Mustafa Sönmez
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali Türkiye’de fiyatları yukarıya iten etkenleri artırıyor. Yaz aylarında Rus ve Ukraynalı turistlerden beklenen döviz girişi de risk altında.
Türkiye, yıllığı yüzde 60-70’lerde seyreden yapışkan bir yüksek enflasyon belasına 20 yıllık bir aradan sonra yeniden yakasını kaptırdı. 2021 yılını yüzde 36 tüketici fiyat artışı ile kapatan ekonomide aylık fiyat artışları son iki ayda çift rakamlara ulaştıktan sonra şubat ayında da pek yatışmadı.
Aralık 2021 ve Ocak 2022 aylarını kapsayan 60 günde yüzde 26 artan tüketici fiyatları, şubat ayında da yüzde 4,8 arttı. Böylece tüketici fiyatlarında (TÜFE) yıllık artış yüzde 54,4’ü buldu. Üretici ya da sanayici enflasyonunda (Y-ÜFE) aylık artış temposu yüzde 7,2’ye düşse bile yıllık artış üç rakama ulaştı ve yüzde 105’i geçti. Böylece üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki makas neredeyse 51 puana kadar açıldı.
Erdoğan hükümetinin gıda maddelerinden alınan katma değer vergisini şubat ayında yüzde 8’den yüzde 1’e indirerek fiyatlara müdahale etme çabasına rağmen gıda fiyatlarındaki artış durmadı. Aylık olarak yüzde 8,4’ü bulan artışlar gıda enflasyonunun yıllığını yüzde 64,4’e çıkardı.
Şubat enflasyonunda ulaştırma grubundaki maddeler, özellikle akaryakıt fiyatlarındaki artıştan dolayı yukarı tırmanırken, mal fiyatlarını biraz geriden izleyen hizmet fiyatlarında dikkate değer artışlar oldu. Sağlık, yeme-içme hizmetleri, fiyat artışında dikkat çeken hizmet grupları.
Rusya’nın Ukrayna işgali ile önemli bir çalkantı yaşayan enerji sektöründeki olumsuzluk daha çok mart ayı enflasyonu kayıtlarına girecek. Dünya enerji ve emtia fiyatlarının artması, yıllığı yüzde 54,4’ü gören tüketici enflasyonunu mart ayında daha da yükseklere çekeceğe benziyor. Savaş rüzgarlarının, tüm önlemlere rağmen Türk Lirası’na kaybettireceği değer de yeni fiyat artışlarını getirecek gibi görünüyor. Mart ayında aylık fiyat artışı yüzde 4,7’de kalsa bile yıllık tüketici fiyatı artışı yüzde 60 basamağına çıkıyor. Bu da yeterince ürkütücü.
Tüketici enflasyonu hesaplamasında yüzde 25’lik payıyla en ağırlıklı yere sahip olan gıda grubunda hükümetin yüzde 8’lik katma değer vergisini yüzde 1’e indirme kararı pek de etkili olmadı. Gıda fiyatları şubat ayında da yüzde 8,4 artış gösterdi. Özellikle sebze fiyatlarına gelen yüzde 31’lik zam ile yıllık artış yüzde 100’ü geçti ve bu grubun enflasyon toplamındaki etkisini yükseltti. Gıdada şubat ayı itibarıyla yıllık fiyat artışının yüzde 64,4’e çıktığı görüldü. Bu, özellikle alt, alt-orta sınıf açısından tahammül edilmesi güç bir yük.
Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları konfederasyonu olan Türk-İş’in her ay yenilediği dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (buna açlık sınırı da deniyor) 4 bin 553 TL olarak açıkladı. Bu, ocak ayında yüzde 50 zam alarak 4 bin 250 TL (yaklaşık 300 USD) dolayına çıkan aylık asgari ücreti de geçen bir fatura. Yani tırmanan gıda enflasyonu sonucu asgari ücret ailenin gıda giderlerine bile yetemeyecek duruma düştü.
Gıda grubundaki hızlı fiyat artışına ulaştırma grubunun fiyat artışları eşlik etti. Tüketici enflasyonu hesaplamasında yüzde 17’ye yakın ağırlığı olan ulaştırma grubunda otomobil fiyatlarındaki artış daha küçük kalırken (yüzde 1,2) akaryakıt fiyatları, dünyada yüksek seyreden petrol fiyatlarına bağlı olarak tırmandı ve şubat ayında da yüzde 10 arttı. Akaryakıt fiyatları önceki iki ayın her birinde yüzde 23 dolayında artmıştı. Böylece akaryakıt fiyatlarındaki artış aralık ayı başından bu yana geçen 90 günde yüzde 66 gibi uçuk bir oranı buldu. Sonuçta ulaştırma grubunun şubat fiyat artışları aylık yüzde 4,5’i bulurken, yıllığı daha ürkütücü boyuta çıktı: Yüzde 75.
Dayanıklı tüketim malları içine giren beyaz ve kahverengi ev eşyalarında, yüksek döviz fiyatıyla girdi alımından kaynaklanan maliyet artışları her ay tüketici fiyatlarına yansıtılıyor ve bu grupta şubat aylık artışı yüzde 7’yi bulunca yıllık enflasyonu da yüzde 65’e yaklaştı.
Tüketicinin kullandığı, sağlık, eğitim, kültür, seyahat, lokanta vb. hizmet fiyatları, genellikle mal fiyatlarını izler. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hizmette üretici fiyatlarının yıllık artışının 2021’de yaklaşık yüzde 55 iken 2022 Ocak ayında yüzde 75’e yaklaştığını açıkladı. Bu, tüketicinin kullandığı hizmet fiyatlarının da artacağına ilişkin önemli bir gösterge.
Tüketici fiyatlarındaki artışlara “mallar ve hizmetler” kategorisindeki artışlar olarak bakıldığında 2022 Ocak ayında mal grubundaki yıllık artışın yüzde 55’i bulmasına karşın hizmetlerdeki artışın yüzde 30’da kaldığı görülüyordu. Bu da hizmet fiyatlarının geriden geldiğini ve daha düşük seyrettiğini gösterir.
Hizmet fiyatları şubat ayında başını kaldırdı. Enflasyon hesabında bazılarının ağırlığı görece düşük olsa da hizmet fiyatları şubatta etiket değiştirdi. Örneğin ilaç fiyatlarının yüzde 17 artışı ile sağlık grubunda aylık artış yüzde 6,4 olarak gerçekleşti. Eğlence-kültür grubunda da aylık artışlar yüzde 2,7’yi buldu. Gıda grubuyla yakından ilgili lokanta, yeme-içme hizmetlerinde de şubat aylık fiyat artışı yüzde 4,5 olarak gerçekleşti ve yıllık artışı yüzde 55’e ulaştı.
Şubat ayının son günlerinde başlayan Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin getireceği küresel enflasyondan Türkiye mart ayından itibaren nasibini alacak. Mart ayı akaryakıt başta olmak üzere yine gıda ve hizmet fiyatlarındaki zamlarla başladı. Mart ayı fiyat artışı yüzde 4,7’de kalsa bile tüketici fiyatlarının yıllık artışı yüzde 60 basamağının üzerine çıkıyor. Bu da yeterince moral bozucu.
Ne yazık ki mart ve belki takip eden ayların aylık fiyat artışının yüzde 5’in üzerinde seyretmesine neden olacak fırtınalar yaşanıyor. Rusya’nın Ukrayna işgalinden Türkiye’de fiyat artışları daha da olumsuz etkilenecek. Erdoğan hükümetinin aralık sonuna doğru Hazine’ye önemli yükler getirmesi pahasına uygulamaya soktuğu “kur korumalı mevduat”ın frenlediği döviz fiyatları yeniden yükseliyor.
İktidar, Merkez Bankası’ndaki emanet dövizleri her zaman yaptığı gibi kamu bankaları üstünden piyasaya vererek artışı dizginlemeyi denese de tırmanış sürecek gibi. Bu durum, dünya fiyatları tırmanan başta ham petrol ve doğal gaz olmak üzere enerji fiyatlarını yukarı çekiyor ve içeride, bütçeye yük ayarlamalarına rağmen akaryakıt fiyatlarını, kendi başına genel fiyat düzeyini yukarı itiyor.
2021’de 4 milyar dolara yaklaşan hububat ithalatının yüzde 80’ini savaşan Rusya ve Ukrayna’dan alan Türkiye’nin sadece bu kalemde yaşayacağı fiyat artışı da tüketici enflasyonunu kabartacak.
İktidar, özellikle yaz aylarında Rusya ve Ukrayna’dan gelecek 7-8 milyon turistin hiç olmasa 8-10 milyar dolar döviz girişi sağlayacağını umuyordu. Bunun, döviz fiyatlarını gerileteceği dolayısıyla enflasyonu yumuşatacağı umuluyordu.
Evdeki hesaplar çarşıya uyacak gibi görünmüyor.
Al-Monitor






