüm ona toplumsal saygınlık kazandırmak için icat edilen Baça Poş, Afganistan ve Pakistan’da kızları erkek olarak yetiştirme geleneğidir. Bu gelenek, tüm çocukları sadece kız olarak doğan ve yerel geleneklere göre aile için neredeyse utanç verici olan aileler tarafından kullanılıyor.

“Bacha posh”a erkek denir, erkekler giyinir ve saçları kısa kesilir. Ayrıca toplumda daha görünür olma, okula gitme ve spor yapma fırsatına sahip. Ancak ergenlik çağına geldiğinde tüm erkek haklarından mahrum kalır ve hayatına geri döner ve ardından evlenir. Genellikle kötü eşler çünkü yemek yapmak, dikiş dikmek gibi bir kadının yapması gereken işleri yapmaya zorlanmıyorlar. Ve doğanın hiçbir hükmü yokmuşçasına, doğanın hakikatini er ya da geç dayatacağına inandırılan insanın yapay kontrolünde yürütülen bu uygulama binlerce kız çocuğu hayatı, derin bir kimlik karmaşasının içinde kaybolmayı tanımakla başlıyor. Romanda Arman/Anahita ve ailesi, Hamid, Nigar; Saleh ve ailesi, şehir Badgis, Kabil; Taliban zulmü bir arada işleniyor. Hepsi aynı elin parmakları kadar birbirlerine yakın ancak her bir parmağın işleviyse birbirinden apayrı. Kimisi kötürümken kimisi de canlı ve işlerliğe sahip. Ancak tüm bu parmakların bir araya gelince yaptığı nihai şey Anahita’nın,Arman’ın ve tüm Baça Poş’ların yüzünde patlayan bir elin tokadına yol açmalarıdır.

 

Kitaptan bir bölüm:

“…….Babası Arman’a en çok sevdiği, güvenli sığınağı yalnızlık huyunu miras bırakmıştı. Son nefesine kadar sığınağına kimseyi almayan ve bir süreden sonra da oradan hiç çıkmak bilmeyen Arman doğduğu evde sonsuza dek iki kişiydi. Afganların İzak dediği hermafrodit ruhlu Arman ve Anahita kim ne derse desin uyum içindeydiler.

Arman’la Anahita son nefeslerine kadar aynı bedeni paylaştı. Tek bir bedende iki kişiydiler. Kavgayla, retle, inkârla başlayan bu birliktelik uyum içinde yürütülen, yalnızlıklarını paylaştıkları bir beraberlikle son buldu. Öfke ve sevincin bir arada yaşandığı bu beden ve içi boş bir mahfaza olan ruhları bir hermafroditinki gibiydi. Ne peri kızı Salmakis’in aşkının kurbanıydı ne de tanrıların lanetine uğradı Afgan hermafrodit. Kaynağı belli olmayan bir cilvenin eseriydi sadece. Ölecekleri son güne dek de aldıkları nefes iki kişilik olarak kaldı.

Hatice Özhan, sevgiler…

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x