Eğitim-Sen Başkanı: Pandemiye karşı okullar hiçbir şekilde hazır değil

Yüz yüze eğitimin başlaması için okulların ve Yüksek öğretim  kurumlarının hiçbir şekilde   hazır olmadığını Milli eğitim Bakanlığının ve ilgili bakanlıklarının önlem almak yerine sadece kılavuzlar yayınladıklarına dikkat çeken  Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan “Yüz yüze eğitim başlamadan önce önlemler alınmazsa tüm öğrencilerimizin, eğitimcilerimizin, emekçilerimizin ve halkımızın can güvenliği ve geleceği tehlike altına girmiş olur” dedi.

Yeni eğitim-öğretim döneminde okullar 31 Ağustos’tan uzaktan eğitim ile 21 Eylül’de ise Bilim Kurulu tarafından tavsiye edilen sınıflarda, aşamalı ve seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitimle başlayacak. Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan 21 Eylül’de başlanacak olan yüz yüze eğitime ve pandemi sürecinde hiçbir şekilde hazır olmayan önlemler alınmadan tartışmalı bir şekilde açılacak olan okulların durumuna ilişkin Son Haber’e konuştu.

 Yüz yüze eğitimin başlamasını en çok eğitimcilerin istediğini ancak öğrencilerin eğitim sisteminde kopuşunun her geçen gün daha da hızlandığını çok net bir şekilde gördüklerini belirten Aydoğan, Eğitim sisteminde iki temel sorunun devam ettiğini bunlardan birincisinin uzaktan eğitime erişimin  büyük bir problem olarak sürdüğünü ifade ederek şunları aktardı:

“Başta yoksul ailelerin çocukları olmak üzere öğrencilerimiz uzaktan eğitime ulaşabilmek için gerekli bilgisayar, tablet gibi cihazlara  sahip değil ve bunların devlet tarafından karşılanması gerekiyor. Bu konuda bir şekilde bir adım atılmadı. Yine başta kırsal kesimlerde yaşayan öğrencilerimiz olmak üzere internet erişim sorunu  çok büyük bir problem bunun için gerekli fiziki  koşullar sağlanmadı.  Öğrencilerimizin  bu ihtiyaçlarının  devlet tarafından ücretsiz olarak karşılanması noktasında bir bütçede ayrılmadı.”

“YAPILAN TEK ŞEY TEK TARAFLI BİLGİ AKTARIMI”

İkinci temel sorunun da ders  içeriklerinin sorunu olduğunu düşündüklerini dile getiren Aydoğan yapılması gerekenleri şöyle ifade etti:

” Şu ana kadar uygulanan uzaktan eğitim programı  uygulaması uzaktan  eğitim  niteliği taşımıyor. Yapılan tek şey tek taraflı bilgi aktarımı. Ve başından beri Eğitim-Sen olarak  uyardık. Öncelikle dedik ki amaç, araç ilişkisi doğru kurulmalı ders içerikleri hazırlanırken öğrencilerin eğitim sürecinden kopmaması, devamlılığı mutlaka sağlanması  ve ruh sağlığının güçlü tutulması üzerinden  içerikler yapılandırılmalı.  Ders süreleri kısaltılmalı, çocukların yaş gruplarına uygun olarak dersler  dikkat çekici  hale getirilmelidir. Ve  yeni bir öğretim tasarımına ihtiyaç var. Bu tek taraflı bilgi aktarımı öğrencilerimizin uzaktan eğitime ilişkin cevaplara sahip olsa bile erişim imkanına sahip olsa bile kopuşunu hızlandırıyor. Bu nedenle erişim araçlarının  devlet tarafından karşılanması gerekiyor. Aylar geçmesine rağmen bu konuda bir çalışma yapılmamış olması   bizim için kabul edilemez bir durum. Mesele öğrencilerimizin eğitim hakkı ve toplumumuzun  geleceği meselesi sorunudur . O yüzden sürekli şu cümleyi kurmaya devam edeceğiz.  Yüz yüze eğitimin koşullarını Milli Eğitim  Bakanlığı ve iktidar karşılamak zorundadır. Ve mutlaka bütçe ayırmak zorunda, öğretmen ataması  zorunda,  temizlik, sağlık görevlisi  ataması yapılmak zorunda. Okulların ihtiyacı olan tüm temizlik dezenfektan  ve koruyucu malzeme gereksinimini sağlamak zorunda. Öğretmenlere ve öğrencilere düzenli ve ücretsiz test yapmak zorunda. Bütün bu konuştuklarımız  okullarda, sınıflarda, ortak kullanılan bütün alanlarda sosyal mesafenin sağlanması, ateş ölçümlerinin yapılmasında, giriş çıkış kapılarının arttırılmasına kadar bütün bu önlemleri almak zorunda.”

“OKUL TERKİ HIZLI BİR ŞEKİLDE ARTIYOR”

İktidar tarafından eğitime yönelik ısrarla bir bütçe açıklaması yapmadığını vurgulayan Aydoğan şöyle devam etti:

“Afganistan ve Afrika ülkeleri başta olmak üzere görüyoruz ki okulların uzun süre kapalı olduğu dönemde devamında okullara dönüş  gerçekleşmesi ile birlikte okul terkinin çok hızlı bir şekilde arttığını,  çocuk işçiliğinin,  çocuk evliliğinin arttığını,  çocuk istismarının arttığını çok korkunç sayıları ulaştığını görüyoruz. Bu nedenle kaygılarımız çok güçlü ancak  kamu kaynakların ve kamu bütçesini sermayenin ihtiyacı doğrultusunda kullanan iktidar halk için, öğrenciler için eğitim emekçileri için bu bütçeyi kullanmamak  ısrarını  devam ettiriyor.”

“MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖNLEM ALMAKLA SORUMLUDUR”

“Yüz yüze eğitim başlaması gerektiğini ve yüz yüze eğitimin başlayabilmesi içinde gerekli tüm koşulları sağlamasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın sorumlu olduğunu kaydeden Aydoğan  “Şimdiye kadar sadece Sağlık Bakanlığı ile ilgili ve salgın yönetiminde çalışma ile ilgili bir direktif yayımlandı. Birde sanayi ve teknoloji başkanlığı ile birlikte eğitim kurumlarında hijyenin sağlanması ile ilgili bir kılavuz yayınlandı. Ancak ikisine de baktığımızda şunu görüyoruz  sürekli  Milli Eğitim  Bakanlığı ve ilgili bakanlıklar öğretmenlere, öğrencilere, okul idarecilerine ve velilere  önlem çağrısında bulunuyor.  Ama asıl  önlemleri almaktan sorumlu  olanlar Milli Eğitim Bakanlığı  ile tüm ilgili bakanlıklardır. Bu sorumlulukların gereğini yerine getirme noktasında kesinlikle ve kesinlikle bir adım atılmıyor. Bu gerçekten çok büyük bir problem” dedi.

“HER GÜN ÖĞRENCİLERİMİZİN EĞİTİMDEN KOPUŞUNA TANIK OLUYORUZ”

Pandemiye karşı okulların ve Yükseköğretim  kurumlarının hiçbir şekilde   hazır olmadığına dikkat çeken Aydoğan “Yeni eğitim ve öğretim yılının yeniden planlanması çok önemli. Öğrencilerimizin eğitimden kopuşuna her gün tanık oluyoruz. Ancak şuan koşullar hazır değil” dedi. Okullarla ilgili gerekli önlemler alınsın derken sadece kendi sağlıklarını düşünmediklerini ifade eden Aydoğan,  Yükseköğretim kurumları ile eğitim bakanlıkları üzerinde tüm öğrencilerimizin eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrencilerimizin ebeveyinleri ile birlikte 30  milyonu aşkın bir  sayının sağlığını düşünüyoruz. Ve evden çıkıldığı andan itibaren temas ettiğiniz bütün alanları düşünürsek aslında tüm halkın sağlık hakkından bahsediyoruz. Ve bu yüzden bu önlemler kesinlikle ve kesinlikle alınmalıdır. Ama bu koşulların ısrarla ve bir tercih sonucu sağlanmadığını görüyoruz” diye konuştu.

“ÇOK RİSKLİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

Geçtiğimiz günlerde  Cumhurbaşkanlığının bir genelge yayınlandığını ve bu genlegenin salgının başında da yayınlanan bir genelge olduğunu belirten Aydoğan,  Cumhurbaşkanı tarafından yayınlanan bu genelgenin kamu kurum ve kuruluşlarının çalışmalarını uzaktan ve dönüşümlü sağlayacak bir genelge olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti:

“Bu genelge ne anlama geliyor? Bu genelge salgın yayılımının çok ciddi bir şekilde arttığı anlamına geliyor. Salgında gelinen noktanın ciddiyetini bize gösteriyor. Gerçekten çok riskli bir dönemden geçiyoruz. Peki niye bu sürece gelindi. Niye bu genelgenin yayınlanması zorunluluk haline geldi. Çünkü salgının başladığı günden itibaren bütçenin halk için emekçiler için öğrencilerimiz için kullanılmadığını, gerekli önlemlerin alınmadığı bir süreç yaşadık. Salgın döneminde yapılan her açıklamanın, atılan her adımın örneğin sınavlarla ilgili tüm itirazlarımıza rağmen bir karar süreci işletildi. Öğrencilerimiz karantilarda ve hastanlerden çıkarılarak okullara taşındı ve buna rağmen sınavlar yapıldı. Burada öncelik ve belirleyici kim oldu? Burada öncelik turizm belirleyici oldu devamında özel okullardan kamu okullarına geçiş durduruldu. Kamusal eğitim sorumluluğu devletin en temel sorumluluğudur. Bütün çocukların kamusal eğitim hakkından sorumlu olan bir bakanlık salgında çok sayıda emekçinin işte çıkarıldığı ve ekonomik sorunlar yaşadığı bir süreçte kamu okullarına 15 Haziran’a kadar geçişi durdurdu. Atılan her adım özel okul sahiplerinin, vakıf üniversitelerinin, turizm şirketlerinin yani sürekli sermayenin ihtiyacı doğrultusunda adımlar atıldı.”

“KAMU KAYNAKLARI BİZE VE EMEKÇİLERE AİTTİR”

Tüm öğrencilerimizin eğitim hakkı, tüm toplumun sağlık hakkı açısından ciddi bir yaşamsal bir süreçten geçildiğine vurgu yapan Aydoğan “Var olan bütçe var olan kamu kaynakları, halkın kaynakları bize ve emekçilere aittir. Halk için kullanılmalıdır. Aksi halde bu salgın yayılımı bu şekilde devam edecektir hemde öğrencilerimizin telafisi olmayacak eğitim hakkı açısından çok olumsuz sonuçlara yol açabilecek günleri yaşamaya devam edecek ve gelecekleri de bu şekilde ellerinde alınacak” şeklinde konuştu.

“ÖĞRENCİLER ARASINDAKİ EŞİTSİZLİK CİDDİ ŞEKİLDE DERİNLEŞTİ”

Yüz yüze eğitim ile var olan eşitsizliğin pandemi döneminde uzaktan erişimli eğitim ile eğitim alanında tüm öğrenciler arasındaki eşitsizliğin ciddi şekilde derinleştiğine dikkat çeken Aydoğan Kamu okulları ile özel okullar arasındaki uçurumun her geçen gün arttığını ifade etti. Aydoğan, Kırsal kesimde yaşayan öğrencilerin köy okullarının kapatılması ile zaten sorun yaşadıklarını bu nedenle ilk adım olarak köy okullarının yeniden açılması gerektiğini ifade ederek şunları aktardı:

“ Kırsal kesimdeki öğrenciler internet erişimini sağlayamadıkları için tamamen eğitim sürecinin dışına çıktılar. Mevsimlik tarım işçisi olarak çalıştırılan çocuklar eğitim sürecinden tamamen koptular. Özel eğitime gereksinimi olan çocuklar olan görme engelli öğrencimizin gereksinimi karşılayacak uzaktan eğitim yapılandırılmadı ve yüz yüze eğitim başladığı taktirde de önlemler alınmadığını görüyoruz. Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilerimizin yüz yüze eğitimde bile olanakları sınırlı iken şuanda tamamen ortadan kalktı. Çok ciddi bir tahribattan ve aslında bir yıkımdan bahsediyoruz.”

“KOVİD-19 MESLEK HASTALIĞI SAYILMAK ZORUNDADIR”

Yüz yüze eğitimin devam ettiği ülkelerde belirlenmiş çok temel ilkelerin olduğunu belirten Aydoğan son olarak yapılması gerekenleri ve alınması gereken önlemleri şöyle ifade etti:

“Öğrencilerimizin ve eğitim veren arkadaşlarımızın risk gruplarına ayrılması gerekiyor. Kalp hastalığı olan, gıybet hastalığı olan kronik rahatsızlığı olan öğrencilerin, öğretmenlerin ve eğitim emekçilerin tespit edilmesi hatta annesi ve babasında hastalık olanda tespit edilerek risk değerlendirilmesi yapılması gerekiyor. Testin hızlıca gerçekleşmesi gerekiyor. Sınıf mevcutların düşük olması gerekiyor. Hollanda, Belçika, Danimarka gibi yüz yüze eğitimin devam ettiği ülkelerde fiziksel koşulların sağlandığını görüyoruz. Sınıf mevcutlarının oldukça sınırlı olduğunu, okullara ulaşımın yürüyerek veya bisikletle sağlandığı aslında ulaşım sorununda çözüldüğü, öğretmen  ihtiyacının ve diğer bütün personel ihtiyacının karşılandığı yerler olduğunu görüyoruz. Bu durumda mutlaka öğretmen ataması yapılmalı, temizlik görevlisi ataması yapılmalı ve her okulda sağlık görevlisi bulundurulmalıdır. Revirler hazırlanmalıdır. Tüm okulların dezenfektan, temizlik ve koruyucu malzeme ihtiyacı eksiksiz olarak sağlanmak zorundadır. İsrail’de gerekli önlemler alınmadan okulların açılması ile birlikte iki hafta sonra okullarda salgın oluştu ve şu anda ikinci dalgaya neden oldu. Madrid’te New York’ta önlemlerin alınmadığı yerlerde ve ülkelerde öğretmenler şu anda eylemler düzenliyor. Öğrencilerin, eğitim emekçilerinin ve toplumun sağlık hakkı için eğitimciler grev kararları açıklıyorlar. Her sınıfta en az 12 öğrenci olması gerekiyor, derslik sayısının arttırılması ve öğrencilere, eğitim emekçilerine düzenli ücretsiz test yapılması gerekiyor. Kovid-19 meslek hastalığı sayılmak zorundadır.”

İsmet SEFER/İSTANBUL

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x