Duygu Fırat Tellioğlu

 

-Oğlum yapma

-Hayır hayır kardeşine vurma

-Ellerini koltuğa sürme, evet ellerin yağlı

-Hayır bak kardeşin istemiyor öyle yapmanı

-Hayır senin tabağındakileri ben yemek istemiyorum

En son ellerini yıkaması için banyoya gönderdiğimde yağlı elleriyle ışıkları kapatıp hadi Zombi oynayalım dedi. O zamana kadar kendimi nasıl sıkmışım bilmiyorum. Ellerini tutup salladım ve bağırmaya başladım. “Yeter artık, neden böyle yapıyorsun.” Yüksek sesle ağlamaya başladı. Tam orada büyük bir suçluluk duygusu oturdu göğsüme, belli ki zor bir gün geçirmişti ve bunu nasıl dışarı yansıtacağını bilmiyordu. Bu tür durumlarda kavga büyümesin ve birbirimizin canını yakmayalım diye ayrı mekanlarda sakinleşmek bana hep iyi gelmiştir.

Birkaç saat sessizlikten sonra uyku vakti geldi.

– Oğlum sence de konuşmamız gereken bir durum yok mu?

-Anne bence biz bu olayı kapatalım, hatta bir dolaba atıp üstüne kocaman bir kilit vuralım.

Ve işte oğlum sorunlarını konuşmayarak, susarak, onları görmezden gelerek çözebileceğine kanaat getirmişti. Aslında hangimiz için bu böyle değil ki? Olayı kapatmak ikimiz içinde kısa bir yoldu. Ben bağırınca kalbi kırılmıştı ve ben onun zor bir gün yaşadığını anlamamıştım ve hareketleriyle beni çok zorlamıştı. Bu duyguları ifade etmek, yaralandığı alanları göstermek onun için çok zordu. Aslında ne kadar da bana benziyordu. En zorlandığım yanımı çocuğuma nasıl bu kadar kolaylıkla vermiş ve fark etmemiştim. O altı, ben ise otuz altı yaşımda aynı sorunla boğuşuyoruz. Konuşamadıklarımız, sustuklarımız bizim içimizde bir yerde durur ve onun ağırlığına alıştığımızı zannederiz. Ta ki bir yerde artık taşıyacak gücümüz kalmayana kadar.

Duygularına ve hissettiklerine duvar örerek hem kendini hem de bizim ilişkimizi koruyacağını düşünüyordu. Sürekli kendimizi korumak için duvarlar ördüğümüzde gerçekten dışardakiler bize zarar veremezler ya da verdikleri zararı anlayamazlar. Peki bu kadar çok duvar örmüş bana ne olur? Duvarlarımın duygularımın hapishanesine dönüştüğünü gördüğümde hissettiğim yalnızlık duygusunu ne yapacağım?

Oğlumun farkında bile olmadan uzun süre taşıyacağı hatta belki konuları kapatmayı davranış haline getireceği bu zamanı fark edebildiğimiz için kendimi çok şanslı sayıyorum.

“Hatırlayıp anlattıklarımız değil, hatırlamayıp anlatamadıklarımız bizi hasta eder.”

 Sigmund Freud

İkimizde öğrenelim diye uzun uzun konuştuk. Kendini böyle hissettiğinde başkalarını kızdırmak yerine nasıl ifade edebileceğini bulmaya çalıştı. Ben o böyle yaptığında kendimi nasıl hissettiğimi anlattım.

Ebeveyn olmanın ağırlığının farkındayım. Mükemmel anne baba yoktur. Klasik müzik eşliğinde resim yapan çocuk resmi güzeldir, hiç bağırmayan anne motifi de güzeldir ama ikisi de anlıktır. Neyi nasıl yaşadığımızdan daha çok bunun üzerinde konuşup konuşamadığımız daha önemlidir bence.

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x