Pazar, Nisan 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Emek Dünyası

Emeğin Tozunu Alanlar: Göçmen ve Yerli Ev İşçileri

Birgül Çay by Birgül Çay
10/06/2021
in Emek Dünyası, Manşet Haberler, Manşet Yazarlar, Yazarlar
A A
0
0
SHARES
8
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Pek çoğumuz yakın zamanda Fatma dizisinde ev işçisi Fatma’nın görünmez hayatını izledik.  Orada gözükmeyen sadece Fatma’nın hayatı değil aynı zamanda Fatmaların emeği idi. Fatma bir ev işçisi.

Ev işçiliği, emeğin hak ettiği saygıyı ve karşılığı görmediği bu dünyada ne yasa ne de günlük dilimizde bir meslek olarak kabul edilmiyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin üzerimizdeki tahakkümü ile onlara ‘kadın’ diyoruz. ‘Bazen gündelikçi-bazen yatılı kadın’’lar onlar. Emek bayrakları ise türlü renklerden toz bezleri.

ILO’ya göre Dünyada, %75’i kayıt dışı olmak üzere, 67 milyonu aşkın ev işçisi var. [1]  Türkiye’de İmece Ev İşçileri Sendikası’na (İmece-Sen) göre ise bu sayı 1,5 Milyon civarında. Sadece yasalar değil, sektörde çalışan pek çok ev işçisi de kendi tabirleri ile ‘işlerinin sağlam olmaması’ sebebi ile kendilerini işçi olarak kabul etmiyor. İş sürelerinin ve iş tanımının gidilen eve göre belirlenmesi, bir ücret ve iş standardının olmaması, Sigorta, yemek, yol parası gibi özlük haklarından mahrum olmaları, güvencesiz çalışma ortamı ve daha pek çok sebep ile destekliyorlar bu görüşlerini.

Ve bu çarkın en altında ezilen başka bir grup daha var. Onlar mülteci ve göçmen kadın ev işçileri.

Takvim 1990’lardı. Türkiye de köyden gelen ev işçiliği yapan kuşak yerini 2 kuşağa bırakmış, sigortasız ve kötü koşullar ile sigortalı ve kötü koşullar arasında kalan emekçi kadınlar tercihlerini çoğunlukla 2. Seçenekten yapmış ve pazarda bir açık doğmuştu. Üstelik sanayileşmenin bir sonucu olarak büyük aileler çekirdek ailelere evriliyor, yaşlı ve bakım hizmetlerinde yatılı ev işçisi ihtiyacı doğuyordu. Türkiye halkları ise yatılı kalmayı tercih etmiyorlardı. Bu sorun bir süre köyden gelen akrabalar ile çözüldüyse de bir noktada tıkandı.

Dünya konjonktürü de değişiyordu. 90’lı yılların başında Sovyetler birliği parçalanmış, demir perde yıkılmış, Doğu Avrupa serbest piyasa ekonomisine geçmişti.  1960’lardan sonra ulus devlet politikaları ile göçmen veren ülke konumundaki Türkiye’nin, yoğun bir emek göçü almaya başlaması işte bu zamanlara denk geldi.

Artık hemen her inşaatta Romen işçiler çalışıyor, dadılık diye adlandırılan çocuk bakıcılığında Moldovyalı bakıcı sözünü duyuyor, ev işçiliği, hasta bakım hizmetlerinde ise gene Eski Sovyetlerden gelen kadın ev işçilerini görüyorduk. Öylesine kanıksamıştık ki uzun yıllar sonra bile TV dizilerinde birer karakter olarak görmeye devam ettik. Aşkı Memnu ’da Firdevs Hanım’ın kahyası Katya herhalde aklımızda en çok kalandır. Bu emek göçü Eski Sovyet Ülkelerinin AB’ye girmesi, ev işçiliği dışında başka alanlara yönelmesi ile eksen değiştirdi.  Öncelikle Avrupa’da çalışmayı tercih eden ESB üyeleri emek piyasasındaki yerini yavaş yavaş Asya ülkelerine bırakmaya başladılar.  İki binlerin başında ikinci dalga başlamıştı.  Artık ev işçiliği yoğunluk ile Asyalı göçmen kadınlarına emanetti ve halen öyle.  Ve halen ezici bir çoğunluğu kayıt dışı.

Görüştüğümüz Tarlabaşı Dayanışması inisiyatifi yetkilileri karşılaştıkları Asyalı ve Türki Cumhuriyetlerindeki kadınların en büyük sorunlarından birinin çalışma izinlerindeki zorluklar ve de-port yeme korkusu olduğunu belirtiyor bize.  İstenilen evrakların fazla olması, sürenin ev sahibine (işverene) göre belirlenmesi, işlemlerin uzun sürmesi, giriş çıkış yapmalarının zor olması gibi nedenler onları kayıt dışı çalışmaya itiyor.  Kayıt dışı olmak yalnızca içeriyi değil, sokakları da bir hapishaneye çeviriyor onlar için. O zaman hareket alanını genişletecek başka yollar arıyorlar. Kadın ev işçilerinin pek çoğu sahte evrak düzenleyen aracıların varlığından haberdar.  Daha önce çalışmış kadın işçilerin kimliklerinin ya da çalışma izinlerinin sahtesini kendi adlarına çıkartabiliyorlar.   Ve bu yasal olmayan işlemler hiç ucuz değil

Kadınlar daha çok tanıdıkları ya da ajanslar aracılığıyla iş buluyorlar. Ajans ilk maaşlarının yarısını alıyor onlardan. Yılda 2 kez iş değiştirirlerse (bu işverenden de kaynaklansa) bir aylık maaşlarını ajansa vermiş oluyorlar. Bu yüzden iş koşulları kötü olsa da mümkün olduğunca dayanmaya çalışıyor adeta kötü koşullara mahkum ediliyorlar. İş güvenliği yok, işten çıkartılsalar ayrıca bir barınma sorunu doğacak. İki iş bulma arasındaki süre oldukça zorlu. Birbirleriyle dayanışarak bu süreyi aşmaya çalışıyorlar.

Çalışma ve barınma alanlarında bir standart yok. Evde saygı görmüyor, kimi kez aile ile aynı yemeği yiyemiyor, kendilerine ayrılan farklı yemekleri yemeleri isteniyor. Ortaya para bırakmak gibi ahlaki olmayan çeşitli yöntemler ile hırsız olup olmadıkları dahi deneniyorlar.

Yatılı kaldıkları evlerde minimum 10 -12 saat aralığında anlaşmış olsalar da 24 saat çalışmaları bekleniyor. Anlaşmaları sadece çocuk, hasta bakmak olsa da eve girince ev işleri yemek dahil hemen her şey isteniyor. Telefon ile özel görüşmeleri dahi, patronların işi aksatmış gibi davranmalarına neden oluyor. İzin günlerinde evde olduklarında hizmetin devamı bekleniyor, dinlenemiyorlar. Bu pek çok yatılı kadın ev işçisinin sorunu. Bu sorunu çözmek için 7 ,8 göçmen kadın ev işçisi bir araya gelerek bazen bir ev, çoğunlukla bir oda tutuyorlar. Böylece izin günlerinde gelip bu odalarda dinlenebiliyorlar.

Bir taraftan seks işçisi algısı ile de mücadele etmek zorundalar. Çalıştıkları alan tacize, istismara çok açık bir alan olduğu için özellikle Nadira Kerimova olayı sonrasında tedirginlikleri büyümüş. Fiziksel ve cinsel ve psikolojik şiddete maruz kalıyor ama çoğu kez kaçak oldukları için hiçbir merciye bunu taşıyamıyorlar.

Velhasıl ev işçiliğinde çalışan göçmen kadınlar, sadece yaşam ile değil Ajansların baskısı, Pasaportlarının ellerinden alınması, polise şikayet edilme tehdidi deport korkusu, herhangi bir sosyal güvencelerinin olmaması, pandemi dönemindeki işsizlik, can güvenliği gibi pek çok ciddi kaygı ile de mücadele ediyorlar. Mülteci olmakta, kadın olmakta, ev işçisi olmakta böylesine zorken bunların toplamı ile yaşamak nasıl zor varın dahasını siz düşünün.

En büyük talepleri onları kayıt dışı çalışmaya iten yasal yüklerin hafifletilmesi ve insanca çalışma koşulları. İşlerinin ve ücretlerinin bir standardının olmasını, İzin ve dinlenme haklarını rahatça kullanabilmek…

Onlar ki ev içlerimizde, en mahrem alanlarımızda. En çok sevdiklerimiz emanet onlara. Doğdukları yer çok uzak olsa da tüm bu kaygıları hemen yanı başımızda…Hak ettikleri aydınlık bir gelecek için emeğin tozunu alıyorlar.

[1] Salgının ya da açlığın ötesi: Ev işçilerine üçüncü seçenek sunmak (https://www.ilo.org/wcmsp5/groups/public/—europe/—ro-geneva/—ilo-ankara/documents/publication/wcms_744414.pdf )

Tags: Birgül Çayev işçilerigöçmen ve yerli ev işçileri
Previous Post

Soktunuz Sınava…

Next Post

Avrupa Konseyi Demirtaş için Türkiye’ye 22 Haziran’a kadar süre verdi

Birgül Çay

Birgül Çay

Birgül Çay kimdir? Turist Rehberi, Proje Koordinatörü. Önce Turist Rehberliği, ardından Uluslararası ilişkiler okudu. Siyaset Bilimi ve Türkiye Ekonomisinde yüksek lisans yaptı. Kısa adı KAPI olan Küresel Eşitlik ve Kapsayıcılık Agı’nın kurucu üyelerindendir. Meclis üyeliği dahil çeşitli siyasi faaliyetler yürütmüş ve başta, kadınlar ve çocuklar olmak üzere dezavantaj grupları ile yurt içinde ve yurtdışında gönüllü çalışmalar, ab projeleri ve aktivistlik yapmıştır, yapmaktadır. Çeşitli Kurumlar için proje danışmanlığı yapmaya, yönetmeye devam etmektedir. Göç ve Kadın konularında akademik ve saha çalışmaları yürütmektedir. Balkan Göçleri, Yerel politikalar, siyasette kadın temsili, kadın dostu kentler hakkında çalışmalarını çeşitli kurumlar ve KAPI ile yürütmeye, ayrıca bağımsız araştırmalar yapmaya devam etmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

İflasın Gerisinde ne var?
Ekonomi

İflasın Gerisinde ne var?

09/11/2022
Sizi Çok Eril Gördüm!
Kadın

Sizi Çok Eril Gördüm!

27/05/2024
Next Post
Demirtaş’a verilen hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı

Avrupa Konseyi Demirtaş için Türkiye'ye 22 Haziran'a kadar süre verdi

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Mansur Yavaş hakkında yeni soruşturma iddiası: “İstasyon Caddesi Projesi” gündemde

Mansur Yavaş hakkında yeni soruşturma iddiası: “İstasyon Caddesi Projesi” gündemde

by Sonhaber
19/04/2026
0

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş ve 11 kişi hakkında yeni bir soruşturma izni verildiği iddia edildi. Sabah Gazetesi’nin haberine...

Trump’tan UFO hamlesi: “Gizli belgeler çok yakında açıklanacak”

Trump’tan UFO hamlesi: “Gizli belgeler çok yakında açıklanacak”

by Sonhaber
19/04/2026
0

Donald Trump, hükümetin elindeki tanımlanamayan hava olaylarına (UFO/UAP) ilişkin belgelerin yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Açıklama, uzun süredir tartışılan gizli...

Ankara’da “Yaşam Nöbeti” sona erdi: Eğitimcilerden ülke geneline eylem çağrısı

Ankara’da “Yaşam Nöbeti” sona erdi: Eğitimcilerden ülke geneline eylem çağrısı

by Sonhaber
19/04/2026
0

Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde eğitimciler tarafından başlatılan “Yaşam Nöbeti” dört günün ardından sona erdi. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul...

Maraş’taki okul katliamı sonrası ilk istifa: İl Milli Eğitim Müdürü görevden ayrıldı

Maraş’taki okul katliamı sonrası ilk istifa: İl Milli Eğitim Müdürü görevden ayrıldı

by Sonhaber
19/04/2026
0

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 9 kişinin yaşamını yitirdiği okul saldırısının ardından İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur görevinden istifa etti....

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik