Dünya Nereye Gidiyor?

HomeManşet Haberler

Dünya Nereye Gidiyor?

Rıza Özen

4 Aralık 2021

Hepimizin tanığı olduğumuz, parçası ve öznesi olduğumuz oldukça tarihsel gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçiyoruz.

Gerek uluslararası arenada, gerek yaşadığımız Avrupa’da ve gerekse de geldiğimiz coğrafya Türkiye ve Ortadoğu’da, dünyanın başka bölgelerinde çok önemli siyasal ve toplumsal olaylara tanıklık ediyoruz.

Bugün dünya insanlığı ve ezilen halkları adeta tüm cephelerden kuşatılmış durumda. Ağır sömürü koşullarının, emperyalist saldırı, işgal ve talanın her geçen gün giderek derinleştiği, emperyalist-kapitalist pazar ve aşırı kar hırsı ve güdüsünün yaşadığımız gezegeni ve dolayısıyla insanlık ve canlıları büyük tahribat, yıkım ve felaketlerle karşı karşıya getirdiği kritik bir sürece çoktan girmiş bulunuyoruz.

Geçmişte dünya çapında büyük mücadele, tarihi direniş ve ağır bedeller ödenerek kazandığımız siyasi, ekonomik ve demokratik haklarımız birer birer budanır duruma geldi. Sınırsız ve dizginsiz kapitalist sömürü sistemi insanlık ve doğa üzerinde acımasız ve barbar hakimiyetini sürdürmektedir.

Dünya genelinde 2 milyarı aşkın insan açlık, yoksulluk ve kuraklık nedeniyle açlıkla boğuşur duruma geldi.

Af Örgütü:”Madagaskar’da 1 milyon insan açlıktan ölmekle karşı karşıya, acilen yardım edilmeli” diye çağrı yapıyor.

Her gün Korona virüsten yaklaşık on bin kişi ölürken, dünya genelinde ölü sayısının 5,5 milyonu geçmişken ve dünyanın yoksul ülkeleri aşı bulamayıp kırılırken, zengin ülkelerde 1 milyar aşı fazlalığı var! Kapitalizm böyle bir şey.

Yine kapitalizmin yarattığı küresel ısınma ve ekolojik sistemin altüst olması nedeniyle, dünyanın birçok yerinde orman yangınları sel ve çevre felaketleri almış başını gidiyor.

Gençlik geleceksizliğe mahkum edilerek; itiraz etmeyen, sorgulamayan isteme entegre olmuş, kendi çıkarları için savaş alanlarına sürülen, onların canı, kanı ve bedeni üzerinden kendi savaşlarını yürütecek, kendi geleceklerini sürdürecek yığınlar olarak şekillendirmeye çalışılmaktadır.

Bin yıllardır var olan, var olmaya devam eden, kadınlar üzerindeki sömürü, baskı, şiddet, kırım ve modern sömürgeciliğin, insanlığın en temel ve yakıcı sorunlarından biri olarak devam ediyor.

Mevcut bu sistemin siyasi, ideolojik, politik, askeri ve kültürel bileşkesinin bir ürünü olan yağmacı, savaş ve işgallerden dolayı bugün milyonlarca insan, çoluk çocuk yerlerinden yurtlarından edilerek, göçmen durumunda yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmışlar. Ve on binlerce insan bu felaketlerden kaçış yollarında açlık susuzluktan ve denizlerde boğularak balıklara yem oldular.

Sonuç olarak; kapitalizmin adeta bir virüs, Pandemi olduğunu, insanlık, doğa ve tüm canlılar için bir yıkım, talan ve vurgun projesi olduğunu görüyor, yaşıyor ve buna tanıklık ediyoruz.

-Kapitalizm yabancılaştırıyor!

-Kapitalizm yozlaştırıyor!

-Kapitalizm yalnızlaştırıyor!

-Kapitalizm ezilenleri ve doğayı sömürüyor!

-Kapitalizm savaşlar ve işgaller yapıyor!

-Ve kapitalizm katliamlar ve soykırımlar yapıyor!

-Kapitalizm kitleleri ve halkları parçalıyor, bölüyor, ayrıştırıyor ve birbirine kırdırıyor!

Peki biz bu mülkiyetçi ve egemenlikçi sistem karşısında ne diyor ne istiyoruz?

-Biz, emekten, eşitlikten, özgürlük ve adaletten yana bir dünya istiyoruz.

-Baskının ve sömürünün olmadığı…

-Halkların eşit ve özgür yaşadığı…

-Kadının adının ve renginin olduğu, söz ve iradesinin olduğu ve eşit olduğu…

-Doğa, insan ve canlıların uyum içinde yaşadığı bir dünya istiyoruz.

Dünyanın mevcut zalim, barbar ve kıyıcı çehresini ve yüzünü değiştirecek olan perspektif ve siyasi, ideolojik, politik anlayış budur.

Dünya da bu gidişata dur diyecek, emek, özgürlük ve eşitliğin önünü açacak biricik seçenek budur.

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments