Çarşamba, Ağustos 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Endişe etmeyin! Spor ve bilim dışı alanlarda çok sayıda madalyamız var

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş by Mustafa Durmuş
19/08/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Endişe etmeyin! Spor ve bilim dışı alanlarda çok sayıda madalyamız var
0
SHARES
320
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Milli sporcularımız son olimpiyatlarda hiç altın madalya alamadıklarında toplum olarak çok üzülmüştük. Artık bu üzüntüye son verebiliriz. Zira spor ve bilim dışındaki diğer alanlarda birçok altın, gümüş ve bronz madalyamız var.

Bu nasıl olabilir?

O halde, futbolculuğu sırasında ve özel hayatında uyguladığı şiddet konusunda sicili oldukça kabarık eski bir futbolcu olan bir AKP milletvekilinin, kürsüde konuşmasını yapmakta olan bir muhalefet partisi milletvekiline  Meclis Genel Kurul Salonunda yaptığı ve bu sırada biri kadın iki diğer muhalefet partisinin milletvekillerinin de yaralandığı fiziki saldırıyla söze başlayalım.

 

I. Mafyatik, kirli, çürümüş bütün ilişkilerde altın madalya hep bizim

Halkın seçilmiş temsilcilerine, Meclislerde böyle insanlık dışı saldırılar konusunda OECD ülkelerinde bir sıralama yapılsaydı, her halde ülke olarak ilk sıralarda yer alırdık. Gerçi hali hazırda demokratik hak ve özgürlüklerin ihlali, hukuksuzluk, yolsuzluklar, adam kayırmacılık, adaletsizlikte de birinciyiz veya ilk üçteyiz.

Düşünün, geçen yıl dünyada “Hukukun Üstünlüğü” sıralamasında 142 ülke arasında 117. sırada yer almışız. Paralel bir biçimde “Ülkesindeki Demokrasi Düzeyinden Memnuniyetsizlik” sıralamasında 7. sıradayız. Yani taşlar yerine oturuyor. (1)

 

II. Enerji, gıda, kira enflasyonunda da birinciyiz!

Keza, Meclis’teki son saldırı ile kamuoyunun dikkatinden kaçırılan bir başka birinciliğimiz daha mevcut: Enerji enflasyonundaki birinciliğimiz. Öyle ki Türkiye bu yılın Haziran ayında enerji enflasyonunda OECD ülkeleri içinde açık ara birinci geldi.

Dile kolay Haziran’da neredeyse yüzde 90’lık bir enerji enflasyonumuz var. Temmuz ayındaki elektrik ve doğal gaz zammını da eklersek enflasyon yüzde 90’ın da üzerine çıkar. Bizden sonra ikinci konumdaki Kolombiya’nın bile sadece yüzde 18’lık bir skoru var. Bu birincilik, gıda enflasyonundaki ve konut kira artışı enflasyonundaki birinciliklerimizin ardından AKP iktidarının “başarılarını” adeta taçlandırdı.

 

III. “Doğal afetlerle mücadelede yetersizlikte” altın olmasa da gümüş ya da bronz madalya sahibiyiz

İzmir’deki yangın dördüncü gününe girerken, Aydın, Muğla, Bolu ve Manisa’daki orman yangınları etkisini devam ettiriyor. Rüzgâr, yüksek nem ve yeni yangınların çıkması da ekiplerin işini zorlaştırıyor. Sadece İzmir’de 4 bin 159 kişinin tahliye edildiğini açıklandı. (2)

Bu yangın bir kez daha ülkenin bu tür afet ya da felaketler karşısında ne kadar yetersiz olduğunu gösterdi. Öyle ki İzmir’de orman yangınını söndürebilmek için yeterli hava aracı yok.

Benzer yetersizlik seller, su baskınları ve depremler, özellikle de 6 Şubat Kahramanmaraş ve Hatay depremleri sonrasında da ortaya çıkmıştı. Örneğin depremden en fazla etkilenen Hatay’da hala temiz suya erişim, hijyen, barınma ve enerji sorunu yaşanıyor.

Diğer yandan ülkeyi yönetenler, AKP’nin bu yılki kuruluş yıl dönümünde son 22 yılda ülkeyi ekonomik, sosyal ve demokratik açılardan nasıl ilerlettiklerini, ülkeye çağ atlattırdıklarını gözümüzün içine baka baka anlattılar.

Bunun gerçek olmadığını halkımız bizzat yaşayarak gördüğü gibi, uluslararası kamuoyu da belgelerle ve bilimsel araştırmalarla ortaya koyuyor. İşte bazı örnekler.

 

Dünya Risk Raporu

Bündnis Entwicklung Hilft tarafından Bochum Ruhr Üniversitesi Uluslararası Barış ve Silahlı Çatışma Hukuku Enstitüsü ile ortaklaşa yıllardır yayınlanan bir rapor var.

Bu öncü rapor, küresel afetler bağlamında çeşitliliğe odaklanarak krizler, ötekileştirilmiş nüfuslar ve toplumsal yapılar arasındaki ilişkiyi analiz ediyor. “Dünya Risk Endeksi Verileri” üzerine inşa edilen bu yılki rapor (2023), 193 ülkeyi afet yaşama riski veya deprem, tsunami, sel ve kuraklık gibi aşırı doğal olaylara karşı kırılganlık açısından sıralıyor. Rapor, krizlerin ve afetlerin kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler ve LGBTQ+ toplulukları gibi belirli topluluklar üzerindeki orantısız etkilerini vurguluyor. Keza kriz bağlamlarında bu nüfusların karşı karşıya kaldığı daha büyük risklerin altını çiziyor ve krizler sırasında bu grupların karşı karşıya kaldığı artan riskleri dikkate alan bir afet yönetimi çağrısında bulunuyor. Rapora, “Dünya Risk Endeksi” verileri, infografikler ve ülkelerin afetlere maruz kalma, zarar görebilirlik ve duyarlılıklarını gösteren haritalar eşlik ediyor. (3)

Aşağıdaki haritada örneğin, Kuzey Afrika ülkeleri ve diğer birçok Arap ülkesi gibi, Türkiye’nin de bu tür afetlerle baş etme kapasitesinin ne denli yetersiz olduğu görülüyor (koyu kırmızı renkteki ülkeler en yetersiz ülkeler).

Bir başka deyimle, ülkeyi 22 yıldır yönetenlerin doğal afetlerle mücadele konusunu yeterince ciddiye almadığını, aksine rant sağlamak gibi afetlerin önünü açan politikalara yöneldiklerini gösteriyor (nitekim İstanbul’da pek çok deprem sonrası toplanma alanının yerine AVM gibi ticari yapıların yapıldığına tanık olmadık mı?)

 

Dünya Risk Endeksi

Bu raporlarda yer alan Dünya Risk Endeksi’ne göre ise, Türkiye, afetlere dayanıklılık konusunda son derece vasat bir puana sahip. Ülke, afetlere karşı, “güvenlik açığı büyük” ve  “çok yüksek” bir kırılganlığa sahip ülke olarak tanımlanıyor. Güvenlik açığı ise; (i)sosyal eşitsizlik ve gelişme eksikliği, (ii) yetersiz siyasi istikrar, sağlık hizmetleri ve altyapı ile (iii) ilerleme eksikliği olarak tarif ediliyor. Özellikle ikinci kategoride Türkiye, doğal afetlere karşı “çok yüksek” kırılganlığa sahip olarak nitelendiriliyor. (4)

17 Ağustos günü, 1999 yılında yaşadığımız Gölcük merkezli büyük depremin yıldönümü. Maalesef o tarihten bu yana depremlere karşı alınması gereken önlemler konusunda son derece yetersiz kalındığı 6 Şubat Kahramanmaraş depreminde ortaya çıktı. Zira bu son depremde resmi olarak 50 binin üzerinde insanımızı kaybettik. Yaralananlar, kaybolanlar, evsiz kalanlar, ekonomik olarak yıkıma uğrayanlardan hiç söz etmiyoruz bile.

 

“Deprem Ölüm Yükü”

Bir diğer araştırmaya göre, depreme bağlı ölümlerden en çok etkilenen ülkelerin sık ve şiddetli depremler yaşayan ülkeler olması gerekmiyor. Araştırmacılar 500 yılı aşkın bir geçmişe dayanan verileri analiz ettiler ve bir ülkenin ‘deprem ölüm yükünün’ o ülkenin nüfusunun büyüklüğüne, altyapısının depreme ne kadar dayanıklı olduğuna, inşaat kalitesine ve afetlere müdahale etme kabiliyetine bağlı olduğunu ortaya koydular. Bu durum aşağıdaki tablodan da açıkça görülebiliyor.

Bu tür hazırlıkları olmayan ülkelerde nüfusa göre depremden ölüm oranı (deprem ölüm yükü) diğerlerine göre çok daha yüksek. Türkiye bu açıdan 6’ncı sırada yer alıyor. Buna karşılık, Japonya (28. sırada) ve Endonezya (31. sırada) gibi büyük fay hatları üzerinde olmasına rağmen nispeten düşük deprem yüküne sahip ülkeler. (5)

 

Bu örnekleri; gelir ve servet dağılımı adaletsizliğinden, insan hakları ihlallerine, yolsuzluklara, çocuk ve emekli yoksulluğuna,  kadına karşı şiddete, çocuk tacizlerine, eğitim alanında yaşanan yıkıma, basın özgürlüğüne getirilen kısıtlamalara,  kamu kaynaklarının yandaş sermaye gruplarına ve belli cemaatlere kullandırılmasına, ülkenin uluslararası mafya örgütlerinin kozlarını paylaştıkları savaş alanına dönmesine, yerleşik etik değer ve kuralların çöküşüne, savaşçı/militarist politikalara ve otoriterliğe, ne eğitimde ne istihdam olan genç nüfusun büyüklüğüne, genç işsizliğinin büyüklüğüne ve Anayasanın tanınmamasına kadar genişletmek mümkün.

Özetle, olimpiyatlarda altın madalya alamasak da eğer hayatın diğer alanlarında da olimpiyatlar düzenlenseydi, tıpkı at yarışlarındaki gibi diğer ülkelere nal toplatarak altın, gümüş, bronz madalyaları birer birer kapardık. Eee…  “İşte AKP farkı. Yaparsa AKP yapar!”

 

Diğer sorunları unutturma operasyonu mu?

Aslında, halk gıda, enerji, konut, ulaştırma, eğitim ve sağlık gibi en temel ihtiyaçlarını bile artık karşılayamaz durumdayken, yüksek enflasyon ve yoksullukla boğuşurken, Meclis’e sanki “fedailik” yapsın diye vekil olarak sokulanların kullanıldığı bir operasyonla da toplum oyalanıyor.

Bunları, yapılan bu son saldırıyı önemsiz gördüğümüz için söylemiyoruz. Aksine bu saldırı, tıpkı 1990’lı yıllarda bazı Kürt milletvekillerinin kelepçelenerek Meclis’ten zorla çıkartılmasının en son örneği,  faşizmin Meclis’teki en bariz tezahürüdür. Bu nedenle de çok önemlidir ve ciddiye alınmalıdır.

Ancak bu ve benzeri saldırıların, ülkedeki ekonomik ve sosyal çöküşün üstünün örtülmeye çalışılması gibi hizmet ettiği başka amaçlarının da olduğunu düşünmekte de yarar var.

 

Sonuç olarak

Ekonomik ve sosyal çöküş hızlandıkça, işsizlik ve yoksulluk arttıkça, yolsuzluklar ve usulsüzlükler iyice açığa çıktıkça, ülkeyi yönetenler ekonomik sorunları çözemez duruma düşüp, halkın tepkisi arttıkça, halkın iktidar bloğuna karşı olan tepkisinin büyüyerek bunun kitlesel bir karşı çıkışa dönüşünü önlemek için bu ve benzeri saldırılar bundan böyle de artarak sürecektir.

1980 öncesinde bu ve benzeri bir zihniyetle hareket eden milisler sokaklarda, mahallelerde, işyerlerinde ve üniversitelerde kanlı saldırılarını yaparlar, terör estirirlerdi. Bugün yeni olan artık bu saldırıların giderek artan bir biçimde, halkın seçilmiş bir temsilcisinin, ortada serbest bırakılmasına yönelik Anayasa Mahkemesinin lehte kararları olmasına rağmen, içeride tutulup milletvekili yapılmadığı kendilerinin “Gazi Meclis” dedikleri TBMM’de gerçekleşiyor olmasıdır.

Demokrasi güçlerinin bu durumu doğru analiz etmesinin ve amasız fakatsız en geniş demokrasi, emek ve barış cephesinde bir araya gelerek bu ve benzeri saldırıları püskürtmesinin ve halka güven vermesinin zamanı geldi de geçiyor.

 

Dip notlar:

(1)https://x.com/EconomyInformal/status/1824523135812583523/photo/1; https://x.com/EconomyInformal/status/1824593219163742246 (16 Ağustos 2024).
(2) https://www.cnnturk.com/turkiye/live-izmir-alev-alev-yaniyor-yangin-yerlesim-yerlerine-sicradi (18 Ağustos 2024).
(3) World Risk Report 2023. Bündnis Entwicklung Hilft, Ruhr University Bochum – Institute for International Law of Peace and Conflict 2023. https://weltrisikobericht.de (17 August 2024).
(4) https://www.statista.com/chart/29258/vulnerability-to-natural-disaster (8 February 2023).
(5) The-Earthquake-Fatality-Load-A-Measure-of-Impact? Bulletin of the Seismological Society of America paper (2024). https://pubs.geoscienceworld.org/ssa/bssa/article-doi/10.1785/0120230187/634519 (17 Ağustos 2024).

 

Tags: ahmet şıkAlpay ÖzalanDemokrasidepremMustafa DurmuşTBMM’de teröryangin
Previous Post

“UYUTMAK” Yalnızca Yasa Değildir; Uyutulmak İstenen Gerçekte Biziz!

Next Post

2024 Altın Kartal Ödülleri için başvurular başladı

Mustafa Durmuş

Mustafa Durmuş

Akademisyen, yazar, ekonomi politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, 1956 yılı Kelkit'te doğdu. 1977 yılından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü’nden mezun oldu. 'Güney Kore'de İhracata Dönük Sanayileşme Modeli' üzerine doktora tezi yazdı (1989). TÜRK-İŞ'e bağlı YOL-İŞ Federasyonu'nda eğitim uzmanı, Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde asistan, Birleşik Krallık York Üniversitesi'nde misafir araştırmacı/öğretim üyesi, A. Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi, Gazi Üniversitesi İİBF'de ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü öğretim üyeliği ve özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı. Şu an emeklidir. T24 ve Yeni Yaşam Gazetesi yazarı. Makalelerini yayımladığı 'Alternatif Akademi' adlı bir bloğu ve “Kamu Ekonomisi” (2008), “Kapitalizmin Krizi” (2009), “Kriz Darbe Savaş Kıskacında Türkiye Ekonomisi” (2018), “Büyük Değişim-Popülist Otoriterlik” (2019) ve “Demokratik Katılımcı Ekonomi” (2023) adlı kitapları ve çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunmaktadır. Durmuş, “Yaşamın Temel Ekonomisi” (2021), “Dünya Ekonomisini Anlamak” (2021), “Türkiye Üzerine Politik İktisat Yazıları” (2022) ve “Siyasi Ekoloji” (2022) ve “Sosyo Ekolojik Bir Toplum İçin Ne Yapmalı” (2024) adlı editörlü kitapların da yazarları arasında bulunuyor.

Yazarın Diğer Yazıları

TPD’den 17 Ağustos uyarısı: Depreme hazırlık ruh sağlığı meselesidir
Manşet Haberler

TPD’den 17 Ağustos uyarısı: Depreme hazırlık ruh sağlığı meselesidir

17/08/2026
Temmuz Ayı Enflasyonu Artarken, Ücretlerdeki Erime Sürüyor!
Ekonomi

Temmuz Ayı Enflasyonu Artarken, Ücretlerdeki Erime Sürüyor!

05/08/2026
Venezuela’da çifte deprem felaketi: Can kaybı 6 bin 125’e yükseldi
Dünya

Venezuela’da çifte deprem felaketi: Can kaybı 6 bin 125’e yükseldi

05/08/2026
“Güçlü” bir ülke mi yoksa “mutlu” bir ülke mi?
Ekonomi

“Güçlü” bir ülke mi yoksa “mutlu” bir ülke mi?

25/07/2026
Kemer sıkma ekonomik değil, politik bir tercihtir!
Ekonomi

Kemer sıkma ekonomik değil, politik bir tercihtir!

21/07/2026
Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?
Manşet Haberler

Savunma (!) Örgütü NATO Kimi Savunuyor?

15/07/2026
Next Post
2024 Altın Kartal Ödülleri için başvurular başladı

2024 Altın Kartal Ödülleri için başvurular başladı

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

by Mustafa Kumanova
19/08/2026
0

Hepimiz milliyetçiliğin görünmez duvarları tarafından tecrit edilenleriz. Tüm gericilerin ortak kanaati, "insanlar kendi başlarına hareket edemezler, bu yüzden de bir...

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

by Sonhaber
19/08/2026
0

Çatışma bölgelerinde sivillere yardım ulaştırmaya çalışan görevlilere yönelik saldırılar 2025’te kayıtlardaki en yüksek seviyeye çıktı. Yardım Çalışanları Güvenlik Veri Tabanı’na...

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

by Sarya Özgür
19/08/2026
0

Sevgili okurlar, merhaba. Bu hafta biraz Kürt müziğinin hayatımızdaki yerinden, biraz da müziğin taşıdığı hafızadan söz etmek istiyorum. Çünkü bizim...

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

by Sonhaber
19/08/2026
0

İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. Suriye devlet televizyonunun askerî kaynaklara dayandırdığı bilgilere...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik